Halep'te 4 bin 800 isimsiz mezar

Numaralandırılmış binlerce mezar ve resmi istatistiklerin yokluğu arasında, Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinin halkı; zorla göç ettirme, isimsiz kurbanlar dair  anlatılanlar halkının hafızasında kapanmayan yaralar bıraktı.

Dilyar, Şêxmeqsûd Mahallesi’nden bir yurttaşın kullandığı kod isimdir; gerçek adını açıklamak istemedi. “4800” sayısı Dilyar’ın hafızasına kazınmış durumda. Bu, onun kişisel bir bilgisi değil; Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine Suriye geçici hükümetine bağlı grupların son saldırılarında yaşamını yitiren kardeşinin cenazesini aradığı mezarların sayısıdır.

SALDIRILARIN KURBANLARI VE ZORLA GÖÇ

ANHA'da yer alan habere göre Dilyar, kendisinin ve çocuklarının, 8 Ocak’ta top atışları ve saldırılar nedeniyle, ayrıca 6-10 Ocak tarihleri arasında Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine uygulanan kuşatma sonucu 250 binden fazla kişiyle birlikte zorla yerlerinden edildiğini belirtti.
Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê Mahalleleri Genel Meclisi’nin son verilerine göre, her iki mahallede yaklaşık 450 bin kişi yaşıyordu. Bunların önemli bir kısmı, 2018 yılında Türk devletinin saldırıları sonrası Efrîn’den göç etmek zorunda kalan kişilerdi.
Her iki mahalleye yönelik saldırılarda Türk devletinin askeri teknolojisinin de kullanıldığı ifade edilirken, bu saldırılar Dilyar’ın özellikle kardeşiyle olan bağlantısı dahil tüm aile bağlarını kopardı. Daha sonra kardeşinin, bu saldırıları gerçekleştiren geçici hükümete bağlı gruplar tarafından katledildiğini öğrendi.

CENAZEYİ ARAMA

Dilyar’ın anlattığına göre, kardeşinin cenazesini arama süreci mahallelerdeki güvenlik noktasında başladı. Daha sonra Halep morguna yönlendirildi.
Oradan da Halep’in doğusundaki El Neqarin Mezarlığı’na gönderildi. Bu mezarlıkta, Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’deki son olaylara ayrılmış özel bir bölüm bulunuyor. Burada 4 bin 800’den fazla numaralandırılmış, isimsiz mezar yer alıyor.

TAZİYE YASAK

Dilyar, El Neqarin bölgesine ulaştığında bir morg görevlisinin kendisini numaralandırılmış mezarların bulunduğu bir bölüme götürdüğünü söyledi. Mezarlarda derinlik sadece birkaç santimetreydi ve cenazeler plastik torbalara konulmuştu.
Kimlik tespiti için torbaların açılması yasaktı. Bunun yerine cenazeler çıkarılıyor, tabutlara konuluyor ve tabutlar mühürleniyordu.
Dilyar, kardeşinin cenazesini Efrîn’in işgal altındaki bir kasabasına götürdü. Ancak hükümete bağlı gruplar, cenazenin köy mezarlığına defnedilmesine izin vermedi. Gerekçe olarak, cenazenin “Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê kurbanlarından” olması gösterildi.
Aileden, cenazeyi köyün dışındaki bir alana gömmeleri istendi. Bu durum, kurbanlara yönelik bir ayrımcılık olarak değerlendirildi. Ayrıca silahlı gruplar, Dilyar’ın ailesinin taziye çadırı kurmasına ya da köyde cenaze töreni düzenlemesine de izin vermedi.

KORKUTMA MESAJLARI

Şêxmeqsûd Mahallesi’nden adını açıklamak istemeyen ve kendisini İbrahim olarak tanıtan başka bir kişi, geçici hükümete bağlı grupların mahallelere girmesinden dört gün sonra, özellikle 14 Ocak’ta geri dönüşlere izin verildiğini belirtti.
Ancak geri döndüklerinde, Şêxmeqsûd’daki Maarouf El Kerhî Camii çevresindeki sokaklarda henüz kaldırılmamış onlarca cenazeyle karşılaştıklarını söyledi.
İbrahim, telefonla yaptığı açıklamada, sokaklarda bırakılan sivil ve asker cenazelerinin, halka verilmiş bir korkutma mesajı olduğunu ifade etti. Bu mesajın, geçici hükümetin her türlü itiraza katliamla karşılık vereceğini ve geri dönenlerin bunun farkında olması gerektiğini ima ettiğini belirtti.
İbrahim, evine döndüğünde sokaklarda bazı cenazeleri tanıdığını, bunlardan birinin Efrîn’in Aqibe köyünden 70 yaşındaki komşusu Iwêş olduğunu söyledi. Ayrıca 32 yaşındaki Basil adlı bir başka kişinin de sivil olduğunu ve Şêxmeqsûd’un doğusunda cep telefonu dükkânı işlettiğini belirtti.
Konuşan kişiler, Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’deki direnişin ve bunun derin etkilerinin, Suriye’nin geleceğinin ancak diyalog, adalet ve tüm Suriyeliler için eşitliğin sağlanmasıyla inşa edilebileceğini gösterdiğini vurguladı.