GÖRÜNTÜLÜ

Necdet Atalay: Tecrit sürdükçe çözümden söz edilemez

Önder Apo’yla yapılan sınırlı ve fiili görüşmelerin hukuki güvence anlamına gelmediğini belirten siyasetçi Necdet Atalay, kalıcı bir düzenleme yapılmadığı sürece bunun bir çözüm iradesi olarak görülemeyeceğini ifade etti.

NECDET ATALAY

15 Şubat Uluslararası Komplosu’nun 27’nci yıldönümünde Önder Apo’nun üzerindeki tecrit devam ediyor. ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın üzerinden neredeyse bir yıl geçmesine rağmen, İmralı’daki koşullarda kalıcı ve somut bir değişiklik yapılmadı.

ANF’nin sorularını yanıtlayan siyasetçi Necdet Atalay, sürece dair tartışmaların en başında Önder Apo’nun çalışma ve iletişim koşullarının düzeltilmesi gerektiğini vurguladı.


Atalay, “Evet, görüşmeler gerçekleşiyor deniliyor. Heyetler gidip geliyor. Ancak Sayın Öcalan; siyasetçilerle, akademisyenlerle, gazetecilerle ve kendi toplumuyla doğrudan ve özgür bir iletişim kuramıyor. Bu ciddi bir sorundur” dedi.

Sınırlı ve fiili görüşmelerin hukuki güvence anlamına gelmediğini belirten Atalay, kalıcı bir düzenleme yapılmadığı sürece bunun bir çözüm iradesi olarak görülemeyeceğini ifade etti.

UMUT HAKKI MECLİS’İN ÖNÜNDEKİ EN TEMEL EŞİKTİR

Necdet Atalay, toplumda -özellikle Kürt halkı nezdinde- güven yaratılması gerektiğini belirterek, bunun yolunun hukuki düzenlemelerden geçtiğini söyledi. Atalay, “Başkan Apo ve diğer siyasi tutsaklar için umut hakkına dair bir düzenleme yapılmalıdır. Bu, Meclis’in ve yürütülen sürecin önündeki en önemli eşiklerden biridir” ifadelerini kullandı. Mevcut küçük değişikliklerin ise toplumsal beklentiyi karşılamadığını kaydetti.

27 yıl önce uluslararası komployla hedeflenenin Kürt özgürlük mücadelesini tasfiye etmek olduğunu hatırlatan Atalay, şunları söyledi:  “27 yıl önce Kürtleri bastırma ve dağıtma hesabı yapıldı. Ancak bugün Kürtler daha örgütlü, daha güçlü ve dünyada daha görünür bir noktadadır. Ulus bilinci gelişmiştir. Komplo amacına ulaşmamıştır. Buna rağmen tecritte ısrar etmek çözüm değil, çözümsüzlüktür.”

ROJAVA İNSANLIĞIN VİCDANIDIR, STATÜ GÜVENCEYE ALINMALIDIR

6 Ocak sonrası Rojava’ya yönelik saldırıları ve Kobanê üzerindeki ablukayı “ikinci bir uluslararası komplo” olarak değerlendiren Atalay, insanlığı tehdit eden DAİŞ barbarlığına karşı mücadele eden Rojava’nın yalnızca Kürt halkı için değil, tüm insanlık için bir vicdan meselesi olduğunu vurguladı.

KOBANÊ ABLUKASI DERHAL KALDIRILMALI

Şam yönetimiyle çeşitli görüşmeler yapılmış olmasına rağmen Kobanê üzerindeki ambargo ve ablukaların sürdüğünü hatırlatan Atalay, Rojava’nın statüsünün anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini söyledi. “Rojava’nın statüsü tanınmadan tehdit ortadan kalkmaz. Kürtleri yutmak isteyen bir anlayış var. Ancak Kürtler artık eski Kürtler değil; yutulmayacaklar, direnecekler” ifadelerini kullandı.

Necdet Atalay, Kürt halkının kazanmasa dahi onurunu koruduğunu ve direnişini sürdüreceğini belirterek, demokratik kamuoyuna da çağrıda bulundu: “Kobanê üzerindeki abluka bir an önce kaldırılmalıdır. Bu yalnızca Kürtlerin değil, vicdan sahibi tüm demokratik çevrelerin sorumluluğudur.”