Apocu hareketin mücadelesi dil ve kültür mücadelesidir

Geçmiş yıllara bakıldığında Kürt dili ve kültürü neredeyse yok olma noktasına gelmişti. İnsanlar Kürtçe konuşmaktan ve şarkı dinlemekten utanır hale getirilmişti. Apocu hareketin ortaya çıkışıyla birlikte dil ve kültür mücadelesi daha da büyüdü.

KÜLTÜR MÜCADELESİ

Sanatla yaşamını anlamlı ve zengin kılan en kadim halklardan biri Kürt halkıdır. Dengbêjlik, folklor ve halk oyunları gibi aynı zamanda Kürt halkının en eski kültürleri olan unsurlarla yaşamlarını süslemişlerdir. Kürt bilge ve şairlerin elindeki edebiyatın hançerleri, tüm hançerlerden daha keskin ve daha güçlüdür. Çünkü yazdıkları ve söyledikleri her şeyde, acıyı yüreklerinde yaşamışlardır. Kısaca denilebilir ki, acılarını altın değerindeki ses ve sözleriyle dile getirmişlerdir. Ehmedê Xanî, Melayê Cizîrî, Seydayê Tîrêj, Baba Tahirê Uryan, Pîremerd, Ebdullah Pêşew ve adını sayamadığımız yüzlerce şahsiyet, kalemleriyle bu halkın çocuklarına güç kaynağı olmuşlardır.

Resmi tarih her zaman iktidarların eliyle yazılmış ve hep tek bir dil kabul edilmiştir. Dünyanın en eski dillerinden biri Kürtçedir. Ancak Kürtçe hiçbir zaman resmi bir dil olmadığı için birçok değerli eser ve yazı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Tüm yazar ve sanatçılarımız bu zulmün farkındaydı. Fakat ne yazık ki Kürt halkının birlik olamaması nedeniyle yazar ve sanatçılarımız da bu zulmün önüne geçememiştir. Örneğin Xanî, 16.-17. yüzyılda şöyle der: “Kürtlerin artık bir lidere ihtiyacı var.” Ancak ne yazık ki kendisi de bu konuda öncülük edememiştir. Kürt bilginlerinin divanlarına ve eserlerine bakıldığında, Kürtlerin ne kadar zulüm ve esaret altında oldukları açıkça görülür. Bu yüzden Seydayê Cîgerxwîn de şöyle der: ‘Ger Em Nebin Yek, Emê Herin Yek û yek.’ (Eğer birlik olmazsak, tek tek yok olacağız.)

KÜRTÇE ESERLER ÇALINDI

Uzun bir süre Kürt sanatı, bazı tanınmış kişiler tarafından bireysel biçimde sürdürülmüştür. Ancak bir dönemden sonra, özellikle Türkiye, İran, Irak ve Suriye cumhuriyetleri kurulduktan sonra, Kürtlerin kültürü ve dili üzerindeki baskı ve saldırılar açıkça görünür hale gelmiştir. Edebiyat ve kültür seviyesi ne kadar yükseldiyse, saldırı ve baskılar da o kadar büyümüş ve ağırlaşmıştır. 21. yüzyılda birçok Kürt müziğinin, kendi kültüründen uzaklaşmış bazı kişiler tarafından çalındığına ve sanki onlarınmış gibi yayıldığına tanık oluruz. Örneğin İbrahim Tatlıses ve Mahsun Kırmızıgül gibi isimler üzerinden bu durum sıkça dile getirilmiştir.

Kürtler arasında kayıt ve yayma imkanlarının sınırlı olması ve eserlerin Kürt kimliğiyle rahatça yayılamaması da bu durumu kolaylaştırmıştır. Pek çok eser bazen farklı sözlerle, bazen de aynı sözlerin farklı dillere çevrilmesiyle kullanılmıştır. Dil ve kültür mücadelesi, her halkın en temel ve en güçlü şekilde yürütmesi gereken mücadeledir. Bugün verilen savaş, bir dil ve kültür savaşıdır. Eğer Kürtler bugün tüm güçleriyle mücadele içindeyse, bu büyük ölçüde dil ve kültür mücadelesidir. Geçmiş yıllara bakıldığında Kürt dili ve kültürü neredeyse yok olma noktasına gelmişti. İnsanlar Kürtçe konuşmaktan ve şarkı dinlemekten utanır hale getirilmişti. Bu durum, komşu ülkelerin kültürel etkisinin Kürt halkını ne kadar zor bir duruma soktuğunu gösterir. Aynı zamanda Kürdistan’ın birçok yerinde dil yasaklanmıştı. Uzun yıllar boyunca bu durum sert bir şekilde devam ederken, tarihsel bir değişim başlamaya koyuldu. Bu da, artık kimsenin bir Kürdün ayaklanıp öncülük edeceğine inanmadığı bir dönemde, Apocu hareketinin ortaya çıkışıyla gerçekleşti.

Hareketin en temel amaçlarından biri, Kürtçenin tanınması ve eğitim dili haline gelmesiydi. Kuşkusuz o zamana kadar tüm yaşamını Kürt sanatına adamış birçok değerli sanatçı vardı. Ancak Apocu hareketle birlikte bu durum zirveye ulaştı. Hozan Dilgeş, Hozan Mizgin, Hozan Serhed, Hozan Argeş ve Delila gibi değerli sanatçılarla birlikte Kürt sanatında büyük bir kıvılcım doğdu; artık bunun önünü kesmek düşmanın yüreğinde bir yara haline geldi. Bugün de dikkatle bakıldığında, Kürt halkının lideri Abdullah Öcalan, yazılarında ve konuşmalarında sürekli olarak Kürtlerin kültürü, dili ve sanatından söz etmektedir. Her ne kadar bugün mücadelede önemli bir aşamaya ulaşılmış olsa da, bu özgürlük için yeterli değildir. Her gün kültür ve dilimize yönelik baskı ve saldırılar ağır bir şekilde sürmektedir. Bu da güçlü bir mücadeleyi sürdürmeyi zorunlu kılmaktadır.