‘Rojava yalnızca bir savunma hattı değil, kadın özgürlüğünün inşasıdır’

Rosa Kadın Derneği Yönetim Kurulu üyesi Suzan İşbilen, Rojava’nın sadece bir savunma hattı olmadığını, kadın özgürlüğüyle örülen yeni bir medeniyetin inşası olduğunu vurguladı.

SUZAN İŞBİLEN

Rojava’da Türk devleti destekli Suriye geçiş hükümetine bağlı HTŞ’li çetelerin Kürt kazanımlarına ve kadın kazanımı olan devrime yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rosa Kadın Derneği Yönetim Kurulu üyesi Suzan İşbilen, söz konusu saldırıların kadın iradesini hedef alan sistemli bir operasyon olduğunu ifade etti.

Suzan İşbilen, Rojava’daki kadın direnişinin, kadını toplumsal yaşamdan silmeye çalışan bin yıllık ataerkil zihniyete karşı verilmiş en büyük ‘tarihsel cevap’ olduğunu belirtti. Rojava Devrimi’nin kadınların gasp edilen iradesini yeniden kazandığı bir yeniden doğuş süreci olduğuna dikkat çekti.

Rojava Kürdistan’ında cihatçı çetelerin hazırlandırılarak yeniden sahaya sürülmesini bir özel savaş politikası olarak değerlendiren Suzan İşbilen, süreci manidar bulduğunu ifade etti. Ulus-devlet yapılarının ve uluslararası aktörlerin Kürtlerin statü elde etmesini engellemeye yönelik bu süreci başlattıklarını belirterten Suzan İşbilen, “Bunun için bu karanlık mahluklara yol verildi. Cani mahlukların tek hedefi artık savaşı kazanmak değil. Onlar, hiçbir insani ve hukuki kuralı tanımayan yöntemlerle doğrudan kadın kimliğine ve Rojava kadınının yarattığı o direngen ruha saldırmaktadır. Bu saldırılar, kadınların tarihsel öncülüğünden koparılmasına yönelik bir yıllık nefretin güncellenmesidir” dedi.

Saldırıların özellikle kadınları hedef almasının nedenlerine işaret eden Suzan İşbilen, ataerkil zihniyetin binlerce yıldır sahip olduğu ‘sınırsız yönetme gücü ve ekonomik konforu’ kaybetme korkusuyla hareket ettiğini belirtti. Rojava’da kadının özne olduğu yeni bir sistemin kurulmasının, eril zihniyet için bir son olduğunu söyleyen İşbilen, “ Erkeğin kadını kendi özel mülkü gördüğü o sistem Rojava’da yıkıldı. Bu yüzden saldırganlar sadece askeri bir yenilgi değil, ideolojik bir çöküş yaşıyorlar” diye konuştu.

Rojava’da direnen kadınların yalnızca askeri bir güç olmadığını, bütünüyle bir kültürü ve köklü bir varoluşu temsil ettiğini vurgulayan Suzan İşbilen, şunları söyledi:

“Mücadele saflarında yer alan kadınlar; kıyafetleri, saçları ve zaferi müjdeleyen zılgıtlarıyla, yani bütünüyle Kürdistani bir kimliği temsil etmektedir. Bu irade karşısında gerici odaklar sadece askeri bir yenilgiyi yaşamamış, kurmak istedikleri karanlık sistem de tüm dünyanın önünde teşhir edilmiş; bu çete yapıları zihniyet olarak da çöküşe uğramıştır.”