Siyasi gözlemci Selahedîn Saleyî, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da yürütülen süreç ve Türk devletinin adım atmaması nedeniyle yaşanan tıkanıklığı ANF’ye değerlendirdi.
Önder Apo’nun statüsünün belirlenmesi konusuna değinen Selahedîn Saleyî, “Bu talebi meşru ve ciddi buluyorum. Çünkü kendisi bölgedeki barış sürecine liderlik eden bir önder. Böylesi büyük bir süreci yöneten bir önderin cezaevinde tutulmaması gerekir. Bu meşru talebin sürecin başarısını etkileyeceğini düşünüyorum. Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü göz ardı edilemez. Eğer Türk devleti sürecin ilerlemesini istiyorsa barış ve demokratik toplum sürecinin ilerlemesi için pratik adım atmalıdır. Daha önce de ifade edildiği gibi top artık Türkiye’de, bu süreçte yapılacak en iyi şey samimi ve başarılı niyetlerle sürecin yönetilmesi olacaktır” dedi.
‘TÜRKİYE’NİN SAMİMİYETİNİ GÖSTERME ZAMANI’
Selahedîn Saleyî, Türk devlet yetkililerinin sözleri ile sahadaki gerçeklik arasında büyük fark olduğunu ifade ederek şöyle dedi: “Türk devletinin sözleri ile yaşanan gerçeklik arasında ciddi bir fark var. Kürt-Türk kardeşliğinden söz ediliyor, Erdoğan sürece uzanan ellerin kesileceğini söylüyor ama sözler pratiğe dökülmüyor. Türkiye bölgedeki durumun geçmesini beklemek ve süreci istediği zaman bitirebilmek için zaman kazanmaya çalışıyor. Sürecin başından itibaren Kürt tarafı samimi niyetlerini ortaya koydu ve Abdullah Öcalan’ın talebini yerine getirdi. Artık Türkiye’nin de samimiyetini gösterme zamanı.
Türk hükümeti henüz yasal adımlar atmadı ve zaman kazanmaya çalışıyor. Mecliste bir komisyon kuruldu, ancak yasal bir biçim almadı. Anayasadaki bir maddeyi değiştiremiyorlar. Tam da bu nedenle komisyon, zaman kaybetmeden pratik adımlar atmalıdır.”
‘TARİHSEL DENEYİM VE TÜRK DEVLETİNİN HALK İRADESİNDEN DUYDUĞU KORKU’
Önceki barış süreçlerine de değinen Selahedîn Saleyî, “Geçmişteki barış süreçlerine baktığımızda 1993 yılında cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın barış adımları atmaya çalıştığında suikasta kurban gittiğini görüyoruz. Daha sonra Necmettin Erbakan 1996’da değişim yaratmak istedi, sonrasında da 2013 sürecine şahitlik ettik. 2025 ve 2026 yıllarında Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla müzakereler başladı. Ancak şimdi, Türk devleti adım atmadığı için süreç, Kürt halkının iyi niyetlerine karşılık verecek umudu taşımıyor” diye bildirdi.
Selahedîn Saleyî, kamuoyundaki umutsuzluğun Türk devletinin yaklaşımından kaynaklandığını ifade ederek şunu söyledi: “Halk, böylesi büyük bir sürecin zayıf ilerlemesinden kaynaklı umutsuz. Şüpheler Kürt halkına değil, Türkiye’ye yöneliyor. Çünkü Kürt halkı barış sürecinin iyi niyetini gösteriyor. Başlangıçta süreci terörle mücadele şeklinde tanımlasalar da bu tanım Türkiye için geçerli. Çünkü soykırım yapan, halkları katleden ve işgali sürdürenler bizzat kendileriydi. Bu nedenle bu tanımlama onları kapsıyor.”
‘TEK ÇÖZÜM ADDULLAH ÖCALAN’DIR’
Önder Apo için tüm Kürt halkını temsil etmediği yönündeki iddialara da değinen Selahedîn Saleyî, bunun hakikatten uzak olduğunu ve devletin kendisiyle yaptığı müzakerenin bunu kanıtladığını vurguladı. Süreçte Önder Apo’nun etkisinin açık olduğunu ifade eden Saleyî, şu uyarıda bulundu: “Bugün tek çözüm Abdullah Öcalan’dır ve onun etkisi açıktır. Bugün bölgede barış tohumları attı. Bu nedenle de herkes Abdullah Öcalan’ın Ortadoğu’daki sorunların muhatabı olduğunu ve Kürt ulusal birliğine her alanda olumlu bir etki yaptığını söylüyor.
Türkiye önümüzdeki süreçte de bu tavrını sürdürür ve barış sürecinde yasal adımlar atmazsa süreç tehlikeli bir hale gelecektir. Çünkü her şeyin bir sınırı vardır. Kürt halkı barışı sürdürmüştür. Ancak Türkiye zamanla oynamaya çalışırsa Kürt halkının başka seçeneklerinin olduğunu da bilmelidir.”
‘BARIŞ HER ZAMAN SAVAŞTAN İYİDİR’
“Kürtler 1993 yılından bu yana tek taraflı da olsa, yasaklanmış silahlara ve kimyasal silahlara karşı da olsa barış için adımlar atmış ve bu tutumlarını korumuşlardır” diye vurgulayan Selahedîn Saleyî, “Zaman alsa bile barış her zaman savaştan iyidir. Ancak sınırlar aşılır ve Kürtlerin iradesini kırmak isterlerse, o zaman Kürtlerde de duruma bir sınır çizmek için devrimci duygular uyanır” dedi.
Bölgenin durumuna da dikkat çeken Selahedîn Saleyî şöyle devam etti: “Türkiye, İran- İsrail/ABD savaşını izliyor. İran’da zayıflık görürse barış sürecine yönelecektir. Aksi durumda Kürtlerin iradesini kırmak için demokrasiden ve çözümlerden uzaklaşacaktır. Ancak çağ artık teknoloji ve küreselleşme çağı. Kimse, sadece Kuzey Kürdistan’da bile sayısı 25 milyonu bulan Kürt halkının haklarını inkar edemez. Kürt halkı arasında gelişen ulusal duygular Dêrsim Katliamı’nın tekrarlanmasına izin vermeyecektir.”
‘ULUSAL BİRLİK ZAFERİN GARANTİSİDİR’
Selahedîn Saleyî, sözlerini tüm Kürt partilerine seslenerek noktaladı: “Kürdistan’ın tüm parçalarındaki Kürt halkı ve partileri, ulusal birliğe yoğunlaşmalıdır. Çünkü ulusal birlik, Kürdistan’ın dört parçasındaki zaferin garantisidir. Çatışma ve kaostan uzak durun, Kürt halkının sesini yükseltin ve parti çıkarlarını bir kenara bırakın. Kürdistan’ın geleceğini düşünün. Halkımız parlak bir geleceğe doğru ilerliyor, ufuk şeffaf ve Kürt halkının zaferi açıkça ortada.”