Vartinîs belgeseli Berlin’de
Türk askerleri tarafından 3 Ekim 1993’te gerçekleştirilen Vartinîs Katliamı’nı ve sonrasındaki cezasızlık sürecini konu alan ‘Vartinîs’ belgeseli, 28 Eylül’de Berlin Kürt Filmleri Festivali’nde gösterilecek.
Türk askerleri tarafından 3 Ekim 1993’te gerçekleştirilen Vartinîs Katliamı’nı ve sonrasındaki cezasızlık sürecini konu alan ‘Vartinîs’ belgeseli, 28 Eylül’de Berlin Kürt Filmleri Festivali’nde gösterilecek.
25 Eylül’de başlayan ve 1 Ekim’e kadar sürecek olan 15. Berlin Kürt Filmleri Festivali’nde, Kürtçe ve diğer dillerde yaklaşık 60 uzun ve kısa metrajlı film ile belgesel gösterilecek. Festivalde ‘Angels Of Sinjar’, ‘Seperation’, ‘Bêmal’, ‘Devil Worshippers’, ‘Hawar’, ‘I Was a Yazidi Slave’, ‘Sarıcaovada Düğün’, ‘Roots’ ve ‘Zare gibi’ filmler yer alacak.
Festivalde kuşkusuz en çok dikkat çeken filmlerden biri ‘Vartinîs’ belgeseli olacak. 3 Ekim 1993’te Türk askerleri tarafından gerçekleştirilen Vartinîs Katliamı’nı ve cezasızlık sürecini konu alan belgesel, 28 Eylül’de 15. Berlin Kürt Filmleri Festivali’nde gösterilecek.
Vartinîs, katliamın tanıkları, mağdurları ve hukukçularla yapılan görüşmelerin yanı sıra, mekan ve cezasızlık politikasının bariz bir örneği olan mahkeme sürecine dair görüntüleri izleyiciyle buluşturan eşsiz bir yapım. Belgesel gösterimi sonrası, tüm üyeleri katledilen Öğüt ailesinin yaşayan tek ferdi Aysel Öğüt, akademisyen Alice von Bieberstein ve belgeselde emeği geçen diğer isimlerin katılımıyla kısa bir söyleşi düzenlenecek.
VARTINÎS BELGESELİNİN OLUŞUMU
Cezasızlık politikasının hakim olduğu Kürdistan’daki Türk devlet güçlerinin gerçekleştirdiği katliamlardan birine ışık tutan Vartinis belgeseli, Vartinîs Katliamı’nın ve sonrasındaki cezasızlık pratiğinin unutulmamasını amaçlıyor.
Büyük bir kısmı Vartinîs köyü'de çekilen belgeselde, katliam tanıkları, mağdurları, hukukçular, insan hakları savunucuları ve siyasetçilerin ifadelerine yer veriliyor; katledilen Nasır Öğüt ailesinin evi gibi önemli detaylar da gösteriliyor. Belgesel, müzeye dönüştürülen Öğüt ailesinin evi ve duvarlardaki kurşun izlerini göstererek güçlü bir hafıza örneği sunuyor.
Belgesel ayrıca, mahkeme salonundaki tanıkların katliamı gerçekleştirenleri açıkça göstermesine rağmen sanıkların cezasızlık zırhı ile korunmasını, bir devlet politikasının nasıl uygulandığını güçlü bir şekilde sunuyor.
Vartinîs belgeselinin oluşum sürecini aktaran H.Ö, “Vartinîs davasının düşürülmesinin ardından Avrupa’daki Vartinîsli birkaç arkadaşla bir araya geldik ve bu cezasızlığa karşı neler yapabileceğimizi tartıştık. En başta belirtmem gerekir ki, biz bu katliamın tanığıyız, mağduruyuz; katledilen ve sürgün edilen kişileriz. Davanın düşürülmesinin ardından yaşananları dünyaya duyurmayı, insanların hukuki ve insani haksızlığa karşı ses çıkarmalarını sağlamak ve devletin bu cezasızlık politikasını ifşa edip insanlığın vicdanında mahkum etmeyi düşündük.
İnsanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olamaz. Biz bu gerçeğin ortaya çıkmasını savunuyor ve hakikatin ortaya çıkmasının engellenemeyeceğini düşünüyoruz” diye konuştu.
VARTİNİS KATLİAMI
Vartin'is Katliamı, Mûş’un Têlî (Korkut) ilçesine bağlı Vartinîs (Altınova) beldesinin kırsal alanında yaşanan bir çatışmada bir astsubayın ve bir gerillanın yaşamını yitirmesinin ardından gerçekleşti. Dönemin Hasköy İlçe Jandarma Yüzbaşısı Bülent Karaoğlu, askerin cenazesiyle birlikte Vartinîs’ten geçerken, “Bu gece gelip köyünüzü yakacağız” diyerek bölgeden ayrılmıştı.
Bülent Karaoğlu komutasındaki Türk askerleri, 3 Ekim 1993’te Mûş’un Vartinîs beldesinde Öğüt Ailesine ait evi ateşe verdi. Türk askerileri, komşuların ve akrabaların yangını söndürme girişimlerini ölüm tehdidiyle engelledi. Evleri ateşe verilen Nasır ve Eşref Öğüt çifti, en büyüğü 12, en küçüğü ise henüz üç yaşında olan çocukları Sevim, Sevda, Mehmet Şakir, Mehmet Şirin, Cihan, Aycan ve Çınar Öğüt ile birlikte diri diri yakıldı.
Anne Eşref Öğüt, yakıldığında hamileydi. On kişilik çekirdek aileden sadece ailenin en büyük çocuğu Aysel Öğüt, katliam gecesi tesadüfen bir akrabasında gecelediği için yakılmaktan kurtulmuştu.
Katliamın gelişimini ANF’ye aktaran Nasır Öğüt’ün yeğeni ve köy yakıldıktan sonra önce İstanbul’a, iki yıl sonra da Avrupa’ya zorunlu göç eden H. Ö., şunları söyledi: “Köy meydanında Nasır Öğüt’ün evi asker nezaretinde ateşe verildi. İçeride bulunan çocuklar dışarı çıkarılmadı veya çıkmaları engellendi. Nasır Öğüt’ün eşi hamileydi. Anne ve baba, çocuklarıyla beraber, bütün köylülerin gözü önünde diri diri yakılarak katledildi.”
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yürütülen soruşturma sonuçsuz kalınca, 2003’te tekrar başvuru yapıldı. H.Ö., yargı sürecini ise şöyle anlattı:
“Bütün baskı ve tehditlere rağmen, Nasır Öğüt’ün hayatta kalan tek çocuğu Aysel Öğüt, uzun sürecek bir hukuk mücadelesi başlattı. Ancak bu hukuki süreç sürekli sürüncemede bırakıldı ve sonunda zamanaşımı gerekçesiyle düşürüldü. Bu durum, Aysel Öğüt için ve aynı zamanda bütün aile için ikinci bir ceza olarak görüldü.”
Vartinîs Katliamı üzerinden 32 sene geçti. Katliamı aydınlatmak amacıyla açılan dava, Aralık 2023’te Türk yargısı tarafından zaman aşımı gerekçesiyle düşürüldü. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamında olması nedeniyle zaman aşımı olmaması beklenen dava, Türk yargısı tarafından sümen altı edildi.
Vartinîs Katliamı’nın cezasızlık zırhına büründürülmesini eleştiren ve katliam sırasında 13 yaşında olduğunu belirten H. Ö., katliamın hem tanığı hem de mağduru. Katliamı, “Kürt coğrafyasında yaşatılmış en acı katliamlardan biri” olarak tanımlayan H. Ö., katliamın gelişme sürecini şöyle özetledi:
“Çevre illerden getirilen kontra, korucu ve paramiliter özel kuvvetler tarafından köyün etrafı sarıldı; köyün ahırları, gıda ambarları, hayvanları ve hayvan yerleri yakılarak köy ateşe verildi.”
MELE HÜSEYİN ZORLA KAYBETTİRİLDİ
Katliam gecesi askerler, köylüleri belde belediyesinin hemen aşağısındaki meydanda toplayıp işkence yaptı. Hava sıcaklığının sıfırın altında ve kar yağışlı olduğunu belirten H. Ö., “Köydeki insanlar, yaşlı, genç, kadın çocuk demeden evlerinden çıkarıldı ve köy meydanında ağır işkencelere maruz kaldı. Köyü yaktıkları gece işkence ile gözaltına alınan Mele Hüseyin Uğurlu kaybettirildi; akıbeti hâlâ bilinmiyor” diye ekledi.
‘DEVLET ÖZÜR DİLEMELİ’
Vartinîs Katliamı tanığı H.Ö., Barış ve Demokratik Toplum Sürecine desteğini belirtirken, devletin de gerçekleştirdiği katliamlara karşı hukuki sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı:
“Öncelikle, varlığı yok sayılmış, katliamlara uğramış taraf olarak her türlü barış sürecini destekliyoruz. Daha önce başlatılan barış sürecinde acı tecrübelerden ders çıkarılarak, devletin gerekli sorumluluğu alıp samimi yaklaşmasını bekliyoruz.
Eğer devlet, vatandaşlarıyla samimi bir barış istiyorsa, önce özür dilemesi, bütün bu katliamlara karşı hukuki sorumluluğunu yerine getirmesi lazım. Bilinçaltında bir katliam gerçeği dururken, içten bir barışın olacağını varsaymak bana göre akıl işi değildir. Her şeye rağmen barışmayı ve kardeşçe yaşamayı umut ediyoruz.”