Jîndar Ezgi’nin ‘Masal Ülkem’ kitabı okuyucuyla buluştu

Jîndar Ezgi’nin 2010–2014 yılları arasında kaleme aldığı ve ‘Masal Ülkem’ adıyla basılan günlükleri, dağlarda geçen gerilla yaşamına dair özlemle yoğrulmuş bir yüreğin, sevgiyle direnen bir bilincin ve özgürlük arayışının derinliklerine açılıyor.

İsim: Jîndar Ezgi Dersim (Pınar Yıldırım)
Ev adresi: Zagros Eyaleti, Gerdiya Bölgesi, Kış Kampı.
Telefon ve e-posta: Derin vadiler ve görkemli uçurumlar arasında uzanan patikalar…

İş adresi: Kürdistan'ın her taşı, toprağı, karı, buzu; akademisi, kampı… kısacası her yeri.

Bu satırlarda olduğu gibi ‘Masal Ülkem’coğrafyayı bir adres, mücadeleyi bir yaşam biçimi, özgürlüğü ise gündelik bir varoluş hali olarak kayda geçiriyor.

Jîndar Ezgi’nin (Pınar Yıldırım) günlükleri ‘Masal Ülkem’ adıyla yayımlandı. Newayajin’in katkılarıyla yayıma hazırlanan, kapak resmi Sinan Hezer tarafından çizilen kitap, Meyman Yayınları tarafından basıldı.

 ‘Masal Ülkem’, özgür bir yaşamın günce tarzında tutulmuş bir kaydı olmanın ötesinde; bir halkın, bir mücadelenin ve bir kadının iç dünyasının, özgürlük tutkusunun edebi tanıklığını sunuyor. Jîndar Ezgi’nin 2010–2014 yılları arasında kaleme aldığı bu günceler, dağlarda geçen gerilla yaşamına dair özlemle yoğrulmuş bir yüreğin, sevgiyle direnen bir bilincin ve özgürlük arayışının derinliklerine açılıyor.

Kitap, okuru ilk sayfadan itibaren Jîndar Ezgi’nin iç sesiyle karşılıyor. Kimi zaman bir anneye, kimi zaman bir yoldaşa, kimi zaman bir dağa, kimi zaman da bizzat hayata seslenen anlatı; samimiyetiyle sarsıyor ve yalınlığıyla derinleşiyor.

Jîndar Ezgi’nin kalemi, yaşananları edebi bir yoğunluğa dönüştürürken okuru yalnızca tanık kılmıyor; onu bu iç yolculuğun bir parçası haline getiriyor.

‘Masal Ülkem’de zaman, yalnızca takvim yapraklarıyla ilerlemiyor. Zaman; rüyalarla, anılarla, şehit düşen yoldaşların özlemleriyle, bir dağın sabah ışığında aldığı renkle, kar altında donmak üzereyken yapılan bir şakayla ve özlemle genişliyor.

Jîndar Ezgi, yaşamı Zagros’un, Reşko’nun ve Gerdiya’nın coğrafyasıyla birlikte düşünüyor; dağ yalnızca bir mekan değil, bir yoldaş, bir öğretmen, bir sınav alanı haline geliyor. Doğa; sertliği, soğuğu ve tehlikesiyle birlikte aynı zamanda bir aidiyet ve anlam kaynağı olarak yaşanıyor.

Kitapta güçlü bir yoldaşlık bilinci öne çıkıyor. Jîndar Ezgi, kaybettiklerini; güzel yürekli, ülkesinin cesur evlatlarını; Hebûn’u, Zîlan’ı, Çekdar’ı, Botan’ı ve daha nicelerini hayallerine ve umutlarına ulaşmadaki cesaretleriyle anıyor. Kaybettiği yoldaşlarıyla bir kopuşu değil, özgürlük bilinci ve pratiğindeki buluşmaları anlatıyor. Bahsettiği rüyalar ve sezgiler, iç tartışmalarda bu tecrübeye tanıklık ediyor. Bu yönüyle ‘Masal Ülkem’, kolektif hafızayı diri tutan bir kitap olarak öne çıkıyor.

Kitap, aynı zamanda derin bir kadın özgürlük anlatısı sunuyor. Jîndar Ezgi, kadın olmayı; mücadele, iç hesaplaşma ve emekle kurulan bir duruş ve kimlik olarak ele alıyor. Kadınlar arası ilişkiler, dayanışmalar, çatışmalar ve dönüşüm çabaları kitabın en canlı ve çarpıcı bölümlerini oluşturuyor. Günceler, özgür yaşama ulaşmadaki felsefi bakış açısını; yaşama dair tüm düşünce ve duygularıyla birlikte tereddütleri, öfkeyi, yorgunluğu ve ulaşılan özgürlüğün tüm güzelliklerini satırlara taşıyor.

Jîndar Ezgi’nin güçlü edebi anlatımı, okuyucuyu sarıp sarmalıyor. Kullandığı güçlü imgelerin yanı sıra, günlük yaşam akışı içinde anlatım zaman zaman şiirsel bir dile bürünürken, yer yer sert ve sorgulayıcı bir tona ulaşıyor. Okur, bir sayfada kendini derin bir özlemin içinde bulurken, bir sonraki sayfada yoğun bir iç hesaplaşmanın ortasında hissediyor.

Kitapta anlatılan “ülke” yalnızca bir coğrafya değil; özlemin, yoldaşlığın, sevginin, direnişin ve umudun iç içe geçtiği bir iç mekan olarak karşımıza çıkıyor. Jîndar Ezgi, bu ülkeyi satır satır inşa ediyor; hem kendisi hem de tarih ve gelecek özgür günler için.

‘Masal Ülkem’, yalnızca bir gerilla günlüğü ya da anı kitabı değil; kadın mücadelesini, kolektif direnişini ve hakikat arayışını edebi bir dille kayıt altına alan güçlü bir tanıklık olarak okunmayı hak ediyor. Bu anlatı, yaşanmışlığın ağırlığını taşırken okuru kendi hafızası, özlemleri ve sorularıyla baş başa bırakıyor.

Jîndar Ezgi, 31 Mayıs 2014 tarihinde kaleme aldığı güncesinin sonuna eklediği şiirle, mücadele yaşamı içindeki duygularını şu sözlerle dile getiriyor:

“Bugünlerde, acayip gel-gitlerle dövüyorum yüreğimi.

Ya da belki de o beni.

İstemlerim inatçı ve tanımlamalarımın ötesindeler…

Bir fırtına ki, gemileri batıran,
Meçhul adalara sürükleyen…
Ey yaşamın sevgilisi,
Alaca şafak’ın ağrılı tınısı…
Dikenlerin açtığı yaralarımı
Sağaltmaya geldim.
Kutsal şifacılar neredesiniz?
Dergahınızda dönüyorum,
Misk ve amber içinde.
Meylerim, sarhoşluğumun terli tadını…
Öyleyse gömün derim anılarımı,
Bana açılan kapıları…”

 

Kitaba meyman.org adresinden ulaşabilirsiniz.

Yazar hakkında:

1979 yılında Dersim’de dünyaya gelen Jîndar Ezgi (Pınar Yıldırım) üniversite eğitimini Ankara’da aldı. Bu yıllarda yurtsever gençlikle tanıştı ve çalışmalarda yer aldı. 2001 yılında bir grup arkadaşıyla birlikte gerilla saflarına katıldı. YJA-Star savaşçısı ve komutanı olarak uzun süre Zağros Dağları’nda faaliyet yürüttü. Burada edindiği tecrübelerle 2012 yılında Dersim’e doğru yol aldı.

17 yılını Kürdistan dağlarında halkına adayan Jîndar Ezgi; Qendîl, Behdînan, Zagros ve ardından altı yıl Dersim’de fedaice geçen bir ömür yaşadı. 15 Ağustos 2018’de Dersim’de yaşanan bir çatışmada iki arkadaşıyla birlikte şehit düşerek ölümsüzleşti.