TEV-ÇAND Avrupa: Hozan Serhad asimilasyona karşı direnişin ve özgür sanatın simgesi oldu

TEV-ÇAND Avrupa, şehadetinin 27. yılında Hozan Serhad'ı (Süleyman Alpdoğan) anarak, onun Kürt halkına yönelik asimilasyon politikalarına karşı kültür ve sanat alanında verdiği mücadelenin bugün de yol gösterici olduğunu vurguladı.

Avrupa Kültür ve Sanat Hareketi (TEV-ÇAND Avrupa), 22 Temmuz 1999'da şehit olan sanatçı Şehit Serhad'ın (Süleyman Alpdoğan) şehadetinin 27. yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı. TEV-ÇAND Avrupa, Hozan Serhad'ın asimilasyon politikalarına karşı kendi kimliği, sanatı ve mücadelesiyle güçlü bir duruş sergilediğini belirterek, bıraktığı kültürel mirasın demokratik ve özgür bir toplum mücadelesine ilham vermeyi sürdürdüğünü ifade etti.

TEV-ÇAND’ın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Şehadetinin 27. yılında Şehit Serhad'ı (Süleyman Alpdoğan), kültür cephesinin tüm şehitlerini ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren bütün şehitleri saygı ve minnetle anıyoruz.

Bazen çaresizlikten çıkış yolu doğar; küçük bir kıvılcım büyür ve zulmün karşısına dikilir.

12 Eylül faşizmi, Kürt toplumunu özellikle de dönemin gençliğini, azgın bir asimilasyon seliyle kuşatma altına almıştı. Bu sadece korku, baskı ve terör yoluyla yapılmıyordu; aynı zamanda kültür, spor ve sanat aracılığıyla gençler toplumlarından koparılıyor, öz kültürleri gözlerinin önünde karartılıyor ve yapay, yabancı bir kültürün labirentlerinde kaybolmaları sağlanıyordu. Böylece ailelerinden, toplumlarından ve ulusal kimliklerinden uzaklaştırılıyorlardı. Onlara kadercilik ve çaresizlik kültürü dayatılıyordu. Bu politika özellikle de güzel seslere sahip Kürt çocukları hedef alıyordu.

Faşizm bu yolla hem Kürtçe şarkıları Türkçeye çeviriyor, anlamsız sözlerle içeriklerini boşaltıyor hem de gençleri Kürtçeden uzaklaştırarak tüm toplumu asimilasyona maruz bırakıyordu.

İşte Hozan Serhad böylesi bir dönemde büyüdü ve ağır asimilasyon rüzgârıyla yüz yüze kaldı. Çocukluğunda kendisine "Murat Esen" adı verildi ve bu isimle bir albüm hazırlandı.

Ancak özgürlük mücadelesi asimilasyondan daha güçlüydü. Genç Süleyman, "Murat" yerine "Serhad" adını seçti; bir kıvılcıma dönüştü ve asimilasyonun karşısına dikildi.

90'lı yıllardaki Serhildanların yükseliş döneminde, İzmir'de konservatuvar eğitimi gördüğü sırada özgürlük mücadelesiyle tanıştı. Kısa süre içinde eşiyle birlikte her şeyi geride bırakarak devrim saflarına katıldı.

Hozan Serhad, Ortadoğu'da kısa bir süre kaldıktan sonra kültür ve sanat çalışmaları yürütmek üzere Avrupa'ya geçti. 1996 yılında yeniden ülkeye döndü. Bir süre Süleymaniye'de sanatsal faaliyetlerde bulundu, ardından özgür dağlara çıktı. Talihsiz bir pusu sonucu yaralı olarak işgalci güçlerin eline düştü ve 22 Temmuz 1999 tarihinde katledildi.

Böylece yoldaşımız Serhad, asimilasyon rüzgârının karşısında devrimci bir fırtınaya dönüştü. Sadece kendisini özgürleştirmekle kalmadı; Kürt gençliğini çaresizliğe mahkûm etmeyi hedefleyen politikalara karşı bir örnek haline geldi.

Kendine özgü üslubuyla adeta bir saz okuluna dönüştü. Yüzlerce Kürt genci, Şehit Serhad'ı hiç görmemiş olsalar bile onun sanat ekolünün öğrencileri oldular.

Bu anlamlı yıldönümünde, Şehit Serhad'ın ve tüm şehitlerin mücadelesinin demokratik ve özgür bir toplum inşa etme yolunda bizlere ışık tutmaya devam edeceğine olan inancımızı yineliyoruz.”