Önder Apo’nun 27 Şubat çağrısının ardından başlayan yeni süreçte, toplumsal her kesim süreci dikkatle takip ediyor. İktidar, her ne kadar süreci PKK ile devlet arasında görüşmeler olarak sınırlamaya çalışsa da devletin Kürt halkına yönelik saldırılarından etkilenen kesimler sürece dair sözünü dile getirmeye devam ediyor.
Çoğunluğu Kürt işçilerden oluşan inşaat sektöründe de işçiler, savaşın bir an önce bitirilmesini ve barışın gelmesini istiyor. İnşaat işçileri arasında örgütlenen Devrimci Yapı, İnşaat ve Yol İşçileri Sendikası (Dev-Yapı-İş) Genel Sekreteri Nihat Demir, işçilerin onurlu bir barış talebini desteklediklerini belirtti.
‘ÇATIŞMALAR YOKSULLUĞU BÜYÜTÜR, İŞSİZLİĞİ DERİNLEŞTİRİR’
ANF’ye değerlendirmelerde bulunan Demir, “Kürtlerin haklarının tanınması sadece Kürtlerin değil, işçilerin, kadınların ve emekçilerin de özgürlüğünü büyütecektir” diyerek şöyle devam etti:
“İşçiler bu süreci umutla karşılıyor. Çünkü çok iyi biliyoruz ki savaş, işçinin ekmeğini ve geleceğini yok eder; barış ise işçinin yaşamını inşa eder. Çatışmalar yoksulluğu büyütür, baskıyı artırır ve işsizliği derinleştirir. Barış ise ekmeğimizi büyütür ve haklarımızı güvence altına alır. Biz işçiler için barış demek; sendikal hakların genişlemesi, özgürlüklerin güçlenmesi ve eşitliğin kökleşmesi demektir. O yüzden işçiler ve emekçiler, bu sürecin en büyük sahibi ve en kararlı destekçisidir.”
İşçilerin en önemli taleplerinin barış, eşit ve güvenceli bir yaşam olduğunu vurgulayan Demir, Kürt halkının anadil taleplerinin anayasal güvence altına alınması gerektiğini belirterek şunları dile getirdi:
“Bizim talebimiz çok net: Kalıcı bir barış, eşit yurttaşlık ve güvenceli bir yaşam. Kürt halkının anadil, kimlik ve eşitlik talepleri anayasal güvenceye kavuşmadıkça, işçi sınıfı da özgürleşemez. Çünkü baskının ve ayrımcılığın olduğu yerde, işçinin hakkı da gelişmez. Biz şunu söylüyoruz: Özgürlük olmadan ekmek büyümez, eşitlik olmadan demokrasi olmaz, barış olmadan işçinin geleceği kurulamaz. İşçilerin, kadınların ve gençlerin ortak talebi; özgür, eşit ve barış dolu bir Türkiye’dir.”
‘DEVLET, MESELEYİ DEMOKRASİ SORUNU OLARAK GÖRMÜYOR’
Kürt Özgürlük Hareketi’nin adımlar attığını ancak devletin meseleye doğru yaklaşmadığını söyleyen Demir, işçilerin taleplerini de sıraladı:
“Devletin yavaş davranması, meseleyi bir demokrasi ve eşitlik sorunu olarak görmemesinden kaynaklanıyor. Güvenlikçi anlayış, bu süreci tıkıyor. Oysa biz biliyoruz ki barışın kazanımları, bütün Türkiye halklarına yarar sağlar. Kürtlerin haklarının tanınması, sadece Kürtlerin değil, işçilerin, kadınların ve emekçilerin de özgürlüğünü büyütecektir. Türkiye ikinci yüzyılına girerken, gerçek bir demokratik dönüşümün eşiğindedir. Devlet bir an önce adım atmalı; çünkü barış ne kadar gecikirse, işçinin ekmeği o kadar küçülür ve geleceği o kadar karartılır.
Bunları devletten beklemek de yetmez; biz işçiler ve sendikalar da barış için üzerimize düşeni yapmalıyız:
•Sendikalar, işçilerin kardeşliğini güçlendirmeli ve Kürt halkının eşitlik ile özgürlük taleplerinin yanında durmalıdır.
•Barışın yalnızca bir siyasi mesele değil, aynı zamanda bir ekmek, iş ve özgürlük meselesi olduğunu her yerde anlatmalıdır.
•Grevlerden fabrika toplantılarına, meydanlardan işçi evlerine kadar barış talebi yükseltilmelidir.
•Kadınlar, gençler ve emekçiler bu sürecin asli öznesi olmalı; barışın dili işyerlerinden sokaklara taşınmalıdır.”
‘BARIŞ İÇİN HERKES ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMALIDIR’
Sürecin doğru ilerlemesinin Türkiye’de birçok şeyi değiştireceğini belirten Demir, son olarak şunları söyledi:
“Çünkü biliyoruz ki yıllardır süren bu sorun çözülürse, Türkiye yalnızca siyasal olarak değil; ekonomik, sosyal ve kültürel olarak da büyük bir dönüşüm yaşayacaktır. Fabrikalarda üretim daha güçlü olur, haklarımız daha sağlam olur, gençler iş ve eğitim olanaklarına kavuşur.
Kısacası barış, Türkiye’nin önüne tarihi bir fırsat koyar. O yüzden diyoruz ki: Barış için herkes üzerine düşeni yapmalı. Barış, sadece bir halkın değil, bütün halkların ve bütün işçilerin kazanımı olacak.”