PKK feshedilmesine rağmen demokratik eylemler ‘PKK iltisaklı’ diye yasaklanıyor

PKK’nin kendisini feshetmesinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen devlet, Kürtlerin demokratik eylemlerini “PKK iltisaklı” gerekçesiyle yasaklamaya devam ediyor.

EYLEMLER YASAKLANIYOR

Önder Apo'nun çağrısı ve çabasıyla devam eden Barış ve Demokratik Toplum sürecinde bir yıl geride kalmışken AKP iktidarı ısrarla eski düzenin yöntemlerini kullanmaya devam ediyor. İstanbul’da son dönemde TJA eylemlerinin yasaklanmasında yetkililerin TJA’yı kriminalize etmeye çalıştığı belirtiliyor.

Son dönemde özellikle İstanbul’da yapılan TJA’nın yürüyüş çağrıları yasaklanmaya ve sadece açıklamalara izin verilmeye başlandı. En son İstanbul Kartal’da TJA tarafından düzenlenmek istenen yürüyüşe izin vermeyen polis, TJA’yı “PKK’nin kadın örgütlenmesi” olarak tanımladı.

Önder Apo'nun 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı çağrı ile başlayan yeni süreçte PKK, 12 Mayıs 2025 tarihinde yaptığı 12. kongre ile kendisini feshettiğini açıkladı. Ancak iktidarın sürece dair ayak direyen tavırları, son dönemde PKK kendisini feshetmiş olsa da eski savaş diline sarılarak devam ediyor.

Kürt kadın örgütlülüğü olan TJA’nın son dönemde İstanbul’da yapmak istediği yürüyüşler polis, kaymakamlıklar ve valilik tarafından yasaklanıyor ve engelleniyor. En son 1 Mart 2026 tarihinde İstanbul Kartal’da yapılmak istenen TJA yürüyüşü de yasaklandı ve yasaklama gerekçesi olarak “PKK’nin kadın örgütlenmesi” ifadesi kullanıldı.

‘DEVLET KÜRT HALKINI DEMOKRATİK ZEMİNİN DIŞINA İTMEYE ÇALIŞIYOR’

TJA aktivisti Yağmur Yurtsever, yaşanan engellemeleri ve iktidarın süreç karşıtı tavırlarını ANF’ye değerlendirdi. PKK’nin önderliğini devletin muhatap aldığını ancak Kürt kurumlarının yasal zeminlerde eylem yapmasının engellendiğini belirten Yurtsever, sözlerine şöyle devam etti: “Aslında bu durum, bizlerin de sürekli vurguladığı gibi, devlet açısından sürecin ve çözüm arayışının bir tercih değil zaruriyet meselesi olduğunun teşhiri oluyor. Bugün Kürt Halk Önderi ve PKK Önderliği sayın Abdullah Öcalan’ın fiziksel özgürlüğünden tutalım siyasal statüsü, meclisin yani bir cumhuriyette yasa yapmaktan sorumlu mekanizmanın önünde bir gündem olarak ele alınıyor. Parlamenterler sürekli bu konu üzerinde demeçler veriyor ve tartışma yürütüyor; sayın Öcalan sadece Kürt Halk Önderi ya da Devrimci Önder olarak değil, doğrudan PKK’nin Önderliği olarak devletin temel muhatabı oluyor. Öte yandan Kürt halkının kurumları, işaret ettiğiniz gibi, yasal ve demokratik zeminden dışarı itilmeye çalışılıyor.

TJA İstanbul 8 Mart eylemimiz genel olarak hem Türkiye’de yürüyen süreç açısından hem de Rojava ve Rojhilat’ta halkların mücadele ve kazanımları açısından doğrudan bir müdahale ve irade beyanı niteliğinde de planlanmıştı. Tarihsel olarak bizim müdahalemizi de kanıtlarcasına İran-İsrail/Amerika savaşının ikinci perdesinin başına denk gelmesi, Özgür Kadın Hareketimizin tezlerini ve sürece müdahalesini doğrular bir tarihselliğe işaret etti.”

‘KADIN MÜCADELESİ SAVAŞTAN ÖNCE DE VARDI, BARIŞTAN SONRA DA BÜYÜYEREK SÜRECEK’

Kürt halkının sosyalist mücadele geleneğini ve demokratik ulus programıyla örgütlenmesini Türk devletinin kabul etmediğini dile getiren Yurtsever, şöyle devam etti: “Molla rejimini yıllardır devirmek için öncülük eden ve mücadele eden Jin Jiyan Azadî ayaklanmasına karşın İran da kendi içinde bir çıkış aramaktaysa, İsrail ve Amerika gibi erkek egemen emperyalist güçler nasıl bu kadın öncülüğündeki toplumsal ayaklanmayı desteklememekte hatta düşmanca yaklaşsa da görmezden gelemiyorsa, Türk devleti için de bugün benzer bir iç kriz söz konusudur. Varlığını sürdürmek için Kürt halkını tanımak ve eşitlik, özgürlük yönünde adım atmak zorunda kalan Türk devleti elbette ki Kürt halkını bütünen, başta erkek egemenliğine karşı eşit özgür yaşam gibi perspektifleriyle, sosyalist mücadele geleneği ve özüyle, ulus-devlet örgütlenmesine karşı demokratik ulus ve demokratik konfederalizm özgürleşmesi programıyla kabul etmek istemiyor. Bir arada kalacak, çatışma ve savaşı devreden çıkaracak kadar eşit ve özgür ama Türk devletinin her yurttaşı kadar ezilen ve sömürülen bir perspektifle bu süreç sürüyor. Bu çelişkili bir durum da değildir. Bizlerin de savlarını doğrular.

Mücadele arkadaşımız sevgili Gültan Kışanak’ın da belirttiği gibi, TJA olarak da hep söylediğimiz bir husus var: PKK’nin feshi toplumsal mücadeleyi büyütecek; kadın mücadelesi savaştan önce vardı, barıştan sonra da büyüyerek ve güçlenerek sürecek.”

‘SÜRECİ BİZ MÜCADELE EKSENİNDE SAHİPLENMEYE ÇAĞIRIYORUZ’

PKK’nin feshedilmesinin Kürtlerin mücadelesinin bittiği anlamına gelmediğini belirten Yurtsever, Kürtlerin kazanımlarıyla direnişlerini sürdüreceklerini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “PKK’nin feshi Kürtlerin başta olmak üzere halkların ve kadınların siyasal talep ve mücadelelerinin ortadan kalkması değildir. Barıştan sonra dünya üzerinden milyonlarca Kürt, milyarlarca kadın kaybolmayacak; aksine adıyla, kazanımlarıyla, mekanizmalarıyla toplumsal ve demokratik bir mücadeleyi sürdürecek ve büyütecek.

Biz bu süreci nasıl ‘müzakere ve mücadele bir arada’ şeklinde tarifliyorsak, devletin de ‘müzakere ve tasfiye bir arada’ diye gördüğü açık. Bu biz kadınlar, feministler, sosyalistler açısından mücadelenin başında tahlil ettiğimiz çelişkilerle uyumlu ve süreklidir. Bu yüzden herkesi süreci ve müzakere aklını tasfiye değil, mücadele ekseninde sahiplenmeye çağırıyoruz.

Yasaklanan eylemimiz direniş ve kadın dayanışmasının coşkusuyla geçti. Bundan sonra da büyüyerek devam edecek. Tüm kadınları bulundukları her yerde başta Tevgera Jinên Azad olmak üzere demokratik kurumlarımızda örgütlenmeye ve mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”