Türk devletinin desteklediği HTŞ ve bağlı çetelerin Rojava’ya yönelik saldırıları devam ediyor. Saldırılarda aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda Kürt yaşamını yitirirken, artan tepkilere rağmen saldırılar sürüyor.
Kürt bölgelerini hedef alan bu saldırılar nedeniyle özellikle abluka altındaki Kobanê’de suya, elektriğe, gıdaya ve ısınma için yakıta erişim sağlanamaması, kentte ciddi bir insani krizin yaşanmasına neden oluyor.
Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Aksaray Şube Eşbaşkanı Diren Can Kaya, Rojava’da yaşanan insani krizi ANF’ye değerlendirdi.
Geçici Suriye Yönetimi’ne bağlı HTŞ’li grupların ilk olarak Aleviler ve Dürzilere yönelik saldırılarla süreci başlattığını, ardından Kürtlere dönük soykırım saldırılarına yöneldiğini dile getiren Kaya, şöyle devam etti: “Bu çetelerin kadınları kaçırdığı, çocukları rehin aldığı, cenazelere işkenceler yaparak insanlık onurunu ayaklar altına aldığı; hastanelere ve sağlık emekçilerine saldırarak taraf olduğumuz Cenevre Sözleşmesini de ihlal ettiği basında görüldü.
Bu savaşın, ‘Demokratik Toplum ve Barış Süreci’ni sabote ederek tüm bölgedeki ortak yaşam iradesine ve kalıcı barışın sağlanmasına karşı Rojava Devrimi ile ortaya konulan ortak yaşam tarzını yok etmeye yönelik hamleler olduğu biliniyor.
Halk sağlığını tehlikeye sokacak biçimde su kaynakları başta olmak üzere, sağlık tesislerinin bu savaşta hedef haline getirilmesi, demografik yapıyı değiştirmeye yönelik soykırımcı bir tutum olarak yorumlanabilir.”
‘SAĞLIK SADECE HASTALIK DEĞİL, TOPLUMUN TAM İYİLİK HALİDİR’
Yaşananların Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu dile getiren Kaya, şunları söyledi: “Cenevre Sözleşmesi’nde gerek sivil gerekse askeri sağlık ekiplerinin hedef alınması açık şekilde savaş suçu olarak ifade edilmektedir. Ahlaki ve politik değerlere sahip olmayan çetelerin sağlık kurumlarını hedef almasının pek çok sebebi vardır. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi, demografik yapıyı değiştirmeye yönelik yürütülen bu savaşta özellikle hastanelerin ve sağlık malzemesi bulunduran müesseselerin seçilmesi, hem tıbbi malzemelerin kullanılamaz hale getirilmesiyle maddi bir zarar oluşturmakta hem de özellikle kronik hastalığı olanları ve tıbbi desteğe ihtiyaç duyan küçük çocukları bulunan bir halkın ilaca erişimini engelleyerek teslim almaya ve göçe zorlamaya yöneliktir.
Sadece sağlık müesseseleri değil; su kaynakları, ısınma, barınma, telefon ve internet kesintileri gibi pek çok hamle doğrudan sağlıkla ilişkilidir. Savaş zaten başlı başına sağlıksızlık koşullarını oluşturmaktadır; çünkü sağlık, sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedensel, ruhsal, sosyal ve siyasal yönden tam iyilik halidir.”
‘HALKIN İRADESİNİ KIRMAYI AMAÇLIYORLAR’
Soykırım saldırılarının halkın iradesini kırmaya yönelik planlandığını belirten Diren Kaya, şöyle devam etti: “Soykırım savaşı yürüten çeteler, halkların ortak iradesini kırmak ve demografik yapıyı değiştirmek için alçakça yöntemler deniyor. Savaş kurallarına uymadıkları gibi ateşkes antlaşmasına da uymuyor; Rojava halklarını göç ve ölüm kıskacında tutuyorlar. Bu cani çeteleri tüm dünya görüyor. Asıl anlaşılması gereken ise sadece Rojava değil, tüm insanlığın büyük bir tehdit altında olduğudur.”
‘ROJAVA’YA YAŞAM KORİDORU AÇILMALI’
Türkiye’de sağlık meslek örgütlerinin Rojava’da yaşananlara ilişkin bir araya geldiğini ve SES’in Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunduğunu söyleyen Diren Can Kaya, yaşam koridorunun bir an önce açılması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizlerin SES olarak geçmişte de yaklaşımlarımız kamuoyu tarafından bilinmektedir. Bu dönemde de sendikamız SES’in dost kurumları olan emek ve meslek örgütleriyle görüş alışverişlerinin ve yol-yöntem tartışmalarının başladığını bildirmek isteriz. Ayrıca Merkez Yürütme Kurulumuz tarafından Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunulmuş, gerekirse gönüllü listelerimizin taraflarla paylaşılacağı aktarılmıştır.
Buradan sizlerin aracılığıyla, Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere sağlık ve sosyal hizmet meslek mensuplarının dünyada örgütlü olduğu tüm kurum ve kuruluşlara çağrımızı yineliyoruz: Hep birlikte savaşa dur diyelim, yaşam koridoru açılması için Rojava halklarının sesi olalım, mesleki insani sorumluluklarımızın bilincinde hareket edelim. Yaşam koridoru çağrısını daha yüksek sesle dile getirelim.”