SAMER araştırması: Kürtçe eğitime güçlü talep var, kullanım alanı daralıyor

Saha Araştırmaları Merkezi (SAMER) tarafından anadilin kullanımına ilişkin yapılan geniş kamuoyu araştırması, hane içinde anadil kullanımının hala önemli oranda güçlü olduğunu ortaya koyarken, kamusal alanda tablo tersine dönüyor.

SAMER tarafından yayımlanan “Türkiye’de Türkçe Dışında Konuşulan Anadillerin Kullanım Düzeyi ile Anadillerine İlişkin Talep ve Eğilimler” başlıklı araştırma, anadil kullanımının gündelik yaşamda daraldığını ancak anadilde eğitime yönelik toplumsal talebin son derece güçlü olduğunu ortaya koydu.

1.540 KİŞİYLE ÇEVİRİMİÇİ ANKET

4–10 Şubat 2026 tarihleri arasında çevrimiçi anket yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmaya 1.540 kişi katıldı. 

Katılımcıların büyük bölümü “Güneydoğu ve Doğu Anadolu” (Kuzey Kürdistan) bölgelerinde yaşıyor. Katılımcıların yüzde 82,8’i anadilini Kurmancî, yüzde 9,4’ü Kirmanckî/Zazakî olarak belirtti. Ayrıca %3,3’ü Kurmancî–Kirmanckî/Zazakî, %2,2’si Arapça, %0,9’u Çerkesçe, %0,7’si Lazca/Gürcüce ve %0,5’i diğer (Pomakça, Osetçe, Süryanice Vb.) anadillere sahip olduklarını ifade etti. 

HANE İÇİNDE ANADİL GÜÇLÜ, KAMUSAL ALANDA TÜRKÇE BASKIN

Araştırmaya göre anadil en güçlü biçimde aile içinde kullanılıyor. Katılımcıların yüzde 41,5’i evde anadilini “her zaman”, yüzde 28,1’i “sık sık” konuştuğunu ifade etti.

Ancak kamusal alanda tablo tersine dönüyor. Katılımcıların yüzde 60,1’i sokakta ve sosyal hayatta çoğunlukla Türkçe konuştuğunu belirtti. Özellikle genç yaş grubunda Türkçe kullanım oranı daha yüksek.

OKUMA VE YAZMA BECERİLERİNDE CİDDİ DÜŞÜŞ VAR

Katılımcılar anadillerini anlama ve konuşma düzeyinde görece yüksek yeterlilik bildirirken, okuma ve yazma becerilerinde belirgin düşüş görülüyor. Yazma becerisinde “hiç” yanıtı verenlerin oranı yüzde 36,6’ya ulaştı.

Anadilini yeterince bilmeyenler bunun temel nedeni olarak “öğrenebilecek okul ve kaynak olmamasını” gösterdi. Bunu “Yasak Olduğu İçin” (%19,8) ve “Ailem Öğretmediği İçin” (%13,6) şeklindeki yanıtlar takip etti.

ÇOCUKLARLA ANADİLDE İLETİŞİMDE KIRILMA

Hanesinde çocuk bulunanların önemli bir bölümü çocuklarıyla anadilde konuşmadığını belirtti. Bunun en yaygın gerekçesi ise çevrenin Türkçe konuşması. Buna karşın katılımcıların büyük kısmı çocuklarına anadili öğretmek için çaba gösterdiğini ifade etti.

Hane içi kullanımda anadilin en sık konuşulduğu bireyler Anne (%75), Baba (%73,5) ve 65 Yaş Üstü üyeler (%63,1) olarak öne çıktı. “Hiç” yanıtı ise en yüksek oranda 0–5 Yaş Çocuklar (%24,4) için verildi. 

Araştırma, özellikle 0–5 yaş grubunda anadil kullanımının zayıflamasının kuşaklar arası aktarım açısından risk oluşturduğuna dikkat çekiyor.

ANADİLDE EĞİTİME NEREDEYSE OYBİRLİĞİ: %98,7

Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu ise anadilde eğitime yönelik güçlü destek oldu. Katılımcıların yüzde 98,7’si çocukların anadillerinde eğitim görmesini istediğini belirtti. Yüzde 91,5’i ise eğitimin okul öncesinden itibaren anadilde olması gerektiğini kaydetti. 

Katılımcıların yüzde 82,1’i mevcut “Yaşayan Diller” uygulamasını “çok yetersiz” buldu. Anadilin varlığını sürdürmesi önündeki en büyük tehdit olarak ise yüzde 56,9 oranında “anadilde eğitimin olmaması” gösterildi.

AYRIMCILIK

Katılımcılar en çok devlet dairelerinde (%60,4) ve sosyal medyada (%44,7) anadilleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldıklarını düşündüklerini ifade etti.

GENEL DEĞERLENDİRME

Araştırma sonuçları, anadilin kimlik ve kültürel hafıza açısından güçlü bir anlam taşıdığını; ancak kamusal kullanım ve eğitim politikaları açısından ciddi yapısal sınırlamalar bulunduğunu ortaya koyuyor.

Anadilin korunması için en öncelikli talepler arasında anadilde eğitim, yasal/anayasal güvence ve resmi statü yer alıyor.