Kürt tiyatrosu hep üretti

Gölge Tiyatro Topluluğu’ndan Kürtçe tiyatro eğitmeni Rewşan Apaydın, Kürt tiyatrosunun her dönemki baskılara rağmen üretmeye devam ettiğini söyledi.

REWŞAN APAYDIN

Kürt tiyatrosunun kesinlikle politik olmak zorunda olduğunu vurgulayan tiyatrocu Rewşan Apaydın, bu sezon da her yerde yeni Kürtçe üretimler görmenin heyecanını paylaştı. 

Türkiye’de sanat alanında Kürt olgusu her daim karikatürize edilen, aşağılanan bir figür olarak yer almıştı. MKM’nin 1990’larda başlattığı örgütlü Kürt sanat dönemi, artık MKM dışında da devam edecek bir duruma geldi ve Türkiye’de sanat alanında var olan Kürt olgusunu yıkmayı başardı. Kürt tiyatro eğitmeni, yönetmen ve oyuncu Rewşan Apaydın, Kürt tiyatrosuyla ilgili ANF’ye konuştu.

KÜRT TİYATROSU VARLIK SAVAŞI VERİYOR

Kürt tiyatrosunun bir varlık savaşı verdiğini belirten Rewşan Apaydın, şunları söyledi: “Bugün hala Kürtçe müzik dinlediği için arabasında hamile bir kadın darp edilebiliyor. Yine barış için oluşturulan komisyonda komisyonda Barış Annelerinin Kürtçe konuşması engelleniyor. Tabii Kürt tiyatrosu, bunlardan asla bağımsız değil. Ne yazık ki işte bu durumlar ayrışmalara da sebebiyet vermekte. Bir yandan da Kürt tiyatrosunun kendi özgü bir yanı da var. Üretimlerine baktığımızda deneysel çalışmalar da görüyoruz sahnelerde. Mardin Şaneşîn 'Ji Kela Dimdimê’ adlı oyunuyla geçtiğimiz sezon sahnedeydi. Yine bu sezon yeni bir oyun Amed’de DBŞT’li kadın oyuncular Jîn (Jinên Azad) oyunuyla sahnede. Bunlar dışında da üretim yapan ekipler var tabii. Deneysel farklı oyunların da sahnelenmesi Kürt tiyatrosuna daha da zenginlik katıyor.”

KÜRT TİYATROSU POLİTİK OLMAK ZORUNDA

Kürt tiyatrosunun kesinlikle politik olmak zorunda olduğunu vurgulayan Rewşan Apaydın, şöyle devam etti: “Erwin Piscator, politik olmamak gibi seçeneği seçenler de aslında politik bir durum içerisindeler, der. Yaşam bu denklem içerisinde zaten. Yine ‘Tarihsel tiyatro, herhangi bir kahramanın kaderinin trajedisi değil, bir çağın politik belgeselidir’ der. Yaşam ve sanatsal üretim ilişkisi ayrı düşünülecek bir şey değildir. Aralarında bağ epey güçlü. Kürt tiyatrosu için baktığımızda sadece ana dilde tiyatro yapmak arzusu ve bu çerçevede yapılan tiyatro, bu haliyle bile oyunun içeriğine bakılmaksızın politik bir durum Türkiye’de. Ana dilimizde konuşmak ve üretimler yapmak ‘normal’ kabul edilmeli; tercih ettiğimiz anlatım şekilleri, oyunlara bakış açılarımız, seçtiğimiz metinler, sahne rejilerimiz gibi seçimlerin aslında politik olanla daha çok ilişkisi olmalı. Ne yazık ki yaşadığımız coğrafyada kendi dilimizde var olmaya çalışmak hala sansürlü ve yasaklı.” 

HER DÖNEM BASKI ALTINDAYDI

Kürt tiyatrosunun her dönem zorluklarla, baskılarla karşılaştığını hatırlatan Rewşan Apaydın, şunları ifade etti: “Bu baskılar, kimi zaman çoğalan tiyatro ekipleri ve artan oyunlarla karşılık buldu. Kimi zaman da kapanan ve dağılan, bırakmak zorunda kalan kişiler ve ekipler oldu. Türkiye’de diğer tiyatro ekipleri ve sahnelerin sorunlarına baktığımızda daha farklı olduğunu görüyoruz ve isterdik ki Kürt tiyatrosu da bu tiyatrolar gibi sorunlarla sadece mücadele etsin. Her şeye rağmen Kürt tiyatrosu, uzun yıllardır dört parça Kürdistan’da daima üretimler verdi, üstelik nitelikli üretimler oldu.“

SEYİRCİLERİMİZİN OYUNLARI İZLEMESİ ÖNEMLİ

Bu sezonda da her yerde yeni Kürtçe üretimler görmenin çok heyecan verici olduğunu belirten Rewşan Apaydın, “Aslında hepimize çok iş düşüyor. Seyircilerimizin oyunları izlemesi bence en önemli faktör. İzleyici beğenisi, belki çok konuşulmayan ama çok önemli bir nokta. Seyircinin gitmediği/izlemediği oyunlar da olabiliyor. Burada bazen oyunu ve estetiği de sorgulamak gerekiyor. Tiyatroyu takip edenlerin sayısı her gün artıyor. Bu artış, beğeni ve benzeri olguları da beraberinde getiriyor. Buna cevap olmak kesinlikle çok kıymetli” dedi. 

GÜÇLÜ ARŞİV, GÜÇLÜ BELLEK DEMEKTİR

Kürt tiyatrosunun bir arşivinin ve eleştiri yazıların olması gerektiğini vurgulayan Rewşan Apaydın, şunları ekledi: “Bu, gerçekten tiyatro tarihi için en önemli unsurlardan biri. Tüm dünyada bu şekilde gelişim göstermiş tiyatrolar. Güçlü arşiv, güçlü bellek demek oluyor ve her anlamda geleceği besliyor. Kuşkusuz Kürt tiyatrosu üretebilmeli, bunu için gerekli kurum ve kuruluşların her zaman desteği olabilmeli. Sanat, bireyler ve toplumlar arasındaki duygusal, kültürel ve sosyal bağları güçlendiren, ilham veren ve dönüştüren bir araçtır. Sanat sayesinde toplumlar daha bilinçli, daha yaratıcı ve daha adil hale gelir. Sanatın toplum üzerindeki gücü, yalnızca bir yansıma olmakla kalmaz, aynı zamanda bir değişim ve ilerleme aracı olarak işlev görür. Sanatı anlamak ve desteklemek, daha güçlü ve duyarlı bir toplum yaratmanın anahtarıdır.”