İsyanın, direnişin ve birliğin adıdır Newroz. Halkların yeni günüdür. Newroz; yeni bir başlangıç, doğuş ve zulme karşı “birlik ve mücadele” demektir. Newroz, Ortadoğu halkları için isyanın ve özgürlüğün bayramıdır. En zor koşullarda gerçekleşen dirilişi ve direnişi ifade eder. Halkların ortak mücadele ve zafer günüdür.
PKK’nin kuruluşuyla birlikte Newroz, ulusal bir başkaldırının, faşizme karşı direnişin ve yeni bir tarihi eşiğin ilk adımı oldu. Bu başlangıçla birlikte Newroz ateşi gün geçtikçe evrenselleşerek yayıldı ve herkesi kucaklayarak, zihinlerden silinmek istenen tarihi anlamını yeniden canlandırdı.
Şimdi, Önder Apo’nun başlattığı süreçle birlikte 2026 Newroz’unun; milyonların hep bir ağızdan umudu, özgürlüğü, onuru ve insanca bir yaşamın ancak kendi kökleri üzerinde mümkün olduğunu ve bunun mimarının da Önder Apo olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde beyan ederek kutlanması bekleniyor.
Peki, Newroz neden bu kadar anlam yüklü bir gün? Tarihini kısaca açacak olursak, Newroz; MÖ 612 yılında, yani 2 bin 638 yıl önce Demirci Kawa’nın önderliğinde zalim Dehak’a karşı gelişen halkların ittifakının kazandığı zafer günüdür.
Newrozlarda dağlarda ateş yakılmasının özel nedeni, Kürtlerin ataları tarafından geliştirilen mitolojik ateş kavramının, Zerdüşt’ün Avesta’sında ve sonraki Zerdüşt dininde çok önemli bir yer tutmasından ileri gelir. Kürt mitolojisinde ateş; “Ateş vicdandır, ateş zaferin müjdecisidir, ateş hayatın yakıtıdır, ateş kıbledir, ateş iyinin koruyucusudur, ateş bağımsızlıktır” gibi anlamlar taşır.
Hiç sönmeyen bu Newroz ateşi yer yer bastırılmak ve yok edilmek istense de başarılı olamadı. Özellikle Apocu Hareket’in öncü kadrolarından Mazlum Doğan, 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’nde baskı ve işkence altında üç kibrit çöpüyle Newroz ateşini yaktı ve o günden bu yana 21 Mart, Kürt halkının yeniden canlanan direnişinin sembolü oldu. Böylelikle PKK, Kürdistan halkının gözünde Newroz partisi olarak tarihe geçti.
Newroz Bayramı Kürtler arasında ulusal bir gün olarak kutlanırken, Çağdaş Kawa olarak tarihe geçen Mazlum Doğan’ın eyleminden sonra bugün artık “Diriliş Bayramı” anlamını da kazandı. Önder Apo, Newroz’u yeniden diriliş, raperîn (ayaklanma), isyan ve özgür bir yaşam ısrarı olarak tanımladı.
Günümüzde Newroz denilince ilk olarak Kürt halkının faşizme ve zulme karşı geliştirdiği direniş akla geliyor. Newroz ve Kürtler birbirini tamamlıyor. 20. yüzyılda Kürt halkı, “Çağdaş Kawa” Mazlum Doğan önderliğinde Newroz ateşini yakarak kendi özünü yeniden keşfetti. Newroz böylelikle gerçek anlamına ulaştı. Özünde “birlik ve mücadele” anlamı taşıdığı için Kürt halkı da varlığını, dağlar başta olmak üzere her alanda mücadele ve direnişle korudu.
1973 BAHARINDA YEŞEREN NEWROZ TOHUMU
Önder Apo, 1973 yılının Newroz’unda ilk defa dile getirdiği “Kürdistan sömürgedir” tespitine ilişkin şunları dile getirmişti:
“Ankara’nın Çubuk Barajı eteklerinde 1973 Newroz’unda başlayan, çok heyecanlı, mecnun misali geçen yolculuk, 27 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis Köyü’nde PKK adını almakla sonuçlanınca kendimizi namusu kurtarmış sayacaktık.
1973 Newroz’unda Çubuk Barajı eteklerinde yaptığımız toplantıyla grup pratiğine girişme cesareti ve sorumluluğunu göstermiştim. Benim için Kürt gerçekliği artık bu grup pratiğinden çıkacak sonuçlarla bağlantılı olacaktı. Sonradan sıkça düşündüm: Kürt gerçekliğine doğru varmak için acaba grup dışında daha iyi bir araç var mıydı? Halen bu grup kurma yönteminin gerçeğe varmak için en doğrusu olduğuna inanmaktayım.”
NEWROZLAŞAN KADINLAR
Özellikle Kürdistan’da işgalcilere karşı gerilla mücadelesinin gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla Newroz bir serhildana dönüştü. Kürt halkı her yıl Newroz’un gelişiyle birlikte her yeri özgürlük için direniş alanına çevirerek Newroz’u direnişle karşıladı; tarihi anlamını yeniden canlandırdı ve özgürlük talebini böyle bir günde dile getirdi. Önder Apo, Kürt halkını Newroz direnişi nedeniyle “Newroz halkı” olarak nitelendirdi.
Önder Apo’nun tarih sahnesine çıkışı ve PKK’nin doğuşuyla birlikte yeni bir anlama kavuşan Newroz, Kürt halkı ve PKK öncülüğünde gelişen direnişle her yıl daha derin bir mücadele ruhuyla kutlandı. Newroz’un Kürt halkı nezdinde tarihi bir anlamı olması nedeniyle birçok yurtsever Kürt ve PKK kadrosu, zulme karşı Newroz ateşini bedenleriyle harladı. Bedenleriyle Newroz’u kutlayan yurtseverler ve PKK kadroları, Newroz’un anlamının ne olduğunu ve işgalci güçler tarafından sömürülen Kürdistan’da nasıl bir direniş geliştirilmesi gerektiğinin mesajını verdi.
Mazlum Doğan’ın 1982 Newroz’unda yaktığı meşale, 1990 yılında bu kez Amed surlarında parladı. Üniversite öğrencisi Zekiye Alkan, 21 Mart 1990’da Amed surlarına çıkarak genç bedenini Newroz ateşine dönüştürdü. Kürdistan’da yaşanan bu eylem kısa bir sürede bütün Türkiye metropollerine, Avrupa’ya ve dünyaya yayıldı. Tarihin derinliklerinden alınan özgürlük meşalesini Mazlum Doğan’dan Amed surlarındaki Zekiye Alkan’a, Zekiye’den Türkiye metropollerinde yaşayan ve henüz on sekiz yaşında olan genç Rahşan’a, Rahşan’dan Avrupa’da yaşayan iki genç yürek olan Berîvan ve Ronahî’ye, daha sonra ise Çanakkale Cezaevi’nde kalan Sema Yüce’ye devredildi.
Önder Apo, 90’lı yıllarda Newroz’da gerçekleşen bir askeri törende, günün anlam ve önemine ilişkin şu tarihi açıklamaları yapmıştı: “Bundan sonra bütün günler Newroz’dur. Geçen bütün günler gerçekten Newroz’lu günlerdi. Sözümüz buydu, çiğnetmedik.
Fakat zalimlerin dayattığı acılar, işkenceleri vardı. Kasıp kavurmaları vardı. Yaktılar; nice insanları her türlü teknikle, silahla, işkenceyle yaktılar. İşte yüreğimiz diyor ki bu yakılanların anısına nasıl sahip çıkılacak? Zekiyeler, Zilanlar, Ronahiler bugünlerin büyük şehitleri olurken, aslında tam da ‘Özgür yaşam nasıldır?’ sorusuna ulaşmak için bunu yaptıklarını bizzat sözlerinden, vasiyetlerinden biliyoruz.
Bu topraklarda oldum olası insanlar özgürlük tutkularıyla yaşamışlar. Belki de hiçbir ülkedekine benzemez; belki de yazılan hiçbir kitaba da benzemez. Belki de kitapta dahi yazılmamıştır ama bir özgürlük savaşı vardır. Belki de kitap tam yazılmamışsa, kurtuluşu tam olmadığı içindir. Yazılan kitaplar daha çok yarım kalan kitaplarsa, o da kurtuluşun tam olmamasındandır. İşte heyecanın kaynağı burasıdır. ‘Hazineler kaybedildiği yerde aranır.’ İnsanlık doğduğu yerde, kökleri üzerinde araştırılır ve bulunacaksa burada bulunur. Amerika’da bulunmaz. Rusya’da, Sibirya’da bulunmaz. Merkezi burasıdır.
25 yıldır insanı arıyoruz; önce kendi insanını. Ve bu insan ilk insandır. Ve belki de olacaksa doğrusu en son insan da o olacaktır; olmak durumunda. Eğer yaşama selam duracaksa, Newroz gibi her şey yaşamla gülüşecekse, onun dilini yakalamak gerek. Onun için yaşam kolay değil.”
DİRENİŞLE GELEN YENİ ANLAMLAR
PKK ve gerillaların direnişi ile yıllar uzadıkça Newrozlar yeni bir anlam kazanmaya başlamıştı. Zagros ve Botan, Newroz’un görkemle kutlandığı alanlar olmuştu. Binleri aşan gerillalar Newroz’a büyük bir anlam biçerek günü stran ve govendlerle kutlamıştı. Kadınlar, 8 Mart coşkusunu ve kararlılığını Newroz’a doğru bir köprü oluşturarak, Kürtler ve ezilenler için her Newroz’u yeni bir başlangıç haline getirmişlerdi. Artık Kürtler, Newroz’un gerçek anlamının sadece bir bayram coşkusu değil, direniş ve özgür yaşamda ısrarın adı olduğunu bilince çıkararak 8 Mart’ı 21 Mart’la birleştirip daha da anlamlı hale getirmişti.
2013 yılında ise tarihi Amed Newroz’unda, “Demokratik Çözüm Süreci” çerçevesinde gelişen “Önder Apo’ya özgürlük, Kürtlere statü” manifestosu damgasını vurmuştu. Üç milyona yakın kişinin katıldığı kutlama, Amed’de tarihin en büyük buluşmasına dönüşmüştü. Milyonların canlı izlediği kutlamada, yeni bir mücadele sürecinin başlangıcı olan Önder Apo’nun tarihi açıklaması duyurulmuştu.
Newrozlar günümüzde her yerde, her alanda büyük bir coşkuyla kutlanıyor. Kutlanmasının tek bir nedeni var; o da Apocu gerillaların, yurtsever halkımızın, ülkemizin ve halkımızın özgürlüğü için kahramanca şehit düşen yoldaşlarımızın mücadelesidir. Dağlarda, ovalarda, şehirlerde ve köylerde küçük bir kıvılcımla Newroz kutlansa da bu; yurtseverliğin yeniden yeşertildiği bir ülkenin güzelliğinden, maneviyatından, Önderliğin amansız mücadelesinden ve kutsal şehitlerimizin fedakarlığından gelmektedir.
Yazımızı, Önder Apo’nun yazdığı bir şiirle noktalamak, metni daha da anlamlı kılacaktır. Şimdiden Önder Apo’nun, kahraman şehitlerimizin ve halkımızın Newroz Bayramı kutlu olsun.
“2000’in Newroz’unda doğuş
Kutsal ana hakkın geçmişi ise,
çocuk bugünü ve geleceğidir.
Sevda kadını özgürlük çağrısıysa,
kabul edilecek yaşam, ya özgürce olacak ya hiç olmayacaktır.
Her taraf karanlık ve zorda ise,
isyan ve savaş ne kadar gerekli
ve kaçınılmaz ise;
özgürlüğün şafak vaktinde aydınlık ufku sarmışsa,
barış eylemi daha yüce ve gereklidir.
Bütün bu zamanlarda,
ilk dinimizin buyurduğu gibi,
bilimin aydınlığında doğru düşüneceksin.”
Hitabetin inceliğiyle, çabanla
kendini özgür gerçekleştireceksin.