Colemêrg ile Wan arasındaki karayolu, 11 Nisan'da meydana gelen heyelan nedeniyle haftalardır ulaşıma kapalı. Aradan geçen zamana rağmen yolun açılmaması kentte ciddi mağduriyetler yaratırken, yurttaşların çoğu heyelanın olduğu alanı yürüyerek yolun diğer tarafına geçmeye çalışıyor. Hasta, yaşlı veya çocukların büyük bir mağduriyet yaşadığı olaya dair herhangi bir çözüm atılmazken, deprem riskinin olduğu kentte açığa çıkan bu ihmal zinciri yurttaşları da kaygılandırıyor. Kış boyunca sayısız kez hem heyelan hem de çığın yaşandığı kentte Wan, Gever ve Colemêrg yolunu kullanmak yurttaşlar için bir ölüm savaşına döndü. Konuya dair tepkisini dile getiren Colemêrg Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Muharrem Tekin, "Bu bir doğal affet değil, yönetim zafiyetidir" dedi.
Yaşananların yalnızca bir yol çökmesi olmadığını belirten Tekin, bunun yıllardır ertelenen sorumlulukların, planlama eksikliğinin ve yönetim zafiyetinin sonucu olduğunu söyledi. Tekin, “11 Nisan'da meydana gelen heyelan, sadece bir yol çökmesi değil; bir yönetim zafiyetinin, bir planlama eksikliğinin ve yıllardır ertelenen sorumlulukların somut sonucudur. Aradan 15 gün geçmesine rağmen yalnızca 500 metrelik bir hattın ulaşıma açılamamış olması, sorunun doğa kaynaklı olmaktan çok idari kaynaklı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.
'DIŞARI İLE FİİLEN İZOLE EDİLMİŞ DURUMDA'
Colêmerg’in fiilen izole edilmiş durumda olduğunu belirten Tekin, ilçelerle bağlantının koptuğunu, çevre illerle ulaşımın kesintiye uğradığını ve kentin kaderine terk edildiğini söyledi. Tekin, “Bu durum artık bir ‘ulaşım sorunu’ olmaktan çıkmış; temel ihtiyaçlara erişimin zorlaştığı, ticaretin durma noktasına geldiği, sosyal hayatın felç olduğu bir yaşamsal krize dönüşmüştür. Daha vahimi ise; 15 gün boyunca bu soruna çözüm üretemeyen bir anlayış, birinci derece deprem bölgesi olan Hakkari’de olası bir büyük afette nasıl bir refleks gösterecektir? Eğer tek bir heyelan karşısında ana ulaşım hattı bu kadar uzun süre kapalı kalıyorsa, daha büyük bir felakette bu kentin tamamen dış dünyadan kopması kaçınılmazdır. Bu ihtimal artık bir öngörü değil, bir gerçektir” diye konuştu.
'AÇIK BİR İHMAL SÖZ KONUSU'
Sorunun kronik hale geldiğini ifade eden Tekin, yıllardır aynı sorunların yaşandığını belirterek alternatif yolların yapılmamasını ve altyapı eksikliklerini eleştirdi. Tekin, “Alternatif yolların yapılmaması, kalıcı altyapı yatırımlarının geciktirilmesi ve riskli bölgelerde önleyici çalışmaların hayata geçirilmemesi, bu tabloyu kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu nedenle yaşananlar ‘doğal afet’ bahanesiyle açıklanamaz; bu, açık bir ihmal ve öngörüsüzlük sorunudur” ifadelerini kullandı.
'OLASI BİR DEPREMDE TABLO DAHA DA YIKICI OLACAKTIR'
Colêmerg halkının güvenli ulaşım hakkından mahrum bırakıldığını söyleyen Tekin, bunun kabul edilemez olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu tabloya alışmak değil, bu tabloyu değiştirmek zorunludur. Çünkü mesele artık bir yol meselesinden öte, doğrudan doğruya bir yaşam ve güvenlik meselesidir. Küçük ölçekli bir heyelanda dahi böylesine ağır sonuçlar yaşanıyorsa, olası bir depremde tablonun çok daha yıkıcı olacağı açıktır. Dağlık coğrafya ve yetersiz altyapı birleştiğinde, ulaşım hatlarının büyük bölümünde çökmeler yaşanması kaçınılmazdır. Böyle bir senaryoda bölgeye ilk yardımın zamanında ulaşması mümkün olmayacaktır” ifadelerine yer verdi.
'KALICI ÇÖZÜM YOK'
Yetkililere çağrıda bulunan Tekin, gerekli önlemlerin alınmaması halinde yaşanacak olumsuzlukların sorumluluğunun ilgili kurumlarda olacağını söyledi.
Tekin, “Olası bir depremde krizin yönetilebilmesi ve yardımın kesintisiz şekilde ulaştırılabilmesi için, kentin ulaşım ve altyapı sorunu derhal, kalıcı ve bütüncül bir yaklaşımla çözüme kavuşturulmalıdır” diye konuştu.
Sunulan çözümün sorunu derinleştirdiğini savunan Tekin, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı: “Burada bir yol yapılmamış, sadece sorun başka bir biçimde vatandaşın sırtına yüklenmiştir. Bu yol, ulaşımı kolaylaştırmak bir yana, hem can güvenliğini tehlikeye atmakta hem de araç sahiplerini ciddi şekilde maddi zarara uğratmaktadır. İnsanların yürümek zorunda kaldığı, araçların parçalandığı bir güzergahı ‘açtık’ diye sunmak, vatandaşla alay etmektir. Bu güzergahta yaşanabilecek sağlık sorunları, taş düşmesi ya da yeni toprak kaymaları gibi tehlikelerin sorumluluğunu kim üstlenecek?"