GÖRÜNTÜLÜ

‘Mücadelemizden pişman değiliz, onurlu bir barış istiyoruz’

1990’lı yıllarda köyü yakılan, askerler tarafından kızı yakılmak istenen ve eşi 23 yıldır tutsak olan Şirine Çiçek, verdikleri mücadeleden pişman olmadıklarını ve onurlu bir barış istediklerini belirtti.

Köyleri defalarca basılan, kendisi ve köylüleri askerler tarafından işkencelerden geçirilen, eşi 23 yıldır tutsak olan Şirine Çiçek, “Biz hayırlı olanı istiyoruz; o da barıştır” dedi.

90’lı yıllarda başlayan özel savaş saldırıları nedeniyle defalarca köyleri basılan ve işkencelerden geçirilen Çiçek ailesi, bugün İstanbul’da yaşama tutunmaya çalışıyor. Eşi tutsak olan Şirine Çiçek, barış olacaksa bunun onurlu bir şekilde olmasını istediklerini ve diğer türlüsünü kabul etmediklerini söyledi.

‘KÖYÜMÜZ YAKILDI, KIZIMI YAKMAK İSTEDİLER’

ANF’ye konuşan Şirine Çiçek, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Köyümüzü sürekli askerler basıyordu. Baskınlarda bize çok kötü davranıyorlardı. Yiyeceklerimizi yere döküyor, yatakları ve yorganları yırtıp atıyorlardı. Hayvanlarımızı kesip yiyorlardı.

En son geldiklerinde, ‘İki gün süreniz var ya köyü boşaltın ya da eşyalarınızla birlikte her şeyi yakacağız’ dediler. ‘Eğer köyü boşaltmamızı istemiyorsanız, korucu olun’ dediler. Köylüler olarak bunu kabul etmedik. Mecburen köyü boşalttık ve Adana’ya göç ettik. Orada bir iki yıl kaldıktan sonra da İstanbul’a taşındık.

Asker köyü bastığında, eşim Hamdin Çiçek’i soruyordu. ‘İhbar aldık, eve gelmiş’ diyorlardı. Biz de ‘Evde yok, Arabistan’a çalışmaya gitti’ diyorduk. Onlar ise ‘Hayır, dağa çıkmış, size inanmıyoruz’ diyorlardı. ‘Dün akşam buradaydı, şu şu yemekleri yediniz’ diyorlardı.

Eşimin Arabistan’dan getirdiği şifreli bir çanta vardı. ‘Onu açın’ dediler; biz de şifresini bilmediğimizi söyledik. Çantayı dışarı çıkarıp kırıp açtılar. İçinde fotoğraflarımız vardı.

Bir keresinde asker, çakmağını çakıp kızımın boğazından tutarak, ‘Bize yerini söyle, yoksa kızını yakacağız’ dedi. Bir komşumuz gelip kızımı ellerinden aldı ve onlara ‘Canlı canlı çocuk mu yakacaksınız? İmanınız yok mu? Çocuklarınız yok mu? Niye bu zulmü yapıyorsunuz? diye bağırdı.”

‘EŞİM 23 YILDIR TUTUKLU’

Sonrasında askerlerin artan baskıları nedeniyle eşinin bir grupla birlikte Suriye sınırını geçmeye çalışırken yakalandığını belirten Şirine Çiçek, şunları aktardı:

“Onlardan önceki grup sınırı geçmiş. O ve beş arkadaşı yakalandı. Şöyle anlatıyordu: ‘Bizi tutukladıktan sonra mağaraya koydular. Mağara farelerle doluydu.’ Fareler kıyafetlerini ve ayakkabılarını kemirmiş. Suriye askerleri onları Türkiye’ye teslim etmiş. Mardin Cezaevi’ne getirildi. Oradan Diyarbakır’a sürgün edildi. Sonra Siirt, Midyat, Ordu ve Giresun’a götürüldü. 36 yıl ceza aldı, 23 yıldır da cezaevinde.”

‘TÜRKÇE BİLMEDİĞİM İÇİN ZİYARETLERDE ÇOK ZORLANDIK’

Türkçe bilmediği için cezaevi ziyaretlerinin bir işkenceye dönüştüğünü ve çok zorlandığını vurgulayan Şirine Çiçek, yanında hep tanıdıklarını götürdüğünü ve onların yardımıyla eşiyle görüştüğünü söyledi.

Şirine Çiçek, yeni başlayan süreçten beklentilerini ise şöyle dile getirdi:

“Savaşın durmasını istiyoruz. Cezaevindekiler serbest bırakılmalı. Gerillaların evlerine dönmesi gerekiyor. Biz hayırlı olanı istiyoruz; o da barıştır. Savaş istemiyoruz. Eşitlik ve kardeşlik olmalı. Barışın olmasının tabii ki koşulları var: Öncelikle silahlar susmalı ve savaş son bulmalı.

Özgürlüklerin sağlanması lazım. Önderlik başta olmak üzere gerillaların, cezaevindeki tutukluların ve sürgündekilerin özgürlüklerine kavuşması lazım. Bunun için adımların atılması lazım. Biz çocuklarımıza sarılmak istiyoruz.

‘VERDİĞİMİZ MÜCADELEDEN PİŞMAN DEĞİLİZ’

Yıllardır eşim cezaevinde, defalarca ona bu soru soruldu. Oda her seferinde verdiği mücadeleden pişman olmadığını söyledi. Bir kadın olarak ben de yıllardır mücadele veriyorum. Çok zor günler yaşadım, yaşıyorum ama verilen mücadeleden pişman değilim. Bizi öldürseler de pişman değiliz. Haklı mücadele yürüttük, yürütüyoruz bundan pişman olmamız söz konusu değil. Öncelikle önderimize dua ediyoruz sonrasında arkadaşlarına, yoldaşlarına dua ediyoruz. Bu kan durmalı, bu savaş son bulmalı. Annelerin çektiği açılar son bulsun istiyoruz.”