YRD, Kürt Gazeteciler Günü’nü kutladı

Kürt Gazeteciler Günü’nü kutlayan YRD Genel Koordinasyonu, “Hakikati ortaya çıkarmak için uğrunda canlarını verdikleri amaçlarını ne pahasına olursa olsun gerçekleştirme sözümüzü yineliyoruz” dedi.

YRD Genel Koordinasyonu, “Hakikatin büyük aşkı ve arayışçılığıyla, toplumsal ahlakın vicdani sorumluluğuyla halkımızın ve demokratik toplumun sesi olma görevine sahip çıkma amacıyla 48 yıl önce yola çıkarak özgür basın geleneğinin başlatıcısı olan Mazlum Doğan başta olmak üzere Gurbetelli Ersöz, Musa Anter, Seyit Evran, Gulistan Tara, Aziz Köylüoğlu, Rojava’da haber takibi yaparken şahadete ulaşan Cihan Bilgin, Nazım Daştan ve 40 yıla aşkın Özgür Basın geleneğinin büyük emekçisi olan Hüseyin Aykol şahsında tüm özgür basın şehitlerimizi saygı, minnet ve şükranla anıyoruz. Hakikati ortaya çıkarmak için uğrunda canlarını verdikleri amaçlarını ne pahasına olursa olsun gerçekleştirme sözümüzü yineliyoruz” dedi.

YRD açıklamasında şu hususlara da yer verildi:

“Kürt halkının varlığının yok sayıldığı, kültürel ve fiziksel soykırıma tabi tutulduğu karanlık günlerden, varlığının, dilinin, kültürünün en güçlü mücadelesinin verildiği günlere taşınmasında büyük emek, çaba ve bedel ödeyen, bu uğurda işkencelere maruz kalan, onlarca yıl cezaevlerine mahkum edilen, yurtlarından çıkmak zorunda kalan ve halen de gerçekleri ortaya çıkarmanın peşinde koşmaya devam ederek her türlü baskıya rağmen görevleri başında  olan tüm Kürt gazeteci arkadaşlarımızın Kürt Gazeteciler Günü’nü kutluyor, çalışmalarında üstün başarılar diliyoruz.

Günümüzde medya toplumsal ahlakı çürütmenin en temel aracı haline getirilmiş durumdadır. Dezenformasyon ve manipülasyon yoluyla yalanın kültürü topluma aşılanmaktadır. Halbuki halklar ve inançlar arası barışın ve demokrasinin sesi olması gereken medya günümüzde hiçbir dönem olmadığı kadar savaşın ve şiddetin sesi haline getirilmiştir. 24 saat boyunca bir avuç sermayedarın hanesine kar kazandırma amacıyla gerçekleştirilen savaşlar psikolojik savaş amacıyla naklen verilmektedir. Milliyetçiliğin, ırkçılığın, dinciliğin, mezhepçiliğin, halkları birbirine düşürmenin yayıncılığı meşrulaştırılmaktadır. Medyada kadına şiddet uygulama, katletme, doğanın tahribatı günlük haberciliğin nesnesi olmanın ötesine geçememektedir. Medyada kadına şiddetin ve doğa tahribatının gerekçelerinin vaazı yapılmaktadır. En önemlisi de sözde bilim insanı olması gereken akademisyenlerin ekranlardan iktidarın gerçekleştirdiği antidemokratik uygulamalara toplumu rıza göstermesi için yalan yanlış açıklamalarının sahnesi haline getirilmiştir.  Tek seslilik ve tek renkliliği topluma bir amentü olarak sunmalarıdır. Medya öyle bir hale gelmiş ki, toplumu adım adım cehenneme yanaştırmanın rızasını oluşturan bir yalan üretme imalathanesine dönüşmüştür.

Özellikle Ortadoğu coğrafyasına dayatılan savaş karşısında Türkiye başta olmak üzere tüm bölgede halklar ve inançlar arası barış ve demokrasinin geliştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu amaçla Rêber Apo bir yılı aşkındır Türkiye’de bir süreç başlatmış durumdadır. İmralı Zindanı koşullarında Barış ve Demokratik Toplumu yaratma mücadelesi veren Rêber Apo’nun  çabaları çok değerlidir. Ancak bu süreci baltalamak isteyen Türkiye’deki bazı medya kuruluşlarının ne kadar barış ve demokrasi karşıtı olduğu bir kere daha görülmüştür. Bu dilin Türkiye halklarına da Ortadoğu halklarına da bir faydası yoktur. Bu, gazetecilik değil, savaştan beslenen kesimin borozancılığını yapmaktır.

Hakikatin bu kadar parçalandığı, yok sayıldığı bu günlerde, hiç kuşkusuz dün olduğu gibi, bugün de hakikatin doğruyu yazanları, doğruyu söyleyenleri ve doğruyu yayınlayanları hep olacaktır. Gerçeği saklamak ve yok saymak isteyenler ile gerçeği ortaya çıkararak topluma sunmak isteyenler arasında çetin bir mücadele geçmişte olduğu gibi bugün de olacaktır.

Bu temelde hakikat aşkı ile toplumsal görevlerini layıkıyla yerine getiren gazeteci arkadaşlarımızın bir kez daha Kürt Gazeteciler Günü’nü kutluyor, çalışmalarında üstün başarılar diliyoruz.”