19 Temmuz 2012’de Kobanê’de başlayarak tüm Kuzey ve Doğu Suriye’ye yayılan Rojava Devrimi, 13’üncü yılında demokratik konfederalizm ve ekolojik toplum anlayışına dayalı ekonomik modeliyle dikkat çekiyor.
Yerel özyönetimlere dayanan, kooperatifler aracılığıyla örgütlenen ve doğayla uyumlu bir ekonomi hedefleyen bu sistem; savaş, ambargo ve istikrarsızlık gibi zorluklara rağmen, bölge halkının ihtiyaçlarını karşılamayı ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlıyor.
Haberimizde, Kuzey ve Doğu Suriye Ekonomi ve Ziraat Meclisi Eşbaşkanları Leyla Saroxan ile Mihemed Sebrî, Kooperatifler Komitesi Eşbaşkanı Ciwan Şikrî ve Star Tuz Kooperatifi Sözcüsü Ferhad Dede ile yapılan röportajlar üzerinden bölgenin ekonomik düzeyini, kooperatif deneyimlerini, karşılaşılan zorlukları ve geleceğe dair hedefleri ele alıyoruz.
Daha farklı kooperatif deneyimlerini yerinde inceleyerek kooperatif sözcülerinden görüş almak istesek de gerekli izinleri alamadığımız için yalnızca Star Tuz Kooperatifi deneyimiyle sınırlı kaldık.
DEMOKRATİK EKONOMİ MODELİNİN TEMELLERİ
Kuzey ve Doğu Suriye Ekonomi ve Ziraat Meclisi Eşbaşkanı Leyla Saroxan, bölgenin demokratik ekonomi modelini inşa etme çabalarını ve bu süreçte kadınların oynadığı kritik rolü anlatıyor. Savaş ve ambargo koşullarına rağmen, yerel meclisler aracılığıyla toplumsal ihtiyaçları karşılamayı hedefleyen meclis, kooperatifler ve eşitlikçi bir yaklaşımla ekonomik istikrarı sağlamaya çalışıyor.
Kuzey ve Doğu Suriye Ekonomi ve Ziraat Meclisi’nin kuruluş amacı ve temel görevleri nelerdir? Meclisinizde karar alma süreci nasıl işliyor?
Kuzey ve Doğu Suriye Ekonomi ve Ziraat Meclisi, oluşturulan kanton meclisleriyle birlikte çalışıyor. Her şeyden önce, bu meclislerle birlikte demokratik bir ekonomi sistemi kurmayı amaçlıyoruz. Bu demokratik sistemle birlikte tüm toplumsal kesimleri ekonomi çalışmalarına dahil etmeyi ve herkesin ekonomik anlamda kendi kendini yönetebilmesini sağlamayı hedefliyoruz. Bu temelde, toplumun tüm ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlıyoruz.
Bu meclislerimiz, demokratik bir seçimle oluşturuldu. Alanlardan gelen önerilerle birlikte tüm ekonomik sorunlar meclis bünyesinde tartışılıyor ve burada kararlar alınıyor. İlk başta, her kanton kendi arasında gerekli tartışmaları yürütüyor; yani ihtiyaçları ve sorunları nelerdir, bunların aşılması için önerileri nelerdir?
Bu görüş ve öneriler, tüm kanton temsilcilerinin de katılımıyla Kuzey ve Doğu Suriye Ekonomi ve Ziraat Meclis toplantılarında gündeme getiriliyor. Burada kapsamlı tartışmalar yürütülüyor. Bütün kantonların tarımsal imkanları ile anlayış ve kültürel farklılıkları göz önünde bulunduruluyor. Bu temelde tartışmalar yapılıyor ve bütün meclis üyeleriyle ortak karar alınıyor.
KADINLARIN EKONOMİDEKİ ROLÜ VE ZORLUKLAR
Kooperatiflerinizde kadınların rolü büyük önem taşıyor. Kadınlar mevcut ekonomi sisteminizde nasıl bir yer alıyor? Kadın katılımını geliştirmek için ne tür adımlar atıyorsunuz ve bu konuda hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
Toplumsal Sözleşme’ye göre hem özerk yönetim bünyesinde hem de ekonomi meclisi gibi tüm kurumlarımızda yarı yarıya kadın temsiliyeti sağlanmak durumundadır. Ancak bazı kurumlarımızda kadın katılımı yarıdan fazla olurken, bazı kurumlarımızda daha az olabiliyor. Her kurumumuzda kadın ve erkek temsiliyetinin eşit düzeyde olması için çaba gösteriyoruz.
Ekonomi kurumlarımızda da kadınların katılımını sağlamayı esas alıyoruz. Meclislerimiz de bu temelde oluşturulmuş bulunuyor. Eşbaşkanlık sistemi var ve meclislerimiz ile kurumlarımızda kadın ve erkeğin dengeli biçimde yer alması için çaba harcanıyor.
Hatta kooperatiflerimiz ve ekonomi faaliyetlerimizde de iyi bir düzeyde, kadın katılımını ve temsiliyetini geliştirmeye çalışıyoruz. Nasıl ki genel kooperatiflerimiz varsa, aynı zamanda özel kadın kooperatiflerimiz de var. Bu kooperatiflerin üyeleri tamamen kadınlardan oluşuyor ve kendi kooperatiflerini yönetiyorlar.
Yani çalışmanın başından, ürün ele edilmesine ve hatta ürünlerin pazara sürülmesine kadar tüm süreçler kadınlar tarafından yürütülüyor. Bu temelde, kooperatiflere katılımda kadın sayısını daha da arttırmaya dönük çaba harcıyoruz.
Bu açıdan, eski sistemin oluşturduğu yaygın anlayışlar ile kapitalist sistemin dünya çapında kurduğu hakimiyet ve bunun toplum üzerindeki etkileri çok fazla. Herkes daha fazla kazanmayı düşünüyor. Özellikle bölgelerimizde yıllardır bir savaş ve ambargo altında yaşıyoruz ve bu durum toplumun ekonomik yönden gelişmesini etkiledi.
Bu nedenle toplum, ekonomik faaliyetlere katılmak isterken, bu anlayışların toplum üzerindeki etkileri sonucu ve yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle herkes kazanç elde etme peşinde oluyor. Oysa geliştirmeye çalıştığımız sistem, salt para ve ürün elde etmeyi amaçlayan bir sistem değildir. Daha çok ekonomik gelişmemizin, ekolojiye ve emeğe dayalı olmasını amaçlıyoruz.
Söz konusu anlayışlar nedeniyle zorlanmalar yaşıyoruz. 2016-2017 yıllarına dikkat çekersem; o yıllarda kooperatifler kurmaya çalışırken, herkes daha önce rejimin oluşturmaya çalıştığı tarzda bir kooperatif geliştirdiğimizi düşünüyordu. Borsa gibi anlaşılıyordu. ‘Paramı yatıracağım ve yıl sonunda kazanç elde edeceğim’ biçiminde bir anlayış hakimdi.
Bu nedenle bazı kooperatifler başarılı olabildi, bazıları ise istenen sonucu alamadı; birçok eksiklik yaşandı. Bu açıdan birçok zorluk yaşandı. Yavaş yavaş demokratik toplum ekonomisine dayalı kooperatifler geliştirebilmek için, her şeyden önce anlayışta bir düzeltmenin gerçekleştirilmesi gerektiği kanaatine vardık. Kooperatif sistemi ancak bu şekilde başarıya ulaşabilirdi. Bu durum, bütün toplum için geçerlidir.
Kadınlar bu nedenle daha fazla zorlukla karşılaşıyorlar; çünkü istenen düzeyde çalışma koşulları elde edemiyorlardı. Bu anlayışın etkileri nedeniyle kadın katılımını sağlamada zorluklar yaşıyoruz. Ancak bu konuda önemli adımlar atıldı. Kadın kooperatifleri kuruldu ve kadınlar bu kooperatifleri yönetiyor.
Hem bizim ısrarlarımız hem de kooperatiflerde yer alan kadınların ısrarlı katılımı, bu çalışmayı sürdürme yönündedir. Hem kadın sayısını hem kadın kooperatiflerini daha fazla geliştirmek amaçlanıyor.
SAVAŞ VE AMBARGONUN EKONOMİYE ETKİLERİ
Yıllardır Suriye’de yaşanan savaş ve BAAS rejiminin yerine geçen Colani liderliğindeki Şam yönetimi ile devam eden siyasal istikrarsızlık ve yine Türkiye’nin saldırıları ve işgalci pozisyonu, ekonomik faaliyetlerinizi nasıl etkiliyor? Bu koşullarda ekonomik istikrarı sağlamak için ne tür önlemler alıyorsunuz?
Kuşkusuz, yıllardır devam eden savaş durumu bölge ekonomisini çok fazla etkiledi. Fırat Nehri’nin akışının Türkiye tarafından engellenmesi enerji üretimini ve tarım arazilerini etkiledi. Diğer yandan DAİŞ ile yaşanan savaş da ekonomimizi çok fazla etkiledi. Savaşın sonucu birçok buğday silosu kullanılamaz hale geldi.
Bu nedenle zorluklar yaşıyoruz. Yağış oranının iyi olduğu yıllarda bile, yeterli depolama alanımız olmadığı için buğdayımızı dışarıda depolamak zorunda kalıyoruz. Birçok su kanalı tahrip edildi ve hizmet dışı kaldı. Sulu tarıma elverişli geniş bir arazi, Fırat suyundan besleniyordu. Ancak kanallar kullanılamayınca, bu bizi kuru tarıma zorladı, ancak kuru tarıma dayalı stratejik bir tarım faaliyeti yürütmek mümkün değil. Kuru tarıma ihtiyaç duyulan yağış miktarı her yıl istikrarlı olmadığı için yeterli bir ürün vermiyor.
Diğer yandan, Türk devletinin altyapıya, özellikle petrol kuyularına dönük saldırıları ekonomiye oldukça zarar verdi. Çünkü geliştirmeye çalıştığımız sulu tarım modeli ağırlıklı olarak bu kuyulara ve üretilen mazot kullanımına bağlı. Bu da tarımı oldukça etkiledi.
Ağırlıklı olarak tarıma dikkat çekiyorum; çünkü ekonomimizin yüzde 60-70’i tarıma dayanıyor. Petrol kuyularına dönük gelişen saldırılar sonucunda, eğer o yıl yeterli yağış olmasa elde edilen ürün oranı da düşük oluyor. Ayrıca bölgenin karşı karşıya bulunduğu kuşatma durumu, ihtiyaç duyulan ham maddenin temin edilmesi ve yine elde edilen artı ürünün dışarı ihraç edilmesi konularında zorluklara yol açıyor. Çünkü uluslararası alanda bir resmiyete sahip değiliz. Bu da bazı ihtiyaçlarımızı alanlarımıza geçirmemizi zorlaştırıyor ve yine dışarıya ihraç etmek istediğimiz birçok şeyi çoğu zaman dışarı çıkaramıyoruz.
Örneğin, 2023 yılında elde edilen pamuk miktarı oldukça iyiydi. Özerk Yönetim, pamuk ürünlerini iyi bir fiyata üreticiden satın aldı ve çiftçiler bundan büyük sevinç duydu. Ancak sonuç itibariyle biz bu pamuğu dışarıya satamadık çünkü bölgemiz ambargo altında bulunuyor. Neticede, Özerk Yönetim bundan büyük zarar gördü. Genel anlamda içinden geçtiğimiz koşullar bölgemizde ekonomik bir istikrarsızlığa yol açıyor. Bundan dolayı ağırlıklı olarak stratejimizi, kendi ekonomimizi kendimizin karşılaması üzerine kuruyoruz ve kendi alanlarımızda ekonomik ihtiyaçlarımızı kendimizin karşılayabileceği bir ekonomi üzerine yoğunlaşıyoruz.
ETNİK VE DİNİ GRUPLARIN KATILIMI
Farklı etnik ve dini grupların ekonomik süreçlere eşit katılımını nasıl sağlıyorsunuz? Bu konuda karşılaştığınız zorluklar nelerdir?
Gerçekten de en rahat olduğumuz ve en başarılı olduğumuz yön, bu yöndür. Yıllarca bir çalışma yürütüldü ve iktidarcı, şovenist anlayışı aramızdan kaldırabildiğimiz bir düzeye ulaştık. Bütün sistemimiz halkların kardeşliği üzerine inşa edildi. Ekonomi alanında da bu böyledir. Arap, Kürt, Süryani, Türkmen; hepimiz iç içe bir şekilde çalışma yürütüyoruz. Hem toplumsal alanda hem de meclislerimiz içinde bütün bileşenlerden temsilciler yer alıyor.
GELECEK VİZYONU VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Uzun vadede ekonomik modelinizin sürdürülebilirliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Gelecekteki hedefleriniz nelerdir?
Gelecekte bu sistemimizi daha sağlam temellere oturtmak ve kooperatif sistemimizi geliştirmek istiyoruz. Toplumun ekonomisinin, bu topluma ait olabilmesini amaçlıyoruz. Dünya genelinde birçok kooperatif örneği mevcut ve yıllardır insanlar bu kooperatifleri işletiyor; ama genelde birçok kişi sahip olduğu sermaye ile bu kooperatiflere katılım sağlıyor. Bazı insanlar ise emekleriyle katılıyor. Sermaye sahipleri emek harcamıyor ama fazla kazanç elde ediyor; çok emek harcayanların ise kazançları harcadıkları emeğin çok altında kalıyor. Bizim kooperatiflerin bu tarzda olmasını istemiyoruz. Kooperatiflerimiz emeğe dayalı inşa ediliyor. Daha çok bu sitemin gelişmesini istiyoruz ki, kooperatiflerimiz yoluyla ekonomimizi örgütleyebilelim ve toplumun ihtiyaçlarını karşılayabilelim.
EKONOMİK KALKINMA İÇİN ÖNCELİKLER
Bölgenin ekonomik kalkınması için öncelikleriniz nelerdir? Önümüzdeki 5-10 yılda hangi alanlara odaklanmayı planlıyorsunuz?
Zirai çalışmalar, ekonomimizin esasını oluşturuyor. Toprağımız ve bölgenin havası, ziraat için oldukça elverişlidir. Bu nedenle bütün ekonomi politikamızı ziraata dayandırıyoruz. Eskiden bölgelerimize dönük uygulanan politika daha çok stratejik ürünlere dayanıyordu ve bu ürünler de temel madde olarak kullanılıyordu. Önümüzdeki yıllarda, geliştirdiğimiz tüm zirai madde ve ürünlerimizden daha fazla yararlanabilmek için fabrikalar geliştirme çabası içerisinde olacağız. Yani elde ettiğimiz ürünler sadece temel veya ham madde olarak kalmamalı; sanayimizi geliştirerek işlemek ve toplumun hizmetine sunmak istiyoruz.
TOPLUMA KOOPERATİF KURMA ÇAĞRISI
Son olarak toplumun kooperatiflere daha fazla katılım sağlaması konusunda bir çağrınız veya söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Özgür olmak isteyen hiçbir insan, ekonomik olarak da özgürlüğünü elde etmediği sürece özgür olamaz. İnsanların içinde özgür bir şekilde yaşayabileceği en uygun sistem, özellikle de ekonomik açıdan, kooperatif sistemidir. Kooperatiflerde yer alan her üye için, bizim sistemimizde kooperatifte başarı sağlandığı oranda o kooperatif toplumun mülkü haline geliyor. Böylece o insan kendi işinin sahibi oluyor. İnsan, kendi işinin işçisi olmadığı sürece hep ezilen konumda kalacak.
TOPLUMSAL EKONOMİNİN STRATEJİK HEDEFLERİ
Kuzey ve Doğu Suriye Ekonomi ve Ziraat Meclisi Eşbaşkanı Mihemed Sebrî, bölgenin ekonomik stratejilerini ve özerk yönetim bünyesinde oluşturulan toplumsal ekonomi modelini detaylandırıyor. Bölgedeki tesislerin çeşitliliği, tarım ile hayvancılığın gelişimi ve savaş koşullarına rağmen alınan önlemler üzerine konuşuyor.
MECLİSİN GÖREVLERİ VE KARAR ALMA SÜRECİ
Kuzey ve Doğu Suriye Ekonomi ve Ziraat Meclisi’nin temel görevi nedir? Karar alma süreci nasıl işliyor? Kanton meclislerinin karar alma süreçlerine katılımı nasıl gerçekleşiyor? Bu meclisin kurulma amacı nedir?
Oluşturulan ulusal meclisle birlikte, Kuzey ve Doğu Suriye genelinde Toplumsal Sözleşme onaylandı ve bu sözleşme temelinde 7 Ekim’de Kuzey ve Doğu Suriye Ekonomi ve Ziraat Meclisi oluşturuldu. Bu meclisin amacı bürokrasiyi ortadan kaldırmak ve kantonların karar alabilme iradesini güvence altına almaktır.
Kuzey ve Doğu Suriye Ekonomi ve Ziraat Meclisi’nin esas rolü, Özerk Yönetim’in ekonomi stratejisini oluşturmak olup, bu yönlü kararlar bölgedeki ekonomi ve ziraat meclisi tarafından alınmaktadır. Diğer yandan, bu meclislerin örgütlendirilmesiyle daha hızlı gelişme sağlamak ve Kuzey ve Doğu Suriye’yi ekonomik olarak kalkındırmak hedeflenmektedir.
BÖLGEDEKİ ÇALIŞMA TESİSLERİ
Kuzey ve Doğu Suriye genelinde takriben ne kadar çalışma tesisi bulunuyor? Bunlar ağırlıklı olarak hangi işlerden oluşuyor?
Kuzey ve Doğu Suriye’de irili ufaklı birçok çalışma tesisi bulunuyor. Bunların bir kısmı topluma bağlı özel tesislerden oluşurken, bir kısmı Özerk Yönetim’e, bir kısmı da Ekonomi Meclisi’ne bağlı çalışmaktadır. İki bin dolayında tesis var ve bu tesislerde binlerce kişi çalışıyor. Bu tesisler, sahip oldukları özerk oluşumla tarım ve sanayi alanlarında bölgenin birçok ihtiyacını karşılamaktadır.
Örneğin tavukçuluk sektörü, bölgenin ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir düzeyde. Süt ve peynir ürünlerinin yanı sıra plastik poşet, hayvancılık, buğday, nohut, fasulye ve bulgur gibi tesislerde elde edilen ürünler, Kuzey ve Doğu Suriye’nin ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir.
TARIM, HAYVANCILIK VE KÜÇÜK ESNAFIN GELİŞİMİ
Hayvancılığın, ziraatın ve küçük esnafın gelişmesi için ne tür yeni yöntemler izliyorsunuz? Organik ve ekolojik tarımda ulaşılan düzey nedir?
Kuzey ve Doğu Suriye Ekonomi ve Ziraat Meclisi olarak hayvancılığın gelişmesini destekliyoruz. Özellikle de hayvan yemi ve benzeri konularda destek olmaya çalışıyoruz. Diğer yandan, tavuk çiftliklerine büyük destek sunuyoruz.
Küçük esnaf çalışması için Kuzey ve Doğu Suriye düzeyinde toplumsal bir pazar geliştirilmeye çalışılıyor ve bunun için özel bir komite oluşturuldu. Bu komitenin temel amacı üretici ve tüketici arasındaki sorunları çözmek, araya tüccarları koymadan üreticinin kendi ürünlerini doğrudan tüketiciye ulaştırmasını sağlamaktır. Ayrıca bu komite, küçük esnafa sağladığı destekle Kuzey ve Doğu Suriye genelinde tüccarların ürün fiyatlarını keyfi bir şekilde belirlemesini önlemeyi amaçlamaktadır.
SAVAŞIN VE SALDIRILARIN EKONOMİYE ETKİSİ
Yıllardır Suriye’de yaşanan savaş ve BAAS rejiminin yerine geçen Colani liderliğindeki Şam iktidarı ve devam eden siyasal istikrarsızlık ve yine Türkiye’nin saldırıları, işgalci pozisyonu, ekonomik faaliyetlerinizi nasıl etkiliyor? Bu koşullarda ekonomik istikrarı sağlamak için ne tür önlemler alıyorsunuz?
İşgalci Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik geliştirdiği saldırılar ve altyapının tahrip edilmesi, bölge ekonomisini doğrudan ve önemli bir düzeyde etkilemektedir. Bu saldırılara rağmen de Kuzey ve Doğu Suriye halkları sergiledikleri iradeli duruşla bazı tedbirler geliştirebildi ve işgalci Türk devletinin bombardımanı sonucu yaşanan sorunları aşmak için çaba sarf etti.
En çok zorlandığımız konulardan biri, buğday silolarının ve su istasyonlarının bombalanması nedeniyle temel ihtiyaçların karşılanamamasıydı. Bütün saldırılara rağmen halk, birlik içinde sergilediği direnişle işgalci Türk devletinin yol açtığı krizleri aşabiliyor.
GELECEKTEKİ EKONOMİK PLANLAR
Bölgenin ekonomik kalkınması için öncelikleriniz nelerdir? Önümüzdeki 5-10 yılda hangi alanlara odaklanmayı planlıyorsunuz?
İleriye dönük olarak komün, meclis, akademi ve kooperatif amaçlı proje ve örgütlenmelerle toplumsal bir ekonomik sistem oluşturmayı hedefliyoruz. Kuzey ve Doğu Suriye’de toplumsal ekonomiyi esas alıyoruz ve bunun için özel bir bütçe ayrılmış. Bununla işsizliğin azaltılması, bölgedeki ekonomik krize son verilmesi ve tarım ile sanayi sektörlerinin gelişiminin desteklenmesi amaçlanıyor. Ziraat sektörünün desteklenmesi ise ihtiyaç duyulan tohumun temin edilmesiyle sağlanıyor. Ayrıca organik gübre kullanımı ve çevre dostu tarzda ekolojik bir tarımı geliştirmeyi amaçlıyoruz. Çünkü ekolojik bir ekonomi sistemini esas alıyoruz.
TOPLUMSAL KATILIM İÇİN ÇAĞRI
Son olarak toplumun kooperatiflere daha fazla katılım sağlaması konusunda bir çağrınız veya söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Halkla yapılan toplantılarda yerel düzeyde kooperatif projeleri geliştiriyoruz; ancak toplumda hâkim olan otoriter zihniyet nedeniyle kooperatif sistemine ilgi zayıf kalıyor. Bu zihniyet karşısında zorlanmalarımız oluyor. Kooperatif projeleri geliştirmedeki amacımız, toplumun kendi işinin sahibi olmasını sağlamaktır. Komünal toplumsal bir ekonomi ancak böyle gelişme kaydedebilir.
DEVAM EDECEK...