Tahmaz: Komisyon tarihi bir fırsat sunuyor

Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz, Meclis’te kurulan komisyonun, Kürt sorununun silahsız, çatışmasız ve hukuki zeminde çözülmesi için tarihi bir fırsat sunduğunu söyledi.

HAKAN TAHMAZ

Önder Apo’nun başlattığı sürecin, öncekilerden daha ileri olduğunu belirten Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz, siyasi partiler arasındaki düşünce farklılıkları ve bölgesel gelişmelerin bu süreç için hem fırsat hem de riskler barındırdığını kaydetti. 

ANF’ye konuşan Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz, Meclis’teki partilerin çoğunluğunun ortak bir noktada buluşmasının, mevcut sürecin diğerlerinden ileri olduğunu gösterdiğini belirtti. Tahmaz, “Komisyon çalışmaları ve sürecin değerlendirilmesi konusunda sağlanan uzlaşı, bugüne dek görülmemiş bir düzeyi işaret ediyor” dedi.

BELİRSİZLİKLERİN OLUŞTURDUĞU RİSK

Komisyonunun önemli bir aşama olduğunu, ancak sürece ilişkin bazı belirsizliklerin ciddi riskleri oluşturduğunu kaydeden Tahmaz, “Özellikle AK Parti’nin çok fazla ne yapacağı bilinmiyor. Daha çok işi silah bırakmaya, yani bir nevi bütün süreci silahsızlanmaya indirgeyen bir yaklaşım içerisinde olduğuna dair güçlü emareler var. Bunlar da sürece dair önemli riskleri içeriyor diye düşünüyorum” diye konuştu.

FIRSATIN KAÇIRILMAMASI İÇİN

Tahmaz, Önder Apo’nun çağrısı ile PKK’nin aldığı kararların süreci getirdiği noktanın çok olumlu olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: “Kürt sorununun silahsız, çatışmasız; hukuk ve politika zemininde çözülmesi için tarihsel bir fırsattır. Bu fırsatın kaçırılmaması için herkes sorumluluğunu daha fazla yerine getirilmeli. Bu açıdan komisyonun çok önemli bir işlev görmesi mümkündür. Barışın toplumsallaşması, eşit yurttaşlık temelinde toplumsal rızanın gelişmesi açısından tüm eksiklerine rağmen bir fırsattır. Barışın meşruiyetinin en önemli ayağı Meclis’tir. Bu sürecin Meclis’te başlaması da bu yüzden önemlidir. 

SİLAHSIZLANMAYA İNDİRGEMEK HATADIR

Ortaya çıkan irade konusunda sıkıntı vardır. Bu sıkıntı, komisyonun ve yeni sürecin her parti tarafından kendi cephesinden değerlendirilmesinden kaynaklanıyor. Komisyonun amacı konusunda tam bir ortaklaşma sağlanmış değil; hatta ismi bile son anda kararlaştırıldı. Meseleyi, yalnızca PKK’nin kendini feshetmesi ve silahların devreden çıkmasına indirgeyip tartışmak büyük bir hata olur. Silahların susması ve çatışmanın bitmesi elbette değerlidir ama dünyadaki örnekler gösteriyor ki silahsız çatışmaların çözümü için de müzakere zemini oluşturmak gerekir. Silahlar devre dışı kalsa bile kültürel ve sosyal şiddet sürebilir. Bu nedenle şiddetin tüm biçimleriyle ortadan kalkması, gerçek anlamda siyasi bir çözüm, müzakere zemininin kurulmasına bağlıdır.” 

EŞİT YURTTAŞLIK VE ÖZGÜR YAŞAM

Önder Apo'nun 27 Şubat'taki çağrısı sonrası Barış Vakfı olarak da bir hazırlık içinde olduklarını; Barcelona Üniversitesi Barış Okulu’nun kurucularından Vicenç Fisas’ın 2021’de yazdığı ‘Silahsız Siyasi Çatışmalarda Müzakere Süreci’ adlı kitabını Türkçeye çevirdiklerini hatırlatan Tahmaz, şöyle devam etti: “Çünkü PKK’nin silahlı mücadeleyi sonlandırma beyanı, örgütün kendini feshetmesi, eşit yurttaşlık sorununu ve kolektif hakların kullanımını otomatik olarak çözmez. Biz bu süreci, barış talebinin, eşit yurttaşlık ve özgür yaşam mücadelesinin siyasal zemine çekilmesi ve barışın toplumsallaşması açısından yeni bir evre olarak değerlendiriyoruz. Bana göre Öcalan’ın 27 Şubat çağrısı da bir yandan PKK’nin kendini feshetmesi, diğer yandan sorunun hukuk ve siyaset zemininde çözüm için toplumsal mücadele çağrısıdır.”

AKP KÜRT KAZANIMLARINA TAHAMMÜLSÜZ

Bu fırsatı değerlendirmemenin Türkiye’ye zaman kaybettireceğini; daha önce masa devrilince nasıl büyük bir fırsatın kaçırıldığının Ankara tarafından fark edildiğini belirten Tahmaz, “Kürt sorunu yeni biçimler alıyor. AK Parti iktidarı yalnızca içeride Kürtlerin temel haklarına karşı değil, Kürt kazanımlarına da tahammül edemeyen bir pozisyona gelmiştir. Bugün uluslararası güçlerin müdahil olmasının temel nedeni de hükümetin özellikle Rojava politikalarıyla Suriye topraklarına müdahale eden ve orayı bir tehdit olarak gören tutumudur. Son dönemde hem içeride siyasi gerilimi artıran adımlar atılıyor hem de Rojava’daki Kürt güçleri arasındaki ortaklaşma girişimleri engellenmeye çalışılıyor” şeklinde konuştu. 

SÜRECİN İLERLEMESİ FRENLENİYOR

Bir taraftan CHP’ye yönelik operasyonlar ve yükselen siyasi tansiyonla Türkiye siyasetinde gerilim artarken, diğer taraftan Rojava’da HTŞ yönetimi ile Doğu ve Kuzey Suriye Demokratik Özerk Yönetimi arasındaki ortaklaşma çabalarının olumsuz bir söylemle karşılandığını söyleyen Tahmaz, şunları ekledi: “Bu durum, barışın toplumsallaşmasını ve sürecin ilerlemesini frenliyor. Türk siyasetinin Ortadoğu’daki ve Türkiye’nin kendi geleceğinde Kürtlerle ve diğer farklı çevrelerle ortak yaşam yollarını üretmesi, güçlendirmesi gerekirken, Hakan Fidan’ın söylemi bunun tam tersi bir konumda. Kimilerine göre parti içi iktidar mücadelesi olsa da bu tutumun devlet politikası niteliğinde olduğunu düşünüyorum. Bu yaklaşım, Abdullah Öcalan’ın Kürt siyasal hareketini ve silahlı güçlerini demokratik siyaset ve hukuk sistemi çerçevesinde evriltme çabalarını gölgelemektedir ve bugünkü dünya gerçekliğiyle uyumlu değildir. Özellikle AK Parti’nin CHP’yi sürecin dışına itme yönündeki operasyonları, sürece dair tutarsızlığı ortaya koyuyor. MHP’nin çağrıları ve hukuki adımlar bile AK Parti ile MHP arasındaki makas farkını ve AK Partinin gönülsüzlüğünü gösteriyor. Bu durum risk oluşturuyor; bugün yaşanan gerilimin nereye varacağını öngörmek zor ve özellikle AK Parti-MHP arasındaki sürtüşmeler, sürecin tıkanmasına yol açabilir.”