ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (Human Rights Activists News Agency- HRANA), İran’da siyasi tutsaklara yönelik baskılar hakkında bir rapor yayımladı.
Raporda, Hakim Ebulkasım Salavati başkanlığındaki Tahran Devrim Mahkemesi 15. Şubesi tarafından ‘Jin, Jiyan, Azadî’ devriminde gözaltına alınan Milad Armon, Nevid Necaran, Mehdi İmanı ve Seyid Muhammedmehdi Hüseyni isimli 4 genci idam cezasına mahkum ettiği bildirildi. İdam kararının verildiği yargılamada siyasi tutsakların avukatlarının hazır bulunmadığı kaydedildi.
Söz konusu dava dosyası Tahran Ceza Mahkemesi tarafından incelenip af kararı verilmiş ancak daha sonra Devrim Mahkemesi yetkilileri tarafından avukatların dosyayı görmesine izin verilmeksizin siyasi tutsaklar tekrar idam cezasına çarptırılmıştı.
Rapora ayrıca Ahvaz’daki Şiban Cezaevi’nde tutulan Ruhullah Kareki (48) isimli siyasi tutsağın da yine idam cezasına çarptırılma tehdidi altında olduğu belirtildi.
Ruhullah Kareki geçtiğimiz yıl kızının gözleri önünde işkence edilerek gözaltına alınmış ve aylarca İran İstihbarat Bakanlığı tarafından fiziksel ve psikolojik işkence maruz bırakılmıştı.
5 KADIN TELEFON HAKLARINDAN MAHRUM BIRAKILIYOR
HRANA, Evin Cezaevi’nde tutulan siyasi tutsaklar Gulroh İrayi, Zahra Safayi, Marziyeh Farsi, Şiva İsmaili ve Sakineh Parvaneh’in günlerdir cezaevi telefonuna erişimden mahrum bırakıldığını açıkladı.
Devam eden kısıtlamanın, tutsakların idam cezalarına karşı gerçekleştirdiği protestonun ardından devreye sokulduğu belirtildi. Aktarılan bilgilere göre kadın tutsaklar, cezaevinin havalandırma alanında slogan atarak artan idamlara tepki gösterdi. Bunun ardından cezaevi yönetiminin ‘disiplin amaçlı’ yaptırım uyguladığı kaydedildi. Beş siyasi tutsağın daha önce de aileleri ve avukatlarıyla yüz yüze görüşme haklarından mahrum bırakıldığı, söz konusu kısıtlamaların ise hala devam ettiği bildirildi.
Hak savunucuları, tutsakların gerekçe açıklanmadan toplu şekilde temel haklarından mahrum bırakılmasının ‘kolektif cezalandırma’ anlamına gelebileceğini ifade ediyor. Cezaevlerindeki bağımsız denetimin sınırlı olması nedeniyle, kadın siyasi tutsakların durumuna ilişkin endişelerin giderek büyüdüğü belirtiliyor.