Düşünmez: ‘Umut hakkı’nın uygulanması sürece güveni artırır

DEM Parti Milletvekili Onur Düşünmez, PKK’nin fesih kararı ve Meclis Komisyonu raporuna rağmen iktidarın somut adım atmamasını eleştirerek, “umut hakkı” ve yasal düzenlemelerin barışın vazgeçilmez eşiği olduğunu vurguladı.

ONUR DÜŞÜNMEZ

İmralı’da rehin tutulan Önder Apo için uluslararası hukukta yer alan “umut hakkı” tartışmaları yeniden gündeme gelirken, konu aynı zamanda olası barış süreci tartışmalarıyla birlikte değerlendiriliyor. Hukukçular ve siyasetçiler, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğüne kavuşma ihtimalini ifade eden umut hakkının tanınmasının yalnızca hukuki bir mesele olmadığını; aynı zamanda Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümüne yönelik adımlar açısından da önemli bir başlık olduğunu belirtiyor.

ANF’ye konuşan DEM Parti Colemêrg Milletvekili Onur Düşünmez, şunları aktardı: “27 Şubat çağrısından sonra PKK, barış iradesini somutlaştırmak adına önce ateşkes ilan etti, ardından kongresini toplayarak kendisini feshetti. Bu, elli yıllık bir mücadele geleneğinin 'Artık koşullar oluşursa siyasal mücadele yürüteceğiz' deklarasyonuydu. Ancak biz bugün ne görüyoruz? Siyaset yapmanın önündeki engeller hâlâ yerli yerinde duruyor. Halk, başlangıçta bu sürece çok güçlü bir kredi verdi; fakat devletin tek bir somut yasal düzenleme bile yapmaması, bu toplumsal güveni ciddi şekilde aşındırıyor.”

‘SAYIN ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜ HUKUKİ BİR GEREKLİLİKTİR’

18 Şubat 2026'da son toplantısını yapan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporuna değinen Düşünmez, hukuki normların siyasi pazarlık konusu yapılamayacağını ifade etti: “Komisyon 21 toplantı yaptı, toplumun her kesimini dinledi ve sorunun kök nedenlerini tespit etti. Ortak raporda çok net bir vurgu var: ‘AİHM ve AYM kararları uygulanmalı.’ Bu, doğrudan 'umut hakkı' demektir. 27 yıldır ağır tecrit altında barışta ısrar eden Sayın Öcalan’ın çalışma koşullarının sağlanması ve fiziki özgürlüğüne kavuşması artık hukuki bir gerekliliktir. Devletin bu kararlara karşı direnmesi, barış iradesini sakatlamaktadır.”

‘DEVLET ÇATIŞMA İKLİMİNİ SÜRDÜRÜYOR’

Devletin ‘içeride barış, dışarıda çatışma’ ikilemini sürdürdüğünü belirten Düşünmez, şöyle konuştu: “Halkın güçlü sahiplenmesi sayesinde devlet yeni kayyımlar atamaktan vazgeçmek zorunda kaldı; ancak işgal edilen belediyelerden de geri adım atmadı. Bir yandan barıştan söz edilirken, diğer yandan dış politikada Kürt halkının kazanımlarına yönelik düşmanca tavır devam ediyor. Kumpas davalarıyla sonuç alma arayışı, tutsakların rehin tutulması ve demokratik etkinliklere müdahale edilmesi, barış diline uygun pratikler değildir. Bu sığ ve güvenlikçi yaklaşım terk edilmelidir.”

‘YASAL DÜZENLEME ŞART’

Sürecin sadece söylemle yürütülemeyeceğini belirten Düşünmez, kalıcı barış için atılması gereken öncelikli adımları şöyle sıraladı: “Sürecin gerektirdiği yasal düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi, silah bırakanların ve siyasi nedenlerle ülkeyi terk etmek zorunda kalanların onurlu bir şekilde yurda dönüşünün önünün açılması. Örgüt üyeliği ve benzeri suçlamalarla açılan siyasi davaların düşürülmesi ve cezaevlerindeki tutsakların serbest bırakılması.

Farklı anadillerin, inançların ve kültürlerin anayasal düzeyde tanınması; anadilde eğitimin önündeki engellerin kaldırılması. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na konulan çekincelerin kaldırılması, sivil toplumun örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması ve bölgeler arası ekonomik eşitsizliklerin giderilmesi.”

‘DAHA FAZLA ÖRGÜTLENEN KAZANAN OLACAKTIR’

Düşünmez, devletin adım atmamasına rağmen örgütlenmenin önemine de dikkat çekerek şunları söyledi: “Sayın Öcalan'ın da belirttiği gibi, ‘Daha fazla örgütlenen bu sürecin kazananı olacaktır.’ Bizler sadece devletten adım beklemiyoruz; halkın kendi komünlerini inşa etmesi, birliğini sağlaması ve demokratik toplum anlayışıyla omuz omuza mücadeleyi büyütmesi belirleyicidir. Yeni yüzyılda tüm halkların kazanacağı bir yaşamı inşa etmekte kararlıyız.”