Dilek Öz’e DGM’lerden İdare ve Gözlem Kurulu’na, bitmeyen sistematik cezalandırma!

Hasta tutsak Dilek Öz’ün infazının keyfi olarak yakılmasına tepki gösteren ÖHD’li Avukat Melek Nur Ramazanoğlu, “DGM mağduru Dilek Öz, kendini Ağır Ceza Mahkemesi yerine koyan vasıfsız İdare ve Gözlem Kurulu tarafından bir kez daha cezalandırılıyor” dedi.

Hak ihlallerinin her gün biraz daha ağırlaştığı Türkiye hapishanelerinde oluşturulan İdare ve Gözlem Kurullarının sistematik hale gelen infaz yakmaları siyasi tutsakların özgürlüğünün önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. Bunun son örneği Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’nde yaşandı.

30 yıldır hapiste olan hasta tutsak Dilek Öz ve çok sayıda siyasi tutsağın koşullu salıverilme hakkının, “İyi hal olmadığı” gerekçesiyle keyfi olarak ertelendiği ortaya çıktı.

Dilek Öz’ü ziyaret eden Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi avukatlarından Melek Nur Ramazanoğlu, konu hakkında ANF’ye konuştu.

Avukat Melek Nur Ramazanoğlu, 1990’lı yıllarda müebbet hapis cezasına mahkum edilen ve 30 yıldır tutsak olan siyasi mahpus Dilek Öz’ün koşullu salıverilme hakkının “hücre cezası” gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini anlattı.

Dilek Öz’ün ilk koşullu salıverilme tarihinin normalde Ocak 2025 olduğunu belirten Melek Nur Ramazanoğlu, ancak “disiplin cezası” gerekçe gösterilerek bu sürenin 1 yıl uzatıldığına, 19 Ağustos’ta dolması gereken sürecin ise İdare ve Gözlem Kurulu tarafından bu kez de “İyi hal olmadığı” bahanesiyle 28 Kasım’a ertelendiğine dikkat çekti.

                                   Avukat Melek Nur Ramazanoğlu

KİŞİSEL BİR NOTTAN YOLA ÇIKARAK TÜM KOĞUŞA HÜCRE CEZASI

Öz’ün koşullu salıverilme haklarının peş peşe iki kez keyfi ve hukuksuz bir biçimde gasp edildiğine işaret eden Melek Nur Ramazanoğlu, “Dilek Öz’ün Ocak 2025’teki ilk koşullu salıverilme hakkı, hücre cezası gerekçesiyle ertelendi. Bu hücre cezasının neden verildiğini araştırdığımızda, tamamen keyfi olarak verildiğini gördük. Bu hücre cezası arama esnasında koğuşta bulunan bir nota dayandırılıyor. Mahpuslardan birinin bu notun kendisine ait olduğunu söylemesine rağmen, hapishane yönetimi bunu dikkate almamış ve notun ortak alanda bulunmasını gerekçe göstererek Dilek Öz’ün de aralarında olduğu tüm koğuşa 11 günlük hücre cezası vermiş. Burada iyi niyet aramak mümkün değil. Çünkü hapishane yönetimi infazı tamamlanan mahpuslara ilişkin bu hücre cezasının erteleme sebebi yapılabileceğini gayet iyi biliyor. Nitekim kötü niyetle verilen bu hücre disiplin cezası sebebiyle Ocak'tan Ağustos ayına kadar, 8 aydır Dilek Öz tahliye edilmedi” dedi.

‘İKİNCİ ERTELEME İÇİN DE TARAFSIZ KOĞUŞTA BULUNMAMASI BAHANESİ ÖNE SÜRÜLDÜ’

Dilek Öz’ün 19 Ağustos tarihindeki tahliyesinin de İdare ve Gözlem Kurulunca ‘İyi hali olmadığı’ gerekçesiyle engellendiğini ifade eden Melek Nur Ramazanoğlu, “‘İyi hali olmaması’na dayanak olarak da Dilek Öz'ün tarafsız koğuşta bulunmaması, yani siyasi koğuşta olması bahanesi öne sürülmüş. Bundan dolayı da bu suça ilişkin pişmanlık duyduğuna dair bir kanaat oluşturulamaması gerekçe gösterilmiş. Bu zaten diğer mahpuslarda da gördüğümüz sabit, stabil, kurulun kopyala yapıştır yaptığı bir karar metni” dedi.

‘BAKIRKÖY HAPİSHANESİNDEKİ KURUL KANUNLA ALAKASIZ SÜREÇ İŞLETİYOR!’

Bakırköy Kadın Hapishanesi’nde kanunda düzenlenen İdare ve Gözlem Kurulu'nun niteliği, yapısı, karar verme şekliyle tamamen alakasız bir süreç işletildiğine dikkat çeken Melek Nur Ramazanoğlu, bu kurula Cumhuriyet Savcısı'nın başkanlık etmesi gerekirken, buradaki mahpusların savcı yüzü görmediğine işaret etti.

Melek Nur Ramazanoğlu, Bakırköy Hapishanesi’ndeki kurulun nasıl işlediğini şöyle anlattı: “Dilek Öz ve diğer mahpuslar öncelikle bir psikolog ve eğitim birimine götürülüyorlar. Sonrasında da baş memur, memur amirleri dedikleri, infaz koruma memurlarının amiri olan kişi ve ikinci müdür ile görüşüyorlar. Hapishane yönetiminin ikinci müdüründen sonra üç kişilik bir ekip daha tekrar mahpusları görüyor. Tabii bu işleyiş tamamen göstermelik. Psikolog iyi hal durumuna ilişkin makul bir soru soruyor mu? Sormuyor. Aldığı cevaplarla psikoloji biliminin bir ilkesine göre bir dayanak sunuyor mu? Bir bilimsel veriyle karşılaştırma yapıyor mu? Hayır. Psikolog göstermelik bir değerlendirme raporuyla baş memur ve ikinci müdürden oluşan ekibe iletiyor ve günün sonunda da Dilek Öz bu dayanaksız, hiçbir makul hukuki gerekçesi olmayan kararla halihazırda zaten 30 yıl hapishanede kalmış olmasına rağmen bir kere daha tahliyesi engellenmiş oluyor.

‘SÜRECE RAĞMEN SALIVERİLME HAKKI VASIFSIZ KURULLARCA ENGELLENİYOR’

Bu kurulda haklara dair herhangi bir bilgisi olmayan hapishane memurları karar veriyor. Yani nitelikli bir hukukçuyu bir kenara bırakalım, hiçbir hukukçu yok kurul içerisinde. Böyle ciddi bir problem. Savcı var, ama mahpuslar onu hiçbir şekilde görmüyor. Savcı sadece prosedür gereği karara imza atıyor. Zaten Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nde (DGM) tarafsız ve bağımsız olmayan mahkemelerce yargılanıp mağdur edilen Dilek Öz, bugün de kendini adeta Ağır Ceza Mahkemesi yerine koyan İdare ve Gözlem Kurulu tarafından bir kere daha cezalandırılıyor. Kaldı ki Dilek Öz hasta bir mahpus. Kalp, böbrek, kronik astım rahatsızlıkları var. Ailenin ve sivil toplum örgütlerinin yıllardır hasta mahpus statüsünde yapmış oldukları tahliye başvurularına rağmen Dilek Öz tahliye edilmemişti. Hem hasta olduğu hem de zaten infazını tamamlamış olduğu göz önünde bulundurularak zaten tahliye edilmesi gerekirken, tekrar aynı hukuksuz kararla karşı karşıyayız.

Bayram öncesinde bir infaz düzenlemesi yapıldı. Bu aynı zamanda Barış ve Demokratik Toplum süreciyle bağlantılı olarak devletin adım atmasının beklendiği bir süreç. Burada en azından hasta mahpuslarla ilgili bir düzenleme bekliyorduk. Bu bir samimiyet göstergesi olacaktı ama maalesef 10.Yargı Paketi ile de bu konuya ilişkin yeterli düzenleme yapılmadı. Bir süreç yürütülüyor ama zaten burada en önemli mesele, hapishaneler. İnsanlar gerekçesiz, sudan sebeplerle hayatlarının 30 yılını kaybetmişken, salıverilmeleri bu sürece rağmen vasıfsız kurullarca engellenmeye devam ediyor.”

‘LİSANS MEZUNUNA OKUMA YAZMA KURSUNA GİTMEDİ DİYE ERTELEME’

İnfaz yakma hukuksuzluğunun sadece Dilek Öz’e değil, hemen hemen bütün siyasi mahpuslara yönelik bir cezalandırma biçimi olarak işletildiğine dikkat çeken Melek Nur Ramazanoğlu, “Dilek Öz’den önce Delal Tekdemir'in de infazı hukuksuzca ertelendi. O da Bakırköy Hapishanesi’nde. Onun infazı okuma-yazma kursuna katılmadığı gerekçesiyle ertelendi. Kaldı ki Delal Tekdemir lisans mezunu olarak hapishaneye girdi. Zaten halihazırda lisans mezunu olan bir kişiye okuma yazma kursuna gitmediği için erteleme veren İdare ve Gözlem Kurulu’nun kararlarına nasıl itibar edebiliriz?

Dediğim gibi hukuki hiçbir vasfı olmayan bir kurul. Delal Tekdemir'in kim olduğuna bakmamışlar bile. Okuma-yazma kursuna katılmamak, kanun çerçevesinde bir iyi hal olmadığına dair bir gösterge olarak yazılı. Ama bunun mahpusla ilişkisini kurmamışlar. Yani Delal Tekdemir kimdir, okuma yazmaya ihtiyacı var mı? Başka bir mahpusun da, ‘Halk kütüphanesinden kitap almamış’ gerekçesiyle infazı yakılmış.

Şimdi zaten siyasi koğuşlar, aktif kitap okuyan ve entelektüel anlamda da yüksek sayabileceğimiz insanlardan oluşuyor. Bunu hapishane yönetimi infaz koruma memurları da biliyor. Ama aynı memurlar, aynı baş memurluk, aynı kurul mahpusların dışarıdaki; yani hapishane dışındaki halk kütüphanesinden kitap almamış olmaları sebebiyle iyi hali olmadıklarını değerlendiriyor. İnfaz yakmak için hiçbir gerekçe olmadığını biliyor kurul ve bir şekilde ne uydurabiliriz diye düşünerek tamamen hukuksuz kararlarla mahpusların tahliye haklarını engelliyorlar” dedi.

BAKIRKÖY’DE ÜÇ SİYASİ MAHPUSUN DAHA İNFAZI YAKILDI

En son Dilek Öz’ü ziyaret ettiği 15 Ağustos günü siyasi mahpuslar Süreyya Bulut, Eylem Özer, Rojavalı Silva Raşit’in benzer hukuksuz gerekçelerle infazlarının yakıldığını öğrendiğine dikkat çeken Melek Nur Ramazanoğlu, daha önce de Delal Tekdemir, Türkan Karadaşlı, Mekke Sönük ve Dilan Kutlu isimli mahpusların da koşullu salıverilme haklarından faydalanmalarının İdare ve Gözlem Kurulu tarafından keyfi olarak engellendiğini aktardı.

‘İDARE VE GÖZLEM KURULLARININ KARARLARI AİHM’E DE AYKIRI’

Dilek Öz ve diğer siyasi mahpuslar için itirazlarını yapacaklarını belirten Melek Nur Ramazanoğlu, bu hukuksuzluğun ortadan kalkması için sürecin takipçisi olacaklarını vurguladı.

İdare ve Gözlem Kurullarının verdiği kararların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) de aykırı olduğunu belirten Ramazanoğlu şunları kaydetti: “İdare ve Gözlem Kurulu mahpusun suçundan dolayı pişman olup olmadığına ilişkin bir değerlendirme yapıyor. Aslında kurulun oluşturulma, yani bu düzenlemenin getirilme sebebi bu zaten. Ama AİHM, bir kişinin pişman olup olmadığına ve hapishaneden çıktıktan sonra tekrar bir suç işleyip işlemeyeceğine dair hiç kimsenin kesin bir kanaat oluşturamayacağını söylüyor. Diyor ki sen hangi kurulu oluşturursan oluştur, hangi uzmanı koyarsan koy, bir kişinin hapishaneden çıktıktan sonra tekrar suç işleyip işlemeyeceğine kanaat getiremezsin. Bu karar sebebiyle İdare ve Gözlem Kurulu'nun varlığı tartışılabilir. Muhtemelen İdare Gözlem Kurullarının 5 yıl sonra tamamen ortadan kaldırılmasına karar verilecek. Biz de bunun için mücadele etmeye devam ediyoruz.”