Migros depo işçilerinin, 28’lik sefalet zam dayatmasına, kölece taşeron çalışma koşullarına ve sendika seçme hakkının engellenmesine karşı DGD-Sen öncülüğünde başlattığı direniş 17. gününde kararlılıkla sürüyor. Haftalardır muhatap bulamayan işçiler, direnişi üçüncü kez taşıdıkları Migros patronu Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki villasının önünde işkenceyle gözaltına alındı. Talepleri karşılanana kadar geri adım atmamaya kararlı işçilerin en büyük destekçilerinden olan eski Migros depo direnişçilerinden Sevda Kırca, ANF’ye konuştu.
Sevda Kırca, 2022 yılında Migros Esenyurt deposunda yüzde 8’lik sefalet zammı dayatmasına ve kötü çalışma koşullarına karşı 3 Şubat’ta saatlik ücretlerine 4 TL zam talep ettikleri için işten çıkartılan direnişteki 257 işçiden biriydi. 4 yıl sonra ateşini yaktıkları direnişin büyüdüğünü görmenin mutluluğunu yaşayan Sevda Kırca, birkaç yıl önce DGD-Sen öncülüğünde ördükleri mücadelenin bugün meyvelerini verdiğini kaydetti.
‘ESKİ MİGROS DEPO GREVCİSİ, İŞÇİLERİ SATA SATA MİGROS’UN TAŞERON PATRONU OLDU’
Kırca, Migros depolarındaki sömürü çarkının kırılamamasını Türkiye'de gerçekten namuslu, onurlu bir sendika olmamasına bağladı. Var olan sendikaların işçilerin değil, patronların yanında olduklarına işaret eden Sevda Kırca, DGD-Sen gibi işçinin yanında olan bağımsız sendikaların devletin barajına takılıp protokol imzalayamadıklarını aktardı. Depolarda hâlâ güvencesiz taşeron koşullarının dayatıldığını hatırlatan Sevda Kırca, “4 yıl önce de Us-Grup taşeron firması vardı depoda, bugün de öyle. Ama burada ilginç ve düşündürücü olan mesele, US- Grup’un patronlarından olan Veysel Cingöz’ün hem eski Migros depo çalışanı hem de Migros depo işçilerine sendika olarak dayatılan Tez Koop-İş’in eski başkan yardımcısı olmasıdır. Yani işçileri sata sata bu mevkilere yükseldi, para babası oldu. Zaten namuslu ve onurlu bir duruşla buralara gelemezsin. Nitekim eski Migros depo grevcisi olan Cingöz, Migros’un taşeronu olup grevcileri ezmeye başladı. Bugün yaklaşık 6 bin depo işçisi direnerek Us-Grup’u aradan çıkardılar ama bu sefer de Migros kadrosuna alınacak işçilere sarı sendika Tez Koop-İş’e üye olma şartı dayatılıyor” dedi.
‘VERGİ KESİNTİSİ NEDENİYLE MAAŞLAR ASGARİ ÜCRETİN ALTINA DÜŞÜYOR’
Depo işçilerinin en önemli taleplerinin yüzde 50 zam artışının yanı sıra, maaşlarına vergi kesintisi yapılmaması olduğunu vurgulayan Sevda Kırca, “Vergi kesintisi yapıldığı zaman otomatikman maaşlar asgari ücretin altına düşüyor. Maaş 30 bin ise, 24 bine düşüyor. O zaman işçiler neden bu kadar ağır koşullarda çalışsın ki? İşçileri depoda eksi 1, eksi 2 derecede çalıştırıyorlar. Yine kadın işçi olsun, erkek işçi olsun fark etmiyor; korkunç ağırlıklar taşımak zorunda kalıyorlar. Çok ağır koşullarda çalışan bu insanlara bir de asgari ücreti dayatıyorlar. Üstelik asgari ücrete 150-160 saat ekstra mesai yaptırıyorlar. Burada çalışan arkadaşların hepsi genç ve bir yıl dolmadan hepsi bel ve boyun fıtığı oluyor. Hiçbir insan bu şartlar altında çalışmak istemez. Çalışacaksak, onurlu koşullarda çalışalım diyor işçiler” diye konuştu.
‘PATRONLARIN UNUTTUĞU DİRENİŞ HAFIZASINI İŞÇİLER DAHA İLERİ TAŞIDI’
DGD-Sen öncülüğünde 2022 yılında yaptıkları direniş sayesinde birçok kazanım elde ettiklerini hatırlatan Sevda Kırca, bu kazanımların işçilere ancak 1 yıl rahat nefes aldırdığını, daha sonra tekrar sorunların baş göstermeye başladığını belirtti. Direnişleri sayesinde önceki Migros yönetimini gönderdiklerini ama gelen yeni yönetimin de aynı sömürü koşullarını dayattığını dile getiren Sevda Kırca, şöyle konuştu: “Patronlar akıllanmadılar ve hiçbir zaman akıllanmayacaklar. Bizim direnişimizi unuttular. Ama işçiler, direniş hafızasını unutmadılar ve bu hafızayı daha ileri taşıyarak, sefalet zam dayatmasına karşı sadece Esenyurt deposunda değil, ülke çapında 12 ayrı depoda iş bırakma eylemi başlattılar. Bizim ilmek ilmek işlediğimiz her adım bugün İzmir’den Adana’ya, Diyarbakır’dan Van’a ülkenin dört bir tarafına yayıldı. Dolasıyla gelinen noktada hiçbir işçi arkadaşın geri adım atmayacağını düşünüyorum. Sonuçta demin de anlattığım gibi çok kötü çalışma koşullarına maruz kalıyorlar. Deponun dondurucu soğuğunda çok ağır koliler ve yükler taşıyorlar, kadın işçiler mobbinge, sözlü baskı ve tacize uğruyor. Kaldı ki Esenyurt sanayi bölgesi ve kadınların çalışabileceği başka bir yer yok. Kadınlar açısından çok ağır bir iş ama ben kendimden biliyorum, ekmek parası için bu koşullara mecburen katlanıyoruz. Mesela depoda bu son direnişte iş bırakma eylemi yapan bedensel engelli bir temizlik işçisini İnsan Kaynakları Müdürü Kezban Erol, ‘Sen kambursun, seni bir daha kim işe alır?’ diye aşağılamış. Depoda işçiler korkunç aşağılamalara maruz bırakılıyor. İK müdürü Erol beyaz yakalı olduğu için özellikle mavi yakalıları hor görüyor. Kadın olmasına rağmen kadın işçilere çok hoyratça davrandığını bizzat işçiler anlatıyor.”
‘TÜM DEPOLARIN GÖZÜ KULAĞI, DİRENİŞİN KALESİ MİGROS ESENYURT DEPOSUNDA!’
Migros depo işçilerinin ilk defa hak gasplarına karşı birlik olduğunu kaydeden Sevda Kırca, tüm depo işçilerinin gözü ve kulağının bu direnişin lokomotifi olan Migros Esenyurt deposunda olduğuna dikkat çekti. Bu anlamda Migros Esenyurt deposunun bir direniş kalesi olduğunu vurgulayan Kırca, “BİM gibi, 101 gibi, ŞOK gibi birçok deponun gözü Migros Esenyurt deposunda. Bizim burada kazanmamızı bekliyorlar. Hepsinin büyük bir umudu var. Halktan talebimiz 4 yıl önceki dayanışmayı göstermeleri ve Migros’u boykot etmeleri” dedi.