Reşit Herekol ve bıraktığı miras

Reşit Herekol’un bedeni bugün omuzlarda, Şehît Xebat Dêrîk Şehitliği’nde ülkesinin kutsal topraklarına emanet edilirken, bıraktığı direniş mirası da ona layık olmaya çalışan yoldaşlarının ve halkının yüreğinde var olmaya devam edecektir.

REŞIT HEREKOL

Uzun yılların suskunluğunu bozarcasına, Rojava bu kez göğün en cömert yağmurlarıyla yüz yüze geliyor. Toprak, adeta unuttuğu bir hatırayı yeniden anımsar gibi suya doyuyor ve yıllar sonra ilk kez bu coğrafya baştan sona rengarenk bir örtüye bürünüyor. Yeşilin, beyazın, sarının ve kırmızının her tonunu içine alan bu bahar, göz alıcı bir ihtişamla kendini sunarken, aynı zamanda adım attıkça içine çeken, ayakları zorlayan o derin, ıslak çamuru da sanki sunduğu güzelliğin bir diyeti olarak usulca hatırlatıyor insana.

Birkaç aylık aradan sonra tekrar Dêrîk’te yer alan Xebat Derîk Şehîtliği’ndeyim. Bu şehitliğe çoğunlukla Bakur ve Türkiye sahasından gelip Rojava Devrimi’nde yer alan ve çeşitli tarihlerde şehadete ulaşan arkadaşlar defnedilmiş. Cizîra Botan’ı kucaklayan Cudi Dağı’yla göz göze bakışan bu şehitlik de şimdi Rojava baharının zarafetine ayak uydururcasına renkler deryasına dönüşmüş.

Her mezardan adeta bir gülistan fışkırmış ve bu güller, gülen yüzleriyle her mezar taşının üstünden sonsuzluğa bakan güzel gözlü şehitleri kucaklıyor.

Aylar önce Derazor’dan Qamışlo’ya doktor kontrolü için gelen Reşit arkadaş önermişti. Uzun zamandır Derika Hemko’da yer alan şehitlikteki ölümsüz arkadaşları ziyaret edememiştik. Bir plan yapmamız lazımdı. Doktor kontrolünden hemen sonraki işimiz oydu. Qamişlo’dan bir buçuk saat mesafedeki şehitliğe usulca giriyoruz. Orada geçirdiğimiz yaklaşık bir saat, şehitlerle sessiz ve içsel bir sohbete dönüşüyor.

Çıkarken Reşit’e, ‘Şehit düşersen çalışma alanın Derazor olduğu için seni oraya defnetmeliler’ diye takılıyorum. Reşit, yüzündeki kararlılıktan hiç ödün vermeden hafif bir tebessümle, ‘En son bu şehitlikte buluşacağız’ diye yanıtlıyor ve ekliyor: ‘Bakur devrimini görmek isterim.’

O gün Reşit’le birlikte yalnız ve yürüyerek geldiğimiz bu şehitler diyarına şimdi yüzlerce insanla geliyoruz. Ve Reşit, uğruna hayatını verdiği halkının ve yoldaşlarının omuzlarında, üç renkli, kızıl yıldızlı bayrağa sarılı…

Bazı insanlar vardır, isimleri fazla bilinmez. Fakat duruşları ve ağırlıklarıyla bulundukları yerde çözüm merkezi ve yol gösterici olurlar. Bu kişilerin sıfat, yaş veya sosyal konumla işleri olmaz; kişilik, karakter ve tecrübeleriyle doğal bir öncülük rolünde olurlar.

Hevalê Reşit Herekol (Mehmet Emin Acar) bu arkadaşlardan biriydi. Partiye katıldığı 2008 yılından itibaren, parti içerisindeki önemli görevlerle birlikte sürekli gelişmeyi, okumayı ve kendini yenilemeyi esas aldı. Türkiye zindanlarından edindiği okuma kültürünü en zorlu alanlarda bile sürdürerek aydın bir devrimci olma onurunu hep korudu.

Bu özelliğiyle Reşit, çok yönlü bir devrimciliği esas aldı. Toplumsal çalışmalardayken teorik ve ideolojik yetkinlik, askeri alandayken de kaygısız, cesur ve öncü bir komutanlık yaptı. Her PKK’li devrimci kadroda olduğu gibi o da düşmana teslimiyet elini asla kaldırmadı.

HTŞ’nin Rojava’ya yönelik saldırılarında Derazor’daki direnişe öncülük eden arkadaşlardan biri de Reşit Herekol ve grubuydu. QSD’nin Derazor’dan geri çekilme kararına karşın kalleşçe saldıran HTŞ çetelerine kendi cephesinde adım attırmayan Reşit arkadaş, bu direnişiyle onlarca arkadaşının alandan sağ salim çıkmasına vesile oldu.

PKK’deki ‘bulunduğun cepheyi terk etmeme’ kültürü, Dêrazor çöllerinde çembere alınmalarına neden oldu. Fakat kahramanlar için çember ya da açık alan çok önemli değildir; önemli olan direniş ve kazanma azmidir.  

Bu kararlılıkla Reşit, 18 Ocak Pazar gününün ilk saatlerinde komutanına verdiği son mesajda, grubunda biri kadın iki arkadaşının şehit olduğunu, kendisinin de iki kurşun yarasıyla yaralı olduğunu ve birazdan diğer yaralı arkadaşıyla birlikte gerici çetelerin eline sağ düşmemek için geriye kalan son kurşunlarıyla fedai eylem yapacaklarını belirtiyor.

18 Ocak sabahı Dêrazor çöllerinde, ikisi YPJ’li olmak üzere dört Kürt savaşçı, geride bir direniş destanı bırakarak Kürdistan özgürlük mücadelesinin şehitleri kervanına katıldı. Onların şehadetleri de direnişleri kadar heybetliydi. Öyle ki, şehadetlerinden ancak saatler sonra direniş alanına girme cesareti gösterebilen çetelerin, dört Kürt gencine karşı yenilginin verdiği öfke, şehit cenazelerine yaptıkları insanlık dışı muameleyle kayıtlara geçecekti.

Reşit Herekol’un bedeni bugün omuzlarda, Şehît Xebat Dêrîk Şehitliği’nde ülkesinin kutsal topraklarına emanet edilirken, bıraktığı direniş mirası da ona layık olmaya çalışan yoldaşlarının ve halkının yüreğinde var olmaya devam edecektir.