Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis'te kurulan ve çalışmalarını sürdüren Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 20 Ağustos'ta Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri’ni dinledi. Barış Anneleri’ni dinlemek üzere davet eden Komisyon Başkanı Numan Kurtulmuş, Kürtçe konuşan anneleri, Meclis iç tüzüğünü gerekçe göstererek engelledi. Komisyonda yaşanan bu durum, siyasi ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinin tepkisine neden oldu.
Komisyonda yaşanan Kürtçe yasağına ilişkin ANF'ye konuşan Kürt Dil Bilimci Zana Farqînî, şunları söyledi:
"PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla yeni bir süreç başladı. PKK'nin silah bırakması ve Meclis’te komisyonun kurulması, barış ve eşitlik adına halk içinde bir umut oluşturdu. Ama bugüne kadar Kürt halkının taleplerini karşılayacak herhangi bir adım atıldığını görmedik. Çünkü devlet kanadı, süreci 'terörsüz Türkiye' adı altında şekillendiriyor. Kürt tarafı ise sürece 'demokratik toplum' olarak anlam biçiyor.
Eğer ortada bir sorun varsa, o meselenin çözümü için iki taraf arasında barışın sağlanması gerekiyor. Barış ise hak, hukuk ve adalet üzerinde yapılır. Halk sürecin nasıl ilerleyeceğini çok merak ediyor. Kürt halkı, kendi taleplerinin, dilinin, kültürünün, kimliğinin ve statüsünün karşılanıp karşılanmayacağını bilmiyor.
Bir süreç başladı ve bu süreçte savaş ile kavganın yerini siyaset ve müzakere aldı. Bir komisyon oluşturuldu; bu komisyon her iki tarafı dinliyor. Bundan sonrası, barış adına artık pratik adımların atılmasıdır. Ama şu ana kadar pratik adımlar atılmadı. Kürt tarafı ise barışa bir an önce ulaşılmasını umut ediyor. Artık savaş ve çatışmalı sürecin bitmesini istiyor. Kimliğinin, varlığının ve kültürünün bu coğrafyada tanımasını istiyor."
‘DEVLETE KARŞI GÜVENSİZLİK VAR’
Meclis’te kurulan komisyonun çalışma pratiğine değinen Farqînî, "Komisyonun adına baktığımızda kardeşlik var, ama nasıl bir kardeşlik? Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar bahsedilen kardeşlik mi? O kardeşlikte ne isim var ne de hak. Zaten o kardeşlik, savaş ve çatışmanın sebebiydi. Yoksa, Kürtlerin varlığını, kimliğini ve haklarını tanıyan, adalet temelinde oluşacak bir kardeşlik mi? Bu kardeşlikten kimse kaçmaz.
Geçtiğimiz günlerde Barış Anneleri, komisyon görüşmesinde kendi anadillerinde konuşmak istedi, ama buna müsaade edilmedi. Bu tarz yaklaşımlar sürece olan inancı yıpratır. Zaten bu meselenin ortaya çıkışı, Kürt dili üzerinde yaşanan asimilasyon politikalarıdır. Kürtçe her alanda engellendi ve saldırıya uğradı. Bundan dolayı devlete karşı bir güvensizlik var; halk devlete güvenemiyor, çünkü önceki süreçlerden kaynaklı bir tecrübeleri var.
Ama herkes barış istiyor. Artık çatışmalı sürecin bitmesini ve çözümün diyalogla sağlanmasını istiyor. Gerçekten barış ve demokrasiden bahsediyorsak, buna göre adım atması gerekiyor" dedi.
‘İNKARCI POLİTİKALARDAN VAZGEÇİLMELİ’
Türk devletinin, kuruluş tarihinden günümüze kadar sürdürdüğü tekçi politikasından bir an önce vazgeçmesi gerektiğini ifade eden Zana Farqînî, "Devlet, cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar sürdürdüğü politikasından vazgeçmeli ve ülkenin sosyolojik yapısına göre hareket etmeli. Savaş ve çatışmaya sebep olan etkenleri ortadan kaldırmalı, inkârcı politikalarında bir an önce vazgeçmeli. Nasıl ki yeni bir yüzyıldan bahsediyorsak, önümüzde modern bir dünya var. Bu modern dünyanın pratiklerine bakılarak demokratikleşme adımları atılabilir. Savaşı bitiren modern ülkeleri örnek alarak Türkiye de buna göre hareket edebilir.
Artık eski ezberlerinden vazgeçmelidir. Tekçi politikalar, huzuru bozuyor ve huzurun oluşmasına engel oluyor. Savaş ve çatışma zaten bu inkârdan dolayı ortaya çıktı. Sorunun artık çatışmalı süreçten çıkarılmalı ve müzakereyle çözülmeli. Artık böyle bir zemin var. Bundan sonra tüm halklar için adımlar atılmalı ve güven ortamı oluşmalı. Kürt halkı, barış adına her şeyi yapmaya hazır” diye konuştu.