Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde Suriye dosyasındaki gelişmeleri görüşmek üzere düzenlenen oturumda, BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen önemli uyarılarda bulundu. Pedersen, ülkedeki mevcut kırılgan istikrarın kalıcı bir çözüm anlamına gelmediğini vurguladı ve özellikle güven artırıcı adımlar atılmadığı takdirde şiddetin yeniden tırmanabileceğine dikkat çekti.
Siyasi sürecin şeffaflığa bağlı olduğunu belirten Pedersen, güvenlik ve silahsızlanma alanlarını kapsayan kapsamlı bir reform programı çağrısı yaptı. Yabancı savaşçıların varlığının ciddi bir tehdit olmaya devam ettiğini söyleyen Pedersen, bu konunun uluslararası iş birliğiyle ele alınması gerektiğini kaydetti.
Pedersen ayrıca, son dönemde Süveyda’da sivillere yönelik saldırılara değinerek, bu katliamlardan sorumlu olanların hesap vermesi gerektiğini, soruşturma komitesinin ulaştığı sonuçların ise şeffaf biçimde kamuoyuna açıklanmasının önemini vurguladı. Kuzey ve Doğu Suriye temsilcileri ile Suriye Geçiş Hükümeti temsilcileri arasındaki ilişkileri ise “olumlu bir gelişme” olarak nitelendirdi.
Pedersen konuşmasını, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü vurgusuyla bitirdi. Kalıcı istikrarın ancak tarafların güven artırıcı adımlar atmasıyla sağlanabileceğini ifade eden temsilci, aksi halde ateşkesin başarısızlığa uğrama ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi.
Toplantıda Pedersen’in değerlendirmelerinin yanı sıra BM uzmanları da Suriye’deki diğer kriz başlıklarına dikkat çekti.
BM terör uzmanları, DAİŞ’in Suriye’de güvenlik açıklarını kullanarak yeniden yapılanmaya çalıştığını, propaganda ve finansman için sanal medya ile yapay zekadan faydalandığını bildirdi.
BM İnsan Hakları uzmanları, özellikle Suriye’nin güneyindeki Dürzî topluluklarını hedef alan saldırılar ve kadınlara yönelik cinsel şiddet iddiaları konusunda kaygılarını dile getirdi.
BM İnsani Yardım Şefi, fon eksikleri nedeniyle hayati yardımların risk altında olduğunu belirterek Konsey’den acil destek çağrısında bulundu.
İngiltere temsilcisi ise, güneyde sağlanan geçici ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını, ancak insani yardım ve ticari erişimin hala engellendiğini ifade etti.