Tutsak yakını: Barışın sağlanması için devlet de adım atmalı
İki oğlu tutsak, bir oğlu da kayıp olan Türkan Ildız, anneler olarak barışın sağlanmasını istediklerini, ancak bunun için devletin de adım atması gerektiğini vurguladı.
İki oğlu tutsak, bir oğlu da kayıp olan Türkan Ildız, anneler olarak barışın sağlanmasını istediklerini, ancak bunun için devletin de adım atması gerektiğini vurguladı.
Önder Apo’nun çağrısıyla başlayan süreçte Kürt Özgürlük Hareketi, kendi sorumluluğuna düşen ilk adımları atmasına rağmen devlet, adım atma konusunda hala çekinceli davranıyor. Bugüne kadar halkı tatmin edecek adımlar atmayan Türk devletine yönelik tepkiler ise sürüyor.
İki oğlu tutsak olan Türkan Ildız, barış istediklerini ancak barışın karşılıklı adımlarla mümkün olacağını vurguladı. ANF’ye konuşan Türkan Ildız, pişmanlık dayatmalarına da karşı olduğunu belirtti.
‘DİĞER HALKLAR GİBİ TOPRAĞIMIZDA ÖZGÜR YAŞAMAK İSTİYORUZ’
Merdîn doğumlu Türkan Ildız, baskılar nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kaldıklarını ve İstanbul’da yaşamaya çalıştıklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mardin Mazıdağlı’yız. 14 yıldır İstanbul’da yaşıyoruz. Burada yaşamak, Kürt anneleri için çok zor oluyor. Türkçe bilmediğimiz için büyük zorluk yaşıyoruz. Tekrar toprağımıza, köyümüze, suyumuza dönmek istiyoruz. Babamızın, annemizin topraklarına dönüp özgür bir şekilde yaşamak istiyoruz. Dünyadaki diğer halklar gibi topraklarımıza dönüp özgür yaşamak istiyoruz. Burada özgür de değiliz rahat da.
Buraya taşındık. Büyük oğlum Diyarbakır’da, Dicle Üniversitesinde okuyordu. Özyönetim çatışmalarında Nusaybin’e gitti. Orada yaralandı. Yaralandıktan sonra gözaltına alındı ve şimdi tutuklu. Onu sürekli farklı cezaevlerine sürgün ediyorlar. Ben de onun peşinden gidiyorum. Erzincan’a gittim, Erzurum’a gittim. Tokat’a, Bodrum’a, Diyarbakır’a, Mardin’e, İstanbul Silivri Cezaevi’ne gittim. Elbette ki gideceğim, çünkü çocuklarımız bizim onurumuz.
Cezaevindeki tutuklular bizim onurumuz, bizim geleceğimiz, bizim umudumuz. İstiyoruz ki özgür günlerde çocuklarımız cezaevlerinden çıksın, dağlardan gelsin.
Oğlum Haydar iki yıldır karaciğer kanseri. Diğer oğlum İbrahim Halil, o da Tekirdağ Cezaevi’nde. İki kez ağırlaştırılmış müebbet cezası aldı. Beş aydır tek kişilik hücrede kalıyor. Yaşam koşulları çok kötü.”
‘BİR OĞLUM KAYIP, POLİS TARAFINDAN TAKİP EDİLİYORDU’
Türkan Ildız, ayrıca bir çocuğunun da kayıp olduğunu belirtti. Mahkemenin verdiği 25 yıllık ceza sonrasında her gün polis tacizine maruz kaldıklarını, polis tarafından takip edildiklerini söyleyen Türkan Ildız, dört yıldır çocuğundan haber alamadıklarını ifade ederek şöyle devam etti:
“Kayıp oğlumun ismi Mehmet Zeki. Bir yıl cezaevinde kaldı. Sonrasında altı yıl boyunca adli kontrol çerçevesinde imza verdi. Altı yılın sonunda 25 yıl ceza verildi. Her gün takip altındaydı. Her gün polis evi basıyor, ‘Mehmet Zeki nerede’ diye soruyordu. Bazen ‘memlekette’, bazen ‘işte’ diyorduk. Her defasında farklı bir şey söylüyorduk. Onu sürekli takip ediyorlardı. Evin etrafında hep siyah, kapalı araçlar dolaşıyordu.
Dört yıldır ondan hiçbir haber alamıyoruz. Yaşıyor mu, yaşamıyor mu bilmiyoruz. Bir yere mi kaçtı, yoksa devlet tarafından kaçırıldı mı, onu da bilmiyoruz. Her gün ondan haber bekliyoruz. Öldürüldü mü, sağ mı bilmek istiyoruz.
Bu sürecin başarılı olmasını istiyoruz; belki bu sayede oğlumun akıbetini de öğrenmiş oluruz. Bizim üstünde en çok durduğumuz ihtimal, evin çevresinde duran kapalı siyah araçlar tarafından kaçırılmış olması. Devletin bize bir şekilde haber göndermesi gerekiyordu. Yaşıyorsa yaşıyor, öldürüldüyse de öldürüldüğü bilgisinin bize gelmesi gerekiyordu. Onun bir yere gittiğini düşünmüyorum. Eğer gitseydi, bu dört yıl içerisinde bir şekilde bize bir haber gönderirdi.”
‘PİŞMANLIĞI KABUL ETMİYORUZ’
Devletin tutsaklara yönelik pişmanlık dayatmasına da karşı çıkan Türkan Ildız, bu yaklaşımı kendisinin de kabul etmediğini dile getirdi:
“Şimdi, 30 yıldır cezaevindeki birinden pişman olmasını beklemek hiç mantıklı değil. Haklarını istediği için onu 30 yıldır içerde tutuyorsun. Ömrünün otuz yılını almışsın. Ondan nasıl pişman olmasını bekleyebilirsin? Bunun kabul edilebilir bir yanı yok. Bunu ben de olsam kabul etmem. Çocuklarım da kabul etmez.”
‘ANNELER BARIŞ İSTİYOR’
Barış sürecinde adım atılması gerektiğini ancak devlet tarafından bir adım atılmadığını söyleyen Türkan Ildız, “Barış süreci başladı. Bizim çocuklarımızın artık özgür bırakılması gerekiyor. Bizler, anneler olarak barış olsun istiyoruz. Tabii ki adımlar atılmalı. Şu ana kadar atılan bir adım yok. Barış süreci başladığında umutlandık ama şu ana kadar herhangi bir adımın atılmamasından dolayı umutlarımız tükeniyor.
Silahlar da yakıldı ama devlet tarafından bir adım atılmadı. Tekrar söylemek istiyorum: Anneler olarak barış istiyoruz. ‘Biz kardeşiz’ deniliyor, biz de kardeşlik istiyoruz. Bizim öyle büyük taleplerimiz yok; kardeşlik, barış ve eşitlik istiyoruz.
İki oğlum cezaevinde biri de dört yıldır kayıp. Bir anne olarak çocuklarıma kavuşmak istiyorum. Eğer barış olacaksa çocuklarımızla kucaklaşmamız lazım. Adımların hemen ve acil bir şekilde atılmasını istiyoruz. Adımlar atılmalı ki çocuklarımız özgürleşsin, onlarla kucaklaşalım” dedi.
Türkan Ildız son olarak, “Eğer barış varsa, silahların susması lazım. Eğer barış varsa, kayyum uygulamalarının son bulması lazım. Eğer barış varsa, özgürlüklerin artması ve Kürt halkının üzerindeki baskıların son bulması lazım. Barış sürecine çok inanmak istiyorum; ama bir samimiyet görmüyorum” diye ekledi.