Yönetmenliğini Özkan Küçük’ün yaptığı 2024 yapımı drama filmi Rojbaş, Kürt Dil Bayramı etkinlikleri kapsamında İsviçre’de izleyiciyle buluştu. İsviçre Kürt Enstitüsü ile Winterthur Dem-Kurd tarafından organize edilen gösterimler Luzern, Zürich ve Winterthur kentlerinde gerçekleştirildi.
Yoğun ilgi gören Zürih gösterimine filmin oyuncularından Kemal Ulusoy ile Erdal Ceviz de katıldı. Gösterim sonrası soruları yanıtlayan oyuncular, Kürt sineması ve tiyatrosunun mevcut durumunu değerlendirdi.
Ceviz ve Ulusoy, tüm baskı ve olumsuzluklara rağmen Kürt sineması ile tiyatrosunun üretmeye devam ettiğini belirterek, Amed’de düzenlenen tiyatro festivalinin bunun önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti.
Gösterim sonrası konuşan tiyatrocu Kemal Ulusoy, 15 Mayıs’ın Kürt Dil Bayramı olduğunu hatırlatarak, “Kürt Dil Bayramı bütün Kürdistanlılara kutlu olsun. Dil insanların temel varlıklarından biridir. Biz dilimizle ve kültürümüzle bir anlam ifade ediyoruz. Devletlerin Kürdistan’ın bütün parçalarında baskıları var. Bu baskılar edebiyatta, sinemada ve tiyatroda da engel oluşturuyor. Ancak asıl engel, bizim kendi dilimizi talep etmememizdir” dedi.
‘ROJBAŞ FİLMİNİN TÜRKİYE’DE YASAKLANMASI UTANÇ VERİCİ’
Rojbaş filminin Türkiye’de yasaklanmasını “utanç verici” olarak nitelendiren Ulusoy, yasakların yalnızca gösterim izni verilmemesiyle sınırlı olmadığını söyledi. Kürt tiyatrosu ve sinemasına yönelik farklı engeller bulunduğunu belirten Ulusoy, “Salon bulmak, oyun izni almak oldukça sıkıntılı. Dünyaca tanınan Dario Fo’nun ‘Yüzsüz-Bêrû’ oyunu bile sadece Kürtçe oynandığı için yasaklandı. Artık doğrudan yasaklama yerine farklı yöntemler uygulanıyor. Yerel belediyeler döneminde bazı kolaylıklar oluyordu ancak kayyum politikalarıyla bunun da önüne geçildi” diye konuştu.
‘SİNERJİ YARATMAK İSTEDİK’
Filmin ortaya çıkış sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Ulusoy, yıllar önce birlikte çalıştıkları sanatçıların farklı ülkelere dağıldığını ifade ederek şunları söyledi:
“Bir kısmı dünyanın farklı ülkelerinde yaşıyor. Bu insanları yeniden bir araya getirme fikri etrafında bu sinema filmi ortaya çıktı. Filmde anlatılanlar aslında bizim gerçeklerimizdir. Ortaya iyi bir iş çıktığını düşünüyorum. Asıl hedefimiz bir sinerji yaratmaktı ve bu da bir yönüyle gerçekleşti. Bizden sonra Koma Amed ve Agirê Jiyan gibi gruplar da yeniden bir araya geldi.”
‘KÜRT TİYATROSU GÜÇLÜDÜR’
Kürt tiyatrosunun bütün olumsuzluklara rağmen güçlü olduğunu vurgulayan Ulusoy, bu yıl Amed’de düzenlenen tiyatro festivalinin önemli bir gelişme olduğunu belirtti.
Ulusoy, “Kürt tiyatrosu oldukça güçlüdür. Olanaklar kısıtlı olsa da güçlü projeleri hayata geçirecek nitelikli tiyatrocular var. Amed Tiyatro Festivali de bunun önemli örneklerinden biridir. Birçok ülkeden katılım sağlandı” dedi.
‘KÜRTÇEYİ YAŞAM DİLİ HALİNE GETİRMELİYİZ’
Kürtçenin günlük yaşamın her alanında kullanılmasının önemine dikkat çeken Ulusoy, “Bir dilin gelişmesi ihtiyaç ve kullanım alanlarıyla ilgilidir. Kürtçe güçlü bir dildir ancak daha çok edebiyat alanında kullanılmıştır. Felsefede, sanatta ve ticarette yeterince kullanılmamıştır. Devletler kabul etmese bile Kürtlerin bu dili yaşam dili haline getirmek için daha güçlü bir tutum geliştirmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Asimilasyon politikalarının derinleştiğini söyleyen Ulusoy, özellikle Avrupa’da yaşayan Kürtlerin anadil kullanımına daha fazla önem vermesi gerektiğini belirtti.
Ulusoy, “Biz Kürt’üz ve evimizin içinde Kürtçe konuşmalıyız. Avrupa’da yasak yok ama çocuklarımız neden kendi anadillerini bilmiyor? Kürt sanatçılar neden kendi aralarında Türkçe konuşuyor? Sanatı Kürtçe yapıp gündelik yaşamda başka bir dil kullanmak doğru değildir. Bizler arkadaşlarımızla, çevremizle, hatta doğayla bile anadilimizde konuşmuyoruz” dedi.
Kemal Ulusoy, geleceğe dönük yeni tiyatro ve sinema projeleriyle ilgili soruya ise gülerek, “Sürprizlerimiz var, bekleyin” yanıtını verdi.