Hakikate adanmış bir ömür: Bayram Balcı

Onun derdi hiçbir zaman sadece haber yapmak ya da editörlük değildi. Onun için esas olan kolektif çalışmak, arkadaşlarıyla birlikte üretmek, kurum ortamında dayanışma içinde olmak ve gündemler çerçevesinde gerçekleri doğru temelde açığa çıkarmaktı.

BAYRAM BALCI

Bayram Balcı, uzun süredir mücadele ettiği hastalığa yenik düşerek son nefesini verdi ve fiziki olarak aramızdan ayrıldı. Ancak o, yalnızca bedenen aramızdan ayrıldı. Ruhu, maneviyatı ve düşünceleri; gazeteciliğinde, yazılarında, şiirlerinde ve hayatı boyunca dile getirdiği hakikatlerle yaşamaya devam edecektir.

Bayram Balcı; devrimci, gazeteci, şair, senarist, Kürt, Alevi ve büyük bir emek insanı olarak yalnızca bir meslek insanı değil; aynı zamanda yaşamıyla bir duruşu temsil eden bir yoldaştı. İnsanlığın neredeyse tükenme noktasına geldiği, maddi değerlerin her şeyin önüne geçtiği bu barbar ve vahşi çağda, büyük bir manevi değer taşıyan bir insandı.

İnsan olmanın ne anlama geldiğini ve nasıl yaşanması gerektiğini sadece sözleriyle değil; davranışları, ilişkileri ve yaşam pratiğiyle gösteriyordu. Onun için maddiyat, maddi değerler ve bireysel yaşam hiçbir zaman temel ölçü olmadı. O; manevi değerlere, insan ilişkilerine, emeğe, dayanışmaya ve hakikate önem veren bir yaşam anlayışına sahipti. Bu anlayışı sadece savunmakla kalmadı; hayatının her alanında yaşattı ve anlamlandırdı.

“Vefat edenin arkasından konuşulmaz” anlayışından dolayı değil, gerçekten böyle olduğu için Bayram Balcı bu sıfatları hak eden bir devrimciydi. Onun büyük bir fedakârlık ve adanmışlık ruhuna sahip olduğunu herkes dile getirir. Ancak bunu sadece bir övgü olarak değil, somut, elle tutulur ve gözle görülür yaşam örneklerinden hareketle söylüyoruz.

Çünkü Özgür Basın ve Kürt basını bugünlere büyük bedellerle geldi. Gerçekleri karanlıkta açığa çıkarmak için yaşamlarını ortaya koyan, bu uğurda katledilen genç gazetecilerin emeği, mücadelesi ve anıları üzerinde yükselen bir gelenekten söz ediyoruz.

İşte bu kan ve ter içinde büyüyen Özgür Basın geleneğini yaşatan, geliştiren ve bugünlere taşıyan isimlerden biri de Bayram Balcı’ydı.

Katledilen genç basın emekçilerinin cenazelerini kaldırırken onların anılarına sahip çıkan, onlara söz veren ve bu geleneği yaşatma kararlılığıyla yürüyenlerden biri oldu. Mazlum Doğan ile başlayan, Apê Musa ile devam eden ve 1990’lı yıllar boyunca büyük bedellerle sürdürülen Özgür Basın geleneğinin en fedakâr temsilcilerinden biri olarak yaşamını sürdürdü.

Bayram Balcı, 1990’lı yıllarda başladığı gazetecilik yaşamını son nefesine kadar sürdürdü. Urfa’dan İstanbul’a, ardından sürgün yaşamının ilk günlerinden itibaren Avrupa’da Medya Haber ve öncesindeki Kürt televizyonlarında aktif olarak yer aldı.

Bir devrimci gazeteci olarak Mazlum Doğanlara, Apê Musalara, Gurbetellilere, Denizlere, Nazımlara ve basın şehitlerine verilen sözün gereğini yerine getirdi. Onların mücadelesine ve bıraktıkları mirasa hiçbir zaman ihanet etmedi.

Avrupa’ya geldiğinde birçok kişi Özgür Basın’dan uzaklaşıp bireysel yaşamın peşine düşerken, Bayram Balcı tercihini yine halkın gerçeklerinden, basın mücadelesinden ve yoldaşlarından yana yaptı. Avrupa’ya ayak basar basmaz Özgür Basın saflarında yerini aldı.

“Onlara söz verdim, onları yalnız bırakamam” diyerek bu mücadeleyi sürdürdü.

Hastalığına, kanser denilen ağır hastalığa yakalanmasına, ağır ilaç tedavileri almasına ve bu ilaçların bedenini neredeyse nefes alamayacak kadar yormasına rağmen çalışmaktan geri durmadı. Kültür servisinin editörü olarak görevini sürdürdü. Tedavi amacıyla Küba’ya giderken bile gazetecilikten kopmadı; haber yapmaya, üretmeye ve gerçekleri açığa çıkarmaya devam etti.

Bir dönem basın çalışanları olarak kendisine hastalığının ağırlaştığını, biraz dinlenmesi gerektiğini, haftada bir iki kez kuruma gelmesinin yeterli olacağını söyledik. Ancak bunu kabul etmek istemedi. Daha sonra kurum ortamındaki yoğunluğun hastalığını derinleştirebileceğini, bu nedenle evden çalışmasının daha doğru olacağını ifade ettiğimizde bunu kabul etmek zorunda kaldı.

Ama onun derdi hiçbir zaman sadece haber yapmak ya da editörlük değildi. Onun için esas olan kolektif çalışmak, arkadaşlarıyla birlikte üretmek, kurum ortamında dayanışma içinde olmak ve gündemler çerçevesinde gerçekleri doğru temelde açığa çıkarmaktı.

“Arkadaşlarımdan kopmak istemiyorum. Sorun sadece haber yapmak, editörlük yapmak değil; esas olan kurum ortamında kolektif çalışmak ve gerçekleri doğru temelde ortaya çıkarmaktır” diyordu.

İşte Bayram Balcı buydu.

Onu farklı ve değerli kılan, yaşamının son anına kadar taşıdığı bu bağlılık ve sorumluluk duygusuydu.

Bir anımla bu kısa yazıyı bitirmek istiyorum.

Basında çalışan bir arkadaşın ısrarı üzerine “Mavi Ring” kitabını tamamlayıp yayımladıktan sonra, bazı arkadaşlar kitabın sinemaya aktarılmasının çok değerli olacağını söyledi. İlk aklıma gelen isim Bayram Balcı oldu.

O dönem Bayram Türkiye’deydi, ben ise Avrupa’da. Kitabı kendisine gönderdim. Daha sonra Ömer Leventoğlu ile birlikte bu çalışmayı sinemaya aktardıklarını duydum.

Bu olay bile Bayram Balcı’nın sadece gazetecilikle değil; kültür, sanat ve toplumsal hafızayla da ne kadar ilgili olduğunu gösteren bir örnektir.

Evet, Bayram Balcı’nın bitmeyen emeğine, tükenmeyen inadına, hakikate bağlılığına ve insan sevgisine karşı sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Başta Bayram Balcı’nın değerli ailesi olmak üzere, tüm Özgür Basın çalışanlarının, dostlarının, yoldaşlarının ve Kürdistan halkının başı sağ olsun diyor, onu büyük bir saygı, hürmet ve özlemle anıyorum.

Söz onurdur.

Onuru çiğnetmeyeceğiz.