Avrupa Konseyi Bakanları Komitesi’nin ‘umut hakkı’ kararının uygulanması için Türkiye’ye tanıdığı sürenin Eylül 2025’te dolacak olması nedeniyle, Avrupa’daki demokratik Kürt kurumları ve dostları 15 Eylül’den itibaren Strasbourg’ta bir dizi eylem gerçekleştirecek.
ANF’ye konuşan Kürt siyasetçi Seydi Fırat, Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve tecridin hala devam ettiğini belirterek, Kürt ve demokratik kamuoyu açısından artık Önder Apo’nun özgürlüğünün kaçınılmaz bir süreç olduğunun altını çizdi.
Seydi Fırat, Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini hatırlatarak şunları söyledi:
“Türkiye’nin uluslararası sözleşmelere imza atması nedeniyle bu hakkı uygulaması gerekiyor. Bu hakkı uygulamak, Türkiye’nin önündeki temel görevdir. Fakat şimdi Türkiye bundan kaçıyor. Bundan kaçması nedir? Esasında hukuksuzluğa yönelmek, altında imza attığı uluslararası sözleşmeleri yok saymak demektir. Bu yaklaşım doğru değildir.”
Fırat, uygulanan tecrit politikalarının Kürt tutsaklara ve Önder Apo’ya yönelik ciddi bir hukuksuzluğa ve hak gaspına dönüştüğüne dikkat çekerek, “Bir hakkı ortadan kaldırmak, görmezden gelmek tümden bir hukuksuzluktur. Aslında başka bir tür işkencedir; hukuku ayaklar altına almaktır” dedi.
‘KONSEY, DAHA GÜÇLÜ TAVIR ALMALI’
Fırat, Avrupa Konseyi’nin Türkiye’ye süre tanımasına rağmen henüz somut bir adım atmadığını belirterek, Türkiye’ye karşı daha net ve güçlü bir tavır alınması gerektiğini vurguladı.
Fırat, Önder Apo’nun özgürlüğünün Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümünün temel esaslarından biri olduğunu ve aynı zamanda devletin samimiyetinin de ölçüsü sayıldığını söyledi. Sadece tecridin kaldırılmasının yetmeyeceğini, Önder Apo’nun özgür bir insan olarak hareket edebilmesinin sağlanması gerektiğini de ekledi.
Seydi Fırat, 15 Eylül’de Avrupa Konseyi binası önünde başlatılacak eylemler dizisini de hatırlatarak, Strasbourg’ta on yılı aşkın süredir her hafta sürdürülen nöbetlerin bu kez kitlesel bir katılımla güçleneceğini belirtti. Avrupa’nın birçok kentinden yapılacak katılımların önemine işaret eden Fırat, şu çağrıyı yaptı:
“Ne kadar güçlü bir katılım olursa, Avrupa’nın Türkiye’ye yönelik tutumu da o kadar netleşir. Bu kritik süreçte halkımızın, devrimci demokratik güçlerin, sivil toplum örgütlerinin ve aydınların eylemleri büyük değer taşımaktadır.”