GÖRÜNTÜLÜ

Konferansta ekoloji, yerel demokrasi ve eşitsizlikler tartışıldı

İstanbul’da düzenlenen konferansın “Aynı göğün altında: Dayanışma, Örgütlenme ve Katılımcı Demokrasi” oturumunda, yerel yönetimlerin yetkileri, ekolojik yıkım, emek-ekoloji ilişkisi ve Kürdistan’daki bölgesel eşitsizlikler ele alındı.

İstanbul’da devam eden “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı”nın ikinci gününde düzenlenen altıncı oturumda, “Aynı göğün altında: Dayanışma, Örgütlenme ve Katılımcı Demokrasi” başlığı altında yerel demokrasi, ekoloji ve bölgesel eşitsizlikler tartışıldı. Çilek Küçükkeleş’in moderatörlüğünü yaptığı oturumda anayasa hukukçusu Zülfiyet Yılmaz, avukat Arif Ali Cangı, gazeteci Bahadır Özgür Ortak ve siyaset bilimci Cuma Çiçek sunum yaptı.

Zülfiyet Yılmaz, Türkiye’de yerel yönetimlerin tarihsel dönüşümüne değinerek, özellikle 1982 Anayasası sonrasında belediyelerin yetkilerinin sınırlandırıldığını, 2000’li yıllarda Avrupa Birliği süreciyle birlikte yerel yönetimlerin özerkliğinin güçlendiğini ancak 2011 sonrasında yeniden merkezileşme eğiliminin ağır bastığını söyledi.

“Doğayla da Barış: Ekolojik Demokratik Cumhuriyet” başlıklı sunumunda konuşan Arif Ali Cangı ise ekolojik sorunların yalnızca çevre politikalarının değil, demokratikleşme ve barış tartışmalarının da merkezinde yer alması gerektiğini belirtti. 

Barışın yalnızca insanlar arasında değil, doğayla da kurulması gerektiğini ifade eden Cangı, Kürdistan’da sürecin devam ettiği dönemde dahi orman yangınları, petrol arama faaliyetleri ve ekolojik tahribatın sürdüğüne dikkat çekti.

Gazeteci Bahadır Özgür Ortak da emek ve ekoloji krizlerinin iç içe geçtiğini vurgulayarak, sermaye politikaları, rant anlayışı ve bölgenin militarizasyonunun hem doğayı hem de emek süreçlerini olumsuz etkilediğini söyledi.

Kürdistan’da yaşanan göçlerin toplumsal ve ekonomik sonuçlarına işaret eden Ortak, ekolojik mücadelenin giderek daha kritik hale geldiğini ifade etti.

Siyaset bilimci Cuma Çiçek ise Türkiye’de “belirsizlik rejimi” olarak tanımladığı bir yönetim anlayışının hakim olduğunu belirterek, özellikle Kürdistan coğrafyasında kurumsuzlaştırma, dışlama ve merkezileşmenin yoğunlaştığını söyledi.

Kürt sorununun aynı zamanda bir kaynak paylaşımı ve bölgesel eşitsizlik meselesi olduğunu dile getiren Çiçek, Türkiye’nin en yoksul bölgelerinin Kürt illeri olduğuna dikkat çekti. Çiçek, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve kaynakların daha adil dağıtılmasının demokratikleşme açısından önemli olduğunu vurguladı.

Konferans, farklı başlıklardaki oturumlarla devam ediyor.