İnsan yaşam ve ölüm arasında, yarattıklarıyla kendini evrende hep var kılar. Kimisi doğar, yaşar ve doğa ile bir olup kendini sürdürür. Kimisi ardından lanetlerle anılır ve hep olumsuzluğun oluşturucu temellerini bırakır.
Evrende yaşam oluşturan ve ardında yüzyıllar sürecek sevgi, emek ve var olma mücadelesi bırakan var oluşlar gerçekleşir. Bunlar bir çiçeğin güzelliğinde, bir kadının özgürlüğü haykırışında ve halkların sömürü ve işgale karşı direnişinde var olur. Varlıklarını günümüz ve gelecekte her daim sürdürür.
Onlar özgürlüğün timsali, ruhu olur. İşte onlardan biri de Haki Karer’dir. Kısacık yaşamına insanlık değerlerini sığdırarak yola yoldaş olur.
İlk yoldaş, ilk komün, ilk paylaşımlar onunla başlar. Günümüze dek süregelen özgürlük mücadelesinin temeli onun anısına atılır. Kürt ve Türk halklarının kucaklayışının ilk adımı olur.
Karadeniz’in asi çocuğu Haki, Ordu’nun Ulubey ilçesinde 1950 yılında gözlerini dünyaya açar. Daha çocuk yaşta emekle tanışan Haki, fındık tarlalarında ailesiyle birlikte çalışır.
İlk ve ortaokulu Ulubey’de okur. Okul yaşamı başarılarla doludur ve örnek gösterilen öğrenciler arasındadır. Liseyi Ordu Lisesi’nde okur, bu süreç hayatının dönüm noktası olur. Okulda Kemal Pir ile tanışır. Bu tanışma üniversite yıllarıyla farklı bir noktaya evrilecekti.
ÜNİVERSİTEYE KAYIT
Üniversite okumak için yüzünü Ankara’ya döner. 1971-1972 öğretim yılında Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü’ne kayıt yapar. Ankara Bahçelievler, 4. Cadde 8. Sokak Yeşilyurt Apartmanı’nın bodrum katında, Kemal Pir ile ev tutarlar.
1971 darbesi ardından Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya gibi devrimci mücadele önderlerinin tutuklandığı o yıllarda Haki Karer’in, sol ve sosyalizme artan ilgisi ile beraber arayışları yoğunlaşır. O dönem THKP-C’ye sempati duyar.
Kemal Pir ve Haki Karer’in arayışları ve tartışmaları her geçen gün daha da derinleşir. Bu iki Karadenizli gencin kapısı bir gün davetsiz bir misafir tarafından çalınır. Kapıdaki, Ankara Mamak Cezaevi’nden 1972 Ekim’inde çıkan Rêber Apo’dan başkası değildi. Kemal Pir ve Haki Karer’in Rêber Apo ile yolları işte o gün orada kesişir. Bu tarihi tanışma yeni bir doğuşun ilk adımı olur. Bu doğuş “Önderliksel Doğuş” olarak ifade edilecekti.
İKİ AYRI BEDENDE TEK BİR RUH
Rêber Apo, Kemal ve Haki’nin beraber kaldıkları ev gün geçtikçe Apocu grubun temellerinin atıldığı bir karargah haline gelir. Apocu gruba katıldıktan sonra yan yana olmasalar da iki ayrı bedende tek bir ruh ikizi gibi birbirini tamamlarlar. Haki Karer ve Kemal Pir’in ilişkisini tanımlayan Rêber Apo “onlar bozulmamış iki Karadeniz çocuğudurlar” der. Bozulmamışlık, köklerine bağlı bir ruh birlikteliği ve yüceliğini açığa çıkarır. Bu ruh yüceliği onları Rêber Apo gerçekliğiyle birleştirerek Apocu hareketin ilk üyeleri olma konumuna ulaştıracaktır.
Kemal Pir, Apocu gruptan Cemil Bayık’a Rêber Apo ile ilk tanıştıkları süreç için şöyle der; “O geldiğinde misafirdi. Biz ise ev sahibiydik. Sonraki gün bir baktık ki O ev sahibi olmuş biz ise misafir.”
Apocu grup içinde rafine, sade ve mütevazılığıyla bilinen Haki, bu özellikleriyle Apocu grubun mayasını oluşturur. Son derece planlı, programlı, disiplinli, ölçülü ve dikkatli hareket eder. Olgun, güven veren bir duruşun sahibidir. Zamanını çok iyi örgütleyen ve her anını planlayan bir kişiliğe sahiptir. Okur, araştırır ve bulunduğu her alanı bir okul alanına dönüştürerek yoldaşlarıyla bilgilerini paylaşır…
Rêber Apo’yu yakından takip eder. Rêber Apo “Kürdistan Sömürgedir” tespitini yaptığı zaman O’nun yanında olan ve o tarihi ana tanıklık yapan kişi Haki Karer’dir. Önder Apo, “Parti adına ilk iki kelimeyi söylediğimde o kadar zorlandım ki, düşecek gibi oldum. Haki ki; bir Karadeniz çocuğudur, benim o halimi gördüğünde karar verdi ve sonuna kadar en fedakar, en çalışkan arkadaş olarak şehadete erişinceye kadar yeni oluşumun gerçek önderi gibi hareket etmekten asla çekinmedi. Yoldaşlığın gerçek timsaliydi.”
Haki Karer üniversite içerisinde aktif çalışma yürüttüğü için öğrencilerin tanıdığı bir devrimcidir. ADYÖD yönetimine çoğunluğun oyuyla seçilerek 11 kişilik ADYÖD yönetiminde Rêber Apo ile birlikte yerini alır.
1975’i 1976’ya bağlayan 31 Aralık’ta Ankara Dikmen’de Apocu Hareket ilk toplantısını yapar. Kürdistan’a Dönüş kararının alındığı o toplantıda Haki Karer “Kürdistan’da çalışmaya katılmak istiyorum” diyerek uğruna canını vereceği Kürdistan’a doğru yol alır.
İlk uğrak yeri Batman olur. Burada Apocu düşüncenin temellerini atar. Ancak Kürtçe bilmemesinden dolayı alana Mazlum Doğan’ın gelmesiyle Haki, yönünü bu sefer Adana’ya çevirir. Adana’da bir süre çalışma yürüttükten sonra Antep alanına sorumlu düzeyinde geçer. Burada devrimci gençliğin, işçilerin örgütlenmesi, komün evlerinin kurulması ve şovenizme karşı nefes nefese bir mücadele yürütür. Çok kısa sürede Apocu düşüncenin yaygınlaşmasını sağlar.
Kürdistan Devrimcilerinin örgütlenmeleri büyüdükçe düşmanın yönelimleri de artar. Antep’te Alaattin Kapan’ın öncülük ettiği Beş Parçacılar olarak bilinen Stêrka Sor adındaki ajan örgüt provokasyonlar yapar. Alaattin Kapan, Apocular grubunun “Ülkeye Dönüş” kararının ardından sürekli Kürdistan Devrimcilerini takip edip topladığı bilgileri MİT’e ulaştırır. Haki Karer’i Adana’da çalışma yürütürken takip eden Kapan, bu sefer de Antep’te takip etmeye devam eder.
Alaattin Kapan’ın ajan faaliyetleri yürüttüğünü bilen Kürdistan Devrimcileri, grubu uyarmasına ve dikkatli olmalarını söylemesine rağmen grup içerisinde ajanlaşan Bozan Aslan ve Mehmet Uzun, Alaattin Kapan ile görüşüp randevu alırlar. Randevu yeri olan Düztepe’deki kahvehaneye giden Haki, önceden hazırlanan Alaattin Kapan ve yanındaki iki kişinin silahlı saldırısı sonucu şehadete ulaşır.
Rêber Apo şehadeti duyduğunda “Antep’ten Haki Karer’in şehadet haberi geldi. Bu haber üzerine adeta yıkıldığımı söyleyebilirim. Ciddi bir darbe aldığımız kesindi.” der.
Haki Karer’in şehadetinden 3 gün sonra cenazesi hastaneden alınıp Ankara üzeri memleketi Ordu-Ulubey’e konvoy eşliğinde götürülür. Apocu grup, devrimci gruplar ve halkın katılımıyla Ulubey halkının unutamayacağı bir törenle toprağa verilir…