GÖRÜNTÜLÜ

'Gazetecilik geleneğini sürdüren yüzlerce Gulistan olacak'

Gulistan Tara’nın hem mesleğinde hem yaşamında unutulmaz bir iz bıraktığını vurgulayan gazeteci Sinem Adalı, “Şehadeti bizim için ağır bir kayıptı. Fakat onun çizgisinde yürüyen yüzlerce Gulistan olacaktır” dedi.

GÜLİSTAN TARA

Türk devletinin 23 Ağustos 2023’te Başûrê Kurdistan’ın Silêmanî kentine bağlı Seyîdsadiq ilçesinde düzenlediği SİHA saldırısında gazeteciler Gulistan Tara ve Hêro Bahadîn yaşamını yitirmişti. Tara’nın şehadetinin birinci yıldönümü vesilesiyle meslektaşı ve yakın arkadaşı gazeteci Sinem Adalı, ANF’ye konuştu.


Gulistan Tara ile 26 yılı aşan bir yol ve meslek arkadaşlığı olduğunu belirten Sinem Adalı, “Onun kaybı basın camiası için çok büyük bir kayıptır. Hem değerlere bağlı hem de mesleğine bağlı bir gazeteci olarak yeri kolay kolay doldurulamayacak biriydi” dedi.

Adalı, 1999 yılında Kuzey Kürdistan’da tanıştıkları günleri şöyle anlattı: Önderliğimizin komplo sonucu Türkiye’ye getirildiği ve ardından eylemselliklerin hız kazandığı, birçok yerde fedai eylemlerin gerçekleştiği bir döneme denk geliyor tanışmamız. O süreçte Batman şehir merkezinde bir fedai eylem gerçekleşmişti. Nezahat Boyacı (Şehrîstan) adında bir kadın gerilla tarafından yapılmıştı bu fedai eylem. Bu da Batman gençliği üzerinde çok ciddi anlamda bir etki yaratmıştı. Hem toplum üzerinde, hem de gençlik üzerinde. Zaten Kuzey Kürdistan’da, Türkiye metropollerinde, Avrupa’da eylemselliklerin çok yoğun olduğu bir süreçti. Toplum fedai çizgideydi. O atmosferde Gulistan Tara ile Kuzey Kürdistan’da bir eğitim devresinde yan yana geldik ve orada tanıştık. Gulistan Tara’nın ailesi de yurtseverdir. O yurtseverlik, devrimci geleneği ailesinden almıştı. Ablasının cezaevinde olmasından kaynaklı cezaevlerine gidiş-gelişiyle yurtsever aileler arasında bir dayanışma oluyordu. Benim ailem ile Gulistan Tara’nın ailesi de birbirlerini tanıyorlardı. Biz arkadaşlığımız pekişince bunu öğrendik.

Gulistan arkadaş çok gençti o yıllarda. İlk defa ailesinden kopmuştu. Bir eğitim sürecindeydi, çok zorlu koşullar vardı. Bünyesi çok zayıftı. Uyum sağlama konusunda belli zorlanmalar yaşasa da bunu hiçbir zaman bir engel haline getirmedi. Sürekli onunla mücadele eden, onu aşmaya çalışan, bir şeyler yapmaya çalışan bir duruşu söz konusuydu.

İlk aklımda kalan şey şuydu; ilk tanışmamızdan 2-3 aylık eğitim devresine kadar sürekli çok zarif, çok narin, fiziksel olarak zorlanan ama düşünsel olarak da bununla mücadele edip, bunu aşmaya çalışan biriydi."

'ÇALIŞMALARINDAKİ BAŞARISI YAŞAMINDAKİ BAŞARISIYLA UYUMLUYDU'

4-5 yıl sonra Medya Savunma Alanları’nda yeniden bir araya geldiklerini söyleyen Sinem Adalı, Tara’nın gazetecilikteki disiplinine vurgu yaptı: "O süreçte Medya Savunma Alanları’nda o süreçte gazetecilik yapıyordu. Ben de farklı çalışma sahasından gelmiştim. Basında çok hızlı klavye kullanan, basın çalışmasına hakim olan, disiplin olan bir çalışma performansı vardı.” 

Adalı, Gulistan Tara’nın mesleğiyle özdeşleşen bir karakter olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Benim de basın çalışmalarıma geçmemi istedi, bulunduğu kuruma da bu isteğini iletmişti. Ben de ikna oldum ve onunla çalışmaya karar verdim. Onun çalışmadaki duruşu, katılımı, tarzı çok fedakarcaydı. Hiçbir zaman ben şunu yaparım, siz şunu yapın tarzında bir yaklaşımı yoktu. Hesapçı değildi, arkadaşının yükünü de kaldırabilen, arkadaşına bir şeyler katan, yaşamı paylaşan, üzüntüsünü, sevincini, duygularını her açıdan paylaşan bir duruşu vardı. Bu yüzden çalışmalarındaki başarısı ile yaşamdaki başarısı uyumluydu. Bazı gazeteciler var çalışmalarında çok başarılı olur ama yaşamda, arkadaşlık ilişkilerinde, diğer yönüyle çok başarılı olmazlar. Gulistan Tara çalışmalarında başarılı olduğu kadar yaşamda da başarılıydı.

Çok candandı, çok içtendi. Gulistan, kendisini ilk defa gören bir insan da bile iz bırakabilirdi. Bu neydi? Yaşama kattığı emekle ilintiliydi. Mesela yaşama çok ciddi emek katardı, arkadaşlara çok emek verirdi. Kendisinden ödün verirdi ama arkadaşının incinmemesi için elinden geleni yapardı. Bu onun temel özelliğiydi. Bir de ekip çalışması açısından şöyle bir duruşu vardı; mesela bulunduğumuz ortamda sayısal olarak belki çok kalabalık değildik ama damgasını vuruyordu. Arkadaşlarıyla uyumluydu. Uyum yakalama durumu da emekle gelişiyordu. Yani bir eksiklik olduğunda eleştirirdi, bir eksiklik olduğunda üzerine giderdi. Bunu incitici tarzda yapmazdı, daha çok anlatarak, kavratarak, kendi deneyiminden yola çıkarak bunu yapardı. O yüzden de onunla bir an, bir gün ya da daha fazla yaşayan bir insan bile onu hiçbir zaman unutmaz.”

'BASINDA CİNSİYETÇİ BAKIŞA KARŞI MÜCADELE EDERDİ'

Tara’nın, basında erkek egemen yaklaşımlara karşı da kararlı bir duruş sergilediğini belirten Sinem Adalı, “Basında cinsiyetçi, erkek egemen yaklaşımlardan kaynaklanan bakış açılarına karşı mücadele ederdi. Bunu yaparken de kaba anlamada, bilinçsizce ya da farkında olmadan kırıp dökme tarzında değildi, duruşuyla bunu ortaya koyardı ve çevresini etkilerdi. O yüzden hep hatırlanacaktır. Şehit düştüğünde onunla çalışan, onunla kalan erkek arkadaşlarından tutun kadınlar arkadaşlarına kadar Gulistan’ın adı geçtiğinde boğazları düğümlenirdi, çok etkilenirlerdi. Hepimiz açısından öyleydi. O yüzden de bizim açımızdan ciddi anlamda bir kayıptı. Bu kaybın yerini doldurmak için yeni gazeteci adayların onu örnek alarak, onun çizgisinde yürüyerek, o geleneği devralarak mümkün olabilir. O yüzden de Gulistan arkadaşı andığımızda içimiz buruk oluyor. Bunu çok da kabullenemiyoruz. Çünkü gerçekten yaşaması ve yaşatması gereken bir arkadaştı" diye konuştu. 

'ONLARIN GELENEĞİNİ SÜRDÜRECEK, TOPLUMSALLAŞTIRACAĞIZ'

Gulistan Tara ile birlikte şehit düşen ya da geçmişte yaşamını yitiren gazetecileri anan Adalı, şu mesajla konuşmasını tamamladı: "Belki mücadelede, yine gazetecilik geleneğinde iz bırakan ve bu çizgide yürüyen yüzlerce Gulistanlar olacaktır. Ondan önceki gazeteci arkadaşları gibi, Seyit Evran, Aziz Köylüoğlu, Gurbetelli Ersöz gibi binlercesi var. Bu arkadaşların çizgisinde yürünüp bu gelenek büyüyecek, bundan sonra yeni gazeteci adayları bu mücadeleye katılacak. Mücadele, inanç, azim, kararlılık, irade ve istikrar, bu özelliklerin tümünü bir araya getirdiğimizde Gulistan’ı bu şekilde tarif edebiliriz. Duruşuna baktığımda bazen sanki Gulistan arkadaşımız gazeteci olmak için doğmuştur diyordum. Gazeteci titizliğiyle, gazeteci bakış açısıyla, gazeteci merakıyla, yaşam tarzıyla o kadar bütünleşmişti ki. Hani derler ya bu çalışma için doğmuş diye, öyle biriydi. Çok anlatılacak, çok dile getirilmesi gereken arkadaşlarımızdan biridir. 26 yıllık mücadele süreci boyunca iyi ki onu tanımışız, iyi ki onunla yaşamışız, iyi ki onunla arkadaş olmuşuz diyebiliyorum. Yine binlerce arkadaş için de aynı şey geçerlidir.

Gulistan sadece olayları aktaran bir gazeteci değildi, ruhunu ortaya katıyordu. Kendisi de toplumun bir parçasıydı, kadınların acısını, toplumun acısını, devlet baskısını, şiddetini, vahşetini, her şeyi gözler önüne seren, kamuoyuna taşıyan, kamuoyu ile paylaşan biriydi. Gulistan arkadaşı bir kez daha anıyorum, onun çizgisinde yürüme, onun çizgisini büyütme, gazetecilik geleneğini, devrimci geleneği yeni nesillere taşımak için var gücümüzle çalışacağız. O anlamda Gılistan Tara, Aziz Köylüoğu ve Seyit Evran arkadaşımızın anıları önünde, mücadeleleri önünde bir kez daha saygıyla eğiliyoruz. Özellikle son 2 yıl içerisinde kaybettiğimiz gazeteci arkadaşlar mücadelemizde yaşayacak, onları unutmayacağız ve onlara layık olmak için elimizden geleni yapacağız. Bu geleneği sürdüreceğiz, bu geleneği toplumsallaştıracağız, devrimci gazeteciler yetiştireceğiz. Bir kez daha arkadaşlarımızı anıyor, mücadelelerine sadık kalacağımızın sözünü veriyoruz.”