Karamus: Newroz, ulusal ittifak ruhu ile her alanda kutlanmalı

KNK Eş Başkanı Ahmet Karamus, dört parça Kürdistan’da savaşın yarattığı tehditler ve fırsatlar eşliğinde kutlanacak Newroz’un önemine dikkat çekerek, “Bu Newroz’da Kürt halkı birlikte hareket etmeli; birlikteliğimiz mücadelemizi güçlendirecek” dedi.

AHMET KARAMUS

İsrail-ABD ile İran arasındaki savaşın Kürtler açısından ortaya çıkardığı riskler ve olası fırsatlar; Rojhilat’ta Kürt partileri arasında gelişen siyasi ittifaklar, Rojava’nın yeni entegrasyon süreciyle ulaştığı aşama, Başur’a yönelik saldırılar ve Bakur’da devam eden barış süreciyle birlikte Kürtlerin yeni yüzyılda dört parçada şekillenen siyasi konumu ve “Kurdistani İttifak” şiarıyla kutlanacak olan Newroz Bayramı öncesi oluşan tabloyu, KNK (Kürdistan Ulusal Kongresi) Eş Başkanı Ahmet Karamus ANF’ye değerlendirdi. 

Ahmet Karamus, ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaların bölgeye etkilerini değerlendirerek şunları söyledi: “Herkes böyle bir savaşın olabileceğini ve muhtemelen ortaya çıkacağı sonuçları bir ölçüde değerlendirdi. Bu savaş bütün bölgeyi belli ölçüde etkisi altına aldı. Daha önceki dönemlerde yaptığımız değerlendirmeler, bu savaşın özellikle sadece İran-İsrail ve Amerikan savaşıyla sınırlı olmadığını göstermişti. Çünkü daha önceki değerlendirmelerimiz, bunun bir Üçüncü Dünya Savaşı olduğu ve belli bir süre daha devam edeceği yönündeydi. Bu savaşın amacı, mevcut statükonün, bütün Ortadoğu'daki statüko ve sınırların değişmesi, yeni bir düzenin inşa edilmesi açısından çok önemliydi.”

Karamus, mevcut savaşın Kürdistan üzerindeki etkilerine değinerek, şunları söyledi: “Şu anda böyle bir savaşın tam ortasında kendimizi buluyoruz. Bu savaş az çok Kürdistan'ı da etkiliyor ve özellikle savaşın İran'a yönelik olduğunu, bunun Rojhlat Kürdistan açısından çok önemli ve çok daha spesifik bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini görmek gerekir. Yani spesifik derken, Rojhlat'ın özgününe uygun bir değerlendirme yapmak gerekir.

Bu savaş Kürdistan'ın üzerinde yürüyor. Çünkü bu durum hem Rojava'yı etkiliyor hem Başûrê Kürdistan'ı etkiliyor hem de Rojhilat Kürdistan'ı etkiliyor. Bir ölçüde bu savaş Türkiye’yi de etkilemektedir. Dolayısıyla Bakurê Kurdistan üzerinde de ciddi etkilerini hesaplamak gerekir. Çünkü Türkiye'nin tutumu ve tavrı, özellikle bu savaşa yönelik tavrı ve tutumu farklılık gösteriyor.”

‘KÜRTLERİN BİRLİKTE HAREKET ETMESİ ÇOK ÖNEMLİ’

Karamus, Rojhilat Kurdistan’ın bu savaşta gelişen siyasi durumunu değerlendirerek, şöyle konuştu: “Bu durum İran'ı bir bütün olarak etkileyebilir. İran'ın varlığı gündemde; yani mevcut devlet sınırlarının kalıp kalmayacağı tartışma konusu. Bu açıdan Kürtleri etkilediği için, bu durum Kürtler açısından çok önemli bir tablo ortaya çıkaracaktır. Rojhilat Kurdistan’ı için hem bir fırsat hem bir kazanım hem de beraberinde birtakım tehlikeleri taşıması söz konusu olabilir. Bu süreç, özellikle Rojhilat Kurdistan'ın mevcut siyasi ortamı, siyasi partilerin durumu, konumu, gücü ve birlikte hareket etmesi açısından çok önemli bir aşama kaydediyor. Bu süreç, İran'ın ve mevcut savaşın nereye varacağı açısından kritik önemde. Mevcut siyasi partilerin çok hazırlıklı olması ve durumu ciddi ölçüde değerlendirmesi gerekiyor.

Yapılacak analizler ve değerlendirmeler açısından Kürtlerin birlikte hareket etmesi -bu bir güç birliği olabilir, siyasi ittifaklar olabilir- buradaki mevcut beş ya da altı siyasi parti, örgüt ve kurumun birlikte hareket etmesi çok önemlidir. Bu ittifak ve strateji bütün partileri kapsamalı; ortak bir strateji ortaya konmalı. Bu stratejinin neyi hedeflediği, neyi amaçladığı ve Kürtlerin tutumu ile isteklerinin ne olduğu açıkça belirlenmeli. Program ve hedefler net bir şekilde ortaya konmalı.

Rojhilat Kurdistan hem kazanımları hem de tehlikeleri göz önüne almalı. Eğer bu süreç doğru yönetilirse ve ‘üçüncü yol’ stratejisiyle birlikte hareket edilirse, Kürtler çok önemli bir rol oynayacak. Bu rol, geçmiş deneyimlerimiz ve Rojava Kürdistan’daki sonuçlar göz önünde bulundurularak ortak bir stratejiyle pekiştirilmeli.”

‘KAZANIMLAR ANAYASANIN GARANTÖRLÜĞÜ ALTINDA OLMALI’

Rojava entegrasyon süreci ve Şam ile yapılan anlaşmayı da değerlendiren Ahmet Karamus, entegrasyon maddelerini tarafların farklı değerlendirdiğine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Şam yönetimi açısından entegrasyon bir asimilasyon olabilir ya da Kürtlerin entegrasyonda kazanacağı rol ve biçim, Şam yönetiminden farklı değerlendirilir. Anayasal teminatın olmadığı bir entegrasyon sürecinde somut adımlar henüz atılmış değil.

Elde edilen bazı kazanımlar, konjonktürün de öne çıkardığı durumlarla birlikte göz önünde bulundurulmalı. 6-7 Ocak 2016 saldırıları, Şam yönetiminin Rojava Kürdistan'daki kazanımları ortadan kaldırma amacını taşıyordu; fakat süreç farklı gelişti. Bu kazanımların, Suriye’nin gelecekteki anayasasının garanti altına alınmadığı sürece uzun vadeli olacağını öngörmüyoruz. Bu açıdan anlaşmalar anayasal garantilerle desteklenmeli.

Entegrasyon süreci çelişkili ve karmaşık bir durum sergiliyor. Taraflar arasında diyaloglar sürüyor, ancak savaş devam ettiği sürece somut adımlar beklenmemeli. Bu savaşın ortaya çıkaracağı sonuçlar Rojava Kürdistan’ı etkileyecektir. Kazanımlar, anayasanın garantörlüğü altında olmalı.”

‘BAŞURÊ KURDİSTAN TEHLİKE ALTINDA’

Karamus, Başur’un da İran’a yönelik savaştan etkilediğine ve sürekli bir baskı altında çatışmaya çekilmeye çalışıldığına da dikkat çekerek şöyle devam etti: “Başûr’a yönelik saldırılar devam ediyor. Hewler, Süleymaniye ve diğer bölgelerde füze ve İHA saldırıları sürüyor. Bu saldırıların kaynağı konusunda farklı değerlendirmeler var. İran’ı destekleyen ve Irak’ta Şii kesimlerin oluşturduğu gruplar sorumlu olabilir; Haşdi Şabi ya da diğer örgütler dahil. Güney Kürdistan günlük olarak bu saldırılara maruz kalıyor. Dün akşamdan bu sabaha kadar 20’ye yakın saldırı oldu. Ekonomi, askeri alanlar ve bürokrasi etkilenmiş durumda.

Eğer karadan saldırılar eklenirse, Başur savaş cephesinin ortasında kalacak. Bu durum büyük bir tehlike yaratıyor ve kazanımlar risk altında. Savaş karadan genişlerse, tehlike ve riskler artacaktır. Kürdistan, dört parça olarak riskler ve tehlikeler arasında.

Alınacak ortak tutum ve stratejiler konusunda Kürt partileri maalesef üzerlerine düşen görevleri yerine getiremiyor. Başûrê Kürdistan’da siyasi çelişkiler ve parlamentonun işlevsizlikleri mevcut. Diğer parçalarda da siyasetin dağınıklığı devam ediyor.

KNK olarak defalarca uyardık ve birlikte hareket etme çağrısı yaptık. Şu ana kadar somut adımlar atılmadı. Acil şekilde diyalog, ortak tutum ve strateji belirlenmeli. Bu hem Rojhilat hem Başûr hem Bakur hem de Rojava için hayati önem taşıyor.

Eski zihniyet ve grupçuluk anlayışıyla hareket edilirse, büyük tehlike ve zarar oluşacaktır. Kürtler birlikte hareket etmezse kazanım elde edemez. Hemen harekete geçilip birlik sorunu tartışılmalı, diyalog ve müzakereler yapılmalı. Ulusal kongre veya kapsayıcı bir konferans organize edilmeli.

KNK olarak hazırlıklarımız ve diyaloglarımız sürüyor. Ortak tutumu ortaya çıkaran geçmiş konferanslar örnek teşkil ediyor, ancak günümüzde yeterli hareket görülmüyor.”

‘NEWROZ’DA BİRLİK RUHUNU OLUŞTURALIM’

Rojava’ya yönelik saldırılara karşı Kürt halkının yaşamın her alanında ortak direniş ve ortak mücadele örneği sergileyerek saldırıları durdurduğunu hatırlatan Ahmet Karamus, Newroz’un da özelikle diasporada bu ruhla kutlanmasının önemine değinerek şu çağrıda bulundu:

“Kürtler birlikte hareket ederek Newroz’u kutlamalıdır. Bu birlikteliğin, ileriye yönelik zemini ve birlikte hareket etmenin koşullarını güçlendireceğine inanıyoruz. Özellikle diasporadaki Kürtler de bu birlik hareketine katılmalı. Newroz, ulusal bayram ve direniş günüdür; en büyük sembollerimizden biridir. Bu sembol etrafında birleşerek gücümüzü göstermek halkımızın moralini ve motivasyonunu artıracaktır.

Bütün Kürdistanlıların Newroz’unu kutluyor, birlikte hareket etmelerini temenni ediyorum. Kürtler kendi gücünü ve birlikteliğini ortaya koymalıdır.”