Emekçilerin gündemi barış

SES Aksaray Şube Eşbaşkanı Diren Can Kaya, işçi ve emekçilerin gündeminin onurlu bir barış olduğunu, ancak AKP’nin demokratikleşme getireceğine inanmadıklarını söyledi.

İşçi ve emekçilerin örgütlü yapılarının, ‘Demokratik toplumun öznesi, devlet değil toplumdur’ diyerek mevcut iktidardan bir şey beklemeden çalışmalarını sürdüğünü belirten SES Aksaray Şube Eşbaşkanı Diren Can Kaya, KESK olarak da onurlu bir barış talebini her fırsatta dile getirdiklerini vurguladı.

ANF’ye konuşan Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Aksaray Şube Eşbaşkanı Diren Can Kaya, geçmiş deneyimlerden kaynaklı olarak işçilerin sürece kaygılı yaklaştıklarını belirtti. Kaya, “İşçi ve emekçiler, geçmiş deneyimleriyle kaygılı yaklaşsalar da yaşanan sefaletin çaresinin barış ve demokratik toplum olacağının bilinci ve inancıyla süreci takip etmeye başladı. SES ve bağlı olduğumuz konfederasyon KESK olarak onurlu bir barış talebini her fırsatta dile getirdi. Örgütsel tutumumuzun onurlu barışın tarafı olacağını her dönem olduğu gibi deklare etmeye devam ediyoruz. Bu toprakların en büyük emek örgütü olma iddiamız bizim aynı zamanda barış, demokrasi, kadın ve ekoloji örgütü olmamızdan doğmaktadır. İşçi ve emekçilerin diliyle kimliğiyle özgürce mücadele edebilmesinden gelmektedir” dedi.

MEVCUT İKTİDARDAN BİR ŞEY BEKLEMEDEN

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki dönem toplu sözleşme döneminde sendikaların talebine karşın “1 merminin fiyatı ne kadar” diye soru sorduğunu hatırlatan Kaya, şöyle devam etti: “Sürecin başlangıcıyla akıllarda beliren ilk şey mermi fiyatını sermaye sahiplerine yöneltmeyen siyasi iktidarın artık emekçilere de yönelttiği en büyük bahanesinin ortadan kalkacağıydı. KHK’lerle işinden ekmeğinden edilen emekçilerin, kayyum darbeleriyle açlığa mahkum edilen binlerin talepleri nettir. Bugün gelinen aşamada kayyumların en son Van’da işçileri ekmeğinden etmesi, sendikalı olsun olmasın tüm emekçilerde bu süreçte güvensizlik duyulan taraf ciddi anlamda yüksek sesle telaffuz edilmeye başlanmıştır. İşçi ve emekçiler aynı şekilde Türkiye demokrasi güçlerine yönelik tek adam rejiminin saldırılarını görürken yine bizzat iktidarın eliyle TİS sürecinde yoksulluk ve sefalete mahkum edilmiştir. Yine Van kayyumuyla işinden edilen emekçiler için bir imza ile kayyumu tarihin çöplüğüne gönderip işçileri işlerine başlatabilecek imkanlar varken tercihini baskıdan yana kullandığı da görülmektedir. Ancak işçi ve emekçilerin örgütlü yapıları; ‘Demokratik toplumun öznesi, devlet değil toplumdur’ diyerek mevcut iktidardan bir şey beklemeden bu bilinçle çalışmalarını yürütmeye çoktan başladığı da gözlerden kaçmamalıdır.”

PKK’NİN ADIMLARI EMEKÇİLERİN GÜNDEMİNDE

PKK’nin atmış olduğu adımların, fabrikalardan atölyelere, hastanelerden vergi dairelerine işçi ve emekçilerin gündeminde ciddi yer tutarak üzerine konuşulduğunu paylaşan Kaya, şunları söyledi: “İşçi ve emekçiler açısından meşruluğunu yitirmiş tek adam rejimiyle yönetilen bir yapının demokratik toplumu inşa etmesini veya bu süreç için eşit adımlar atmasını beklemek büyük bir gaflete götürür. Ancak neden adımların hızlanması gerektiğini şöyle ifade edebiliriz; bugün hem Türkiye’nin hem Ortadoğu’nun durumu bellidir, bildiği yanıldığına yetmeyen, kibriyle hareket eden ve kendi çıkarlarını düşünerek süreci baltalamak için uğraşan kesimlerin gönlünü yapmaya değil, Türkiye halklarının kendi dili ve kimliğiyle özgürce yaşadığı, emeğin söndürülmediği, demokratik bir toplumun inşası için Türkiye halklarının kaybedecek saniyesinin kalmadığı her alanda dillendirilmesi gerekmektedir.”

SADECE ULUS MESELESİ DEĞİL

Hem Türkiye hem de Kürdistan’da yaşayan emekçilerin, Kürt meselesinin sadece ulus meselesi olmadığını bilmeleri gerektiğini kaydeden Kaya, şunları ekledi: “Kapitalist modernitenin kendi sömürü denklemini yaşatabilmek için stratejik bir noktada konumlandığını unutmamalıyız. İşçi ve emekçiler onurlu bir barış için mücadele etmeli.”