HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’nin denetimindeki paramiliter grupların Rojava’ya dönük saldırılarına karşı Kürtlerin, siyasi partileri aşan ulusal tepkisi; uzun süredir tartışılmasına rağmen somut adım atılamayan ulusal birlik meselesini yeniden Kürt siyasetinin öncelikli gündemleri arasına taşıdı. Saldırılar karşısında ortaya çıkan ortak refleks, farklı siyasal çizgilerdeki Kürt aktörler arasında diyalog ve koordinasyon çağrılarını da güçlendirdi.
Ulusal birliğin Kürt halkı açısından taşıdığı öneme dair İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA-Partiya Însan û Azadî) Genel Başkanı Ahmet Kaya, ANF’ye değerlendirmede bulundu.
‘ULUSAL BİRLİK YAŞAMIN İDAMESİ İÇİN OLMAZSA OLMAZDIR’
Ulusal birliğin Kürt halkı için sadece siyasi bir tercih olmadığını, biyolojik bir ihtiyaç kadar elzem olduğunu belirten Kaya, şunları ifade etti:
"Kürtler açısından ulusal birliğin önemi, bir insanın bireysel hayatındaki su, ekmek ve hava ne kadar önemliyse ve vazgeçilmezse, yaşamın idamesi için ne kadar olmazsa olmaz; Kürtler için de hele ki bu dönemde, ulusal birliğin varlığı o kadar değerlidir, hayatidir. Yani öneminden ziyade aslında hayati bir mevzudur."
Kobanê sürecindeki refleksin bugün daha "profesyonel" ve "partiler üstü" bir boyuta evrildiğine işaret eden Kaya, şöyle konuştu:
"Medyasıyla, tüm toplumsal kesimleriyle, hizipler ve çevreler üstü bir tepki ortaya konuldu. Hiç beklenmedik kesimler bile ses çıkardı. Çünkü Kürtler artık şundan emin: Bu saldırılar Kürtlerin herhangi bir davranışı yüzünden değil, sadece kendi yurtlarında özgürce yaşama iradesi gösterdikleri için yapılıyor. Vicdanı olan herkes bu saldırılara karşı Kürtlerin yanında yekvücut oldu."
‘BİR ARADA KALMAYI SAĞLAMALIYIZ’
Kaya, Kürt siyasetinin yıllardır masada birbirini ikna edemediği konularda saldırıların bir "birleştirici güç" oluşturduğunu ifade ederek şunları aktardı:
"Yıllarca teorik olarak birbirimizi ikna etmeye çalıştığımız bir konuda, Kürt düşmanlarının saldırısı bütün Kürtleri bir araya getirdi. Bütün farklılıklar göz ardı edilerek bir araya gelindi. Niye? Çünkü aslında teorik olarak şu bilince sahibiz: Kürtlerin bir arada olması, bütün farklılıklarına rağmen mümkündür ve daha değerlidir. Pratik bize bunu dayattı. Bundan sonra yapılması gereken bu ruhu muhafaza etmektir. Yeni saldırıları beklemeksizin; ortak taleplerle, ortak plan, program ve projelerle bir arada kalmayı sağlamamız gerekiyor."
‘SİYASET HALKIN GERİSİNDE KALMAMALI’
Halkın birlik bilincinin siyasetçilerden daha ileri düzeyde olduğunu ifade eden Kaya, şöyle devam etti:
"Siyasetimiz hep 'Halkımız bizden öndedir' diyor. Bu, halkın siyaset üzerinde yarattığı olumlu bir baskıdır. Eğer halkın isteği ulusal birlikse, siyasetçi bu baskıya cevap vermek zorundadır. Ancak siyaset burada direnirse makas açılır. Kürt hareketlerinin yapması gereken, halkın arzusunu tespit edip o yönde cesur adımlar atmaktır. Bugün yapılması gereken ilk adım, belli periyotlarla bir araya gelip istişare mekanizmasını işletmektir. Dünyanın gidişatını, riskleri ve fırsatları ortak bir akılla değerlendirmeliyiz."
‘ORTAK AKLI DEVREYE SOKMALIYIZ’
Kürt siyasetine yönelik özeleştirilerde de bulunan Ahmet Kaya, güven sorununun aşılması için ‘paylaşım’ kültürünün önemine değindi:
"Kürt siyaseti kazanımlarını çok iyi bölüşmeyi bilmeli. Bir kesim, sembolik de olsa yönetim erkinde temsil edildiğinde, 'Bunlar üç beş kişi bile değil' diyerek küçümsemek tehlikelidir. Bu bizi hizipçiliğe hapseder. İletişimin ve diplomasinin yolu, pratiğin paylaşımından geçer. Bölüşümde eksiklik varsa güven sorunu oluşur; güvenin olmadığı yerde de o arzuladığımız ulusal birlik gerçekleşmez. 'Acaba kandırılıyor muyuz?' kaygısından sıyrılmalı, özgüvenle ortak aklı devreye sokmalıyız.”