Efrîn’e dönüş sürüyor: Ne güvenlik sağlandı ne evler boşaltıldı

2018’den bu yana yerinden edilen Efrînliler kademeli olarak kentlerine dönmeye başlasa da evlerine yerleşemeyen yüzlerce aile ya kamplarda ya da akrabalarında yaşam mücadelesi veriyor. Bölgede mülkiyet, güvenlik ve insan hakları ihlalleri sürüyor.

EFRIN'E DÖNÜŞ

Rojavayê Kurdistan’ın önemli kentlerinden Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî, 2018 ve 2019 yıllarında Türk devleti ve ona bağlı çete gruplarının düzenlediği yoğun saldırılar sonucunda işgal edildi. 2018’de Efrîn ve 2019’da Serêkaniyê ve Girê Spî kentlerinin işgali sonucunda yüzlerce sivil katledildi, binlercesi yaralandı veya yerinden edildi. Bölge halkının büyük bölümü Şehba kampına sığınırken, bir kısmı da Halep’in çeşitli mahallelerine ve Rojava’nın diğer kentlerine dağıldı. Binlerce aile yıllarca zor şartlarda göçmen kamplarında yaşam mücadelesi verdi.

İşgalin hemen ardından Türk devletine bağlı çete gruplarının aileleri, Humus, El-Guta (Şam çevresi), Dêrazor, Irak-Suriye sınırındaki El-Miyadin, Dera ve diğer bölgelerden getirilerek bu kentlere yerleştirildi. Bazı Türkmen gruplar da özellikle Efrîn’e getirildi. Böylece bölgede sistematik bir demografik değişim yaratıldı. Yerel Kürt halkının evleri, zeytinlikleri ve tarım arazileri gasp edildi; bölge, çeteler için adeta bir “yağma alanı”na dönüştürüldü.

Türk devleti, söz konusu bölgeleri gerek askeri gerek siyasi olarak doğrudan işgal etti. Türkiye’den yöneticiler ve idareciler gönderilerek “kaymakamlık” düzeyinde yapılar oluşturuldu. Mahkemeler, polis ve sivil kurumlar yasa dışı bir şekilde Türkiye merkezli yönetildi.

Son sekiz yıl içerisinde Efrîn’de Kürt kimliğine dair neredeyse hiçbir iz bırakılmadı. Kürtçe eğitim tamamen kaldırılırken, yer isimleri Türkçeleştirildi ve kamusal alanlar Türk bayraklarıyla donatıldı.

İnsan hakları örgütleri ve Rojava Özerk Yönetimi’nin raporlarına göre, keyfi tutuklamalar, kadınlara yönelik şiddet, taciz, tecavüz, insan kaçırma, fidye talepleri, rüşvet ve yolsuzluk günlük hayatın parçası haline geldi. Daha önce zengin kültürüyle tanınan Efrîn, işkence ve zorbalığın alanı oldu; mülk gaspı, ormanların talanı ve zeytinliklerin “ganimet” olarak ele geçirilmesiyle bölge ekonomik olarak da çökertildi.

Ekonomi ve eğitim sistemi resmen dönüştürüldü. TC’nin Kürt halkına yönelik asimilasyon politikalarının bir devamı olarak Türk lirası zorunlu para birimi haline getirilirken, eğitim dili Türkçeye çevrildi. Kürtçe tamamen eğitimden çıkarıldı; okullarda Arapça ve Türkçe dayatıldı.

29 OCAK ANLAŞMASI: 14.MADDE

Bu karanlık tablo, 29 Ocak 2026’da Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ile Suriye Geçici Hükümeti arasında imzalanan 14 maddelik anlaşmayla kısmen değişme umudu doğurdu. Anlaşmanın özellikle 14. Maddesi, Rojavayê Kurdistan’ın bazı kentlerinde işgalin sona erdirilmesini ve yerinden edilmiş yurttaşların güvenli dönüşünü öngörüyordu. Efrîn, Serêkaniyê, Girê Spî, Halep’in Şêxmeqsûd-Eşrefiyê mahalleleri ve Şehba bölgesi bu kapsamda yer aldı.

Anlaşmaya göre, işgalin sona ermesinden bir ay sonra bu bölgelerde yerinden edilmiş kişilerin topraklarına dönüşü sağlanacaktı. Anlaşmanın üzerinden yaklaşık üç ay geçti ancak Rojava Özerk Yönetimi ile uluslararası insan hakları örgütlerinin raporları, demografik değişim, mülk gaspı ve sivillerin geri dönüşünün engellenmesi gibi ciddi ihlallerin devam ettiğini ortaya koyuyor. Buna rağmen, sınırlı da olsa geri dönüş süreci başladı.

İlk somut adım 9 Mart 2026’da atıldı. Yaklaşık 400 kişiden oluşan birinci kafile Efrîn’e ulaştı. Bunu 4 Nisan’da 200 kişilik ikinci kafile izledi. 14 Nisan’da ise en az 800 ailelik üçüncü büyük konvoy topraklarına döndü. Şu ana kadar bin 400’ü aşkın aile Efrîn’e geri döndü. En az 5 bin aile ise dönmeyi bekliyor.

Sekiz yılda dört kez yerinden edilen Efrînli aileler, büyük bir umutla kendi topraklarına döndü, ancak yine de evlerine kavuşamadı. Çünkü yerlerine daha önce yerleştirilen çetelerin aileleri evleri boşaltmış değil.

EVLERİNE GİREMEYEN AİLELER YA AKRABALARINDA YA DA KAMPTA KALIYOR

Dışarıda kalan aileler ya akrabalarının yanına sığındı ya da Şera beldesine bağlı Kefrum köyünde Katar, Türkiye, Filistin ve Kuveyt tarafından inşa edilen “sömürge evleri” olarak bilinen kamplara yerleşmeye başladı.

Bu kamplarda altyapı yetersiz, temel ihtiyaçlar karşılanmıyor ve hijyen koşulları son derece kötü. Kaynaklara göre, şu ana kadar geri dönen yaklaşık bin 400’ü aşkın aileden yalnızca 500-600’ü evlerine girebildi.

‘ÇETELER EVDEN ÇIKMIYOR, PARA İSTİYOR’

Efrîn İnsan Hakları Örgütü yetkililerinden İbrahim Şêxo, yaşananları şöyle özetliyor: “Daha önce oraya yerleştirilen yabancı çeteler evlerden çıkmıyor. Şam’ın oradaki egemenliği şeklidir, hakimiyeti yok. Baskı yaparak oradaki yabancıları çıkartamıyor.”

Şêxo, işgal döneminde bölgeye yerleştirilen Derazor ve Miyadinli gruplarla ev boşaltma konusunda toplantılar yapıldığını, ancak uygulayıcı bir gücün olmadığını belirtiyor: “Aşiretler veya kanaat önderleri arasında da toplantılar yapıldı. Ancak bunun uygulayıcısı yok. Çıkmıyorlar ve halktan para istiyorlar. Onları oradan çıkartacak bir güç yok. Geri dönen halk zaten göçmen, bu parayı ödeyecek güçleri bile yok.”

Çeteler gasp ettikleri evlerin sahiplerinden 3 bin ile 5-10 bin dolar arasında para istiyor. Ödeme yapmayanlar evlerine giremiyor.

GÜVENLİK KRİZİ VE YAĞMA DEVAM EDİYOR

Dönüş yapanlar evlerine yönelik saldırı, hırsızlık ve talanla karşı karşıya kalıyor. İbrahim Şêxo, şu uyarıda bulunuyor: “Halkın evlerine saldırıyorlar. Para, telefon veya altınlar çalınıyor. Oralı olan bir yurttaş başka bir köye veya bir yere çalışmak için gittiğinde önünü kesiyorlar, elini kolunu, gözünü bağlayıp işkence uyguluyorlar. Bunun gibi olay ve vakalar artmış durumda. Şu ana kadar bu suçları işleyen faillerden hesap sorulmuş değil.”

Güvenliğin iç güvenlik güçleri tarafından sağlanması gerekirken, bugüne kadar onlarca benzer olayda failler tespit edilemedi veya soruşturulmadı. Yerel kaynaklar, Şam yönetiminin bölgedeki egemenliğinin yetersiz kaldığını, Türk devleti çetelerinin halen fiili kontrolü elinde tuttuğunu ifade ediyor.

SERÊKANİYÊ VE GİRÊ SPÎ’DE TABLO DAHA KARANLIK

Serêkaniyê’de de durum Efrîn’den farklı değil. 2012-2013 yılları arasında El Nusra’ya, 2014-2015’te DAİŞ’e karşı destansı direnişiyle bilinen kent, 2019’da işgal edildi. Binlerce aile Cizir Bölgesi’ndeki Sêrekaniyê, Waşokanî ve Newroz kamplarına yerleşti. Son dönemde sosyal medyada paylaşılan görüntüler, çetelerin gasp ettiği evleri talan ettiğini, kapı ile pencereleri söktüğünü ve bazı evleri onarılamayacak kadar yıktığını gösteriyor. Orada bulunan çete aileleri açıkça, “Biz çıkmıyoruz, burası bizim. Kimsenin buraya gelmesine izin vermeyiz” tehdidinde bulunuyor.

Serêkaniyê göçmenlerinin geri dönüşüne ilişkin temaslar bölgede temaslar sürüyor. Hesekê Valisi Nureddin Ehmed, dün (21 Nisan) 29 Ocak’ta varılan anlaşma maddelerinin uygulanmasını takip etmekle görevli Başkanlık temsilcisi ile Serêkaniyê Göçmenleri Komitesi üyelerini kabul etti.
Komite temsilcileri, özellikle şehirdeki güvenlik durumunun iyileştirilmesi ve çete grupları tarafından döşenen mayınların tamamen temizlenmesinin geri dönüş sürecinin ön şartı olduğunu vurguladı.
Komitenin paylaştığı bilgilere göre, geri dönüşler üç aşamalı bir plan çerçevesinde gerçekleşecek. Ayrıca, hâlihazırda şehirde yaşayan bazı ailelerin evlerinde bulunan yaklaşık 300 yabancı ailenin tahliye edilmesi konusunun da gündeme geldiği belirtildi.
Girê Spî’de de benzer mülk gaspı ve tehditler sürüyor.