Serekaniyê’den çekilmeyen çeteler, mülk sahiplerini tehdit ediyor
Türk ordusuna bağlı çetelerin Serekaniyê’yi terk etmediği, ev sahiplerine ise ‘Yıkım istemiyorsan 5-6 bin dolar öde’ yönünde tehditlerde bulunduğu belirtiliyor.
Türk ordusuna bağlı çetelerin Serekaniyê’yi terk etmediği, ev sahiplerine ise ‘Yıkım istemiyorsan 5-6 bin dolar öde’ yönünde tehditlerde bulunduğu belirtiliyor.
Rojavayê Kürdistan’ın çok kültürlü yapısıyla öne çıkan kentlerinden Serêkaniyê, aradan geçen yıllara rağmen hala savaşın ve zorunlu göçün ağır sonuçlarını yaşıyor. 29 Ocak’ta Suriye Demokratik Güçleri (QSD) ile Suriye Geçiş Hükümeti arasında imzalanan ve çözüm için önemli başlıklar içeren anlaşma, özellikle işgal altındaki Kürt kentlerine ilişkin maddeleriyle dikkat çekmişti.
Bu anlaşmanın en kritik maddelerinden biri, Serêkaniyê, Efrîn ve Girê Spî gibi kentlerde işgalin sona erdirilmesi ve yerinden edilen halkın güvenli geri dönüşünün sağlanmasıydı. Ancak aradan geçen zamana rağmen anlaşmanın bu maddesi henüz tam anlamıyla yerine getirilmedi.
Serêkaniyê halkı, hala kentlerine dönebilecekleri günü umutla bekliyor.
Cizirê Kantonu’nda, Bakurê Kürdistan sınırındaki Ceylanpınar’a komşu konumda bulunan Serêkanîyê, tarih boyunca su kaynakları, verimli toprakları ve ticaret yolları üzerindeki stratejik konumuyla önemli bir yerleşim yeri olarak öne çıktı. Kürtler başta olmak üzere Araplar, Ermeniler, Asuri-Süryaniler, Çerkezler ve Çeçenlerin birlikte oluşturduğu toplumsal yapı, kentin kültürel zenginliğini belirliyordu.
2012-2013 yıllarında El Nusra’ya, 2014-2015 yıllarında ise DAİŞ’e karşı verilen direnişiyle bilinen Serêkaniyê, 9 Ekim 2019’da Türk devleti ve ona bağlı çeteler tarafından işgal edilmesinin ardından büyük bir demografik ve fiziksel yıkıma uğradı. Serêkaniyê ve Girê Spî ile bağlı kırsal alanların işgali sonucunda altyapı sistemleri büyük ölçüde çöktü; su, elektrik ve sağlık hizmetleri neredeyse tamamen işlevsiz hale geldi. Özellikle Kürt nüfusun yoğun olduğu köylerde evler ya yıkıldı ya da kullanılamaz duruma geldi. Zorunlu göçün ardından on binlerce aile Hesekê’deki Waşokanî ve Serêkaniyê kamplarına yerleşti. Bir kısmı Kobanê ve Til Temir gibi bölgelere dağıldı, bazıları ise Başûrê Kürdistan Bölgesi’ne geçmek zorunda kalarak okullarda yaşamaya başladı.
Kentten ayrılmak zorunda kalan bölge halkının yerine ise, çete gruplarının aileleri ile Doğu Guta, Humus, Dêrazor ve Dera gibi bölgelerden getirilen bazı Arap ailelerin yerleştirildiği yönünde çok sayıda rapor bulunuyor. İşgalin ardından birkaç yıl içinde, daha önce 70-80 bin Kürt nüfusa sahip olan Serêkaniyê’de en son yalnızca 45-50 civarında Kürt ailenin kaldığı belirtiliyor.
Özerk Yönetim ile uluslararası insan hakları örgütlerinin yayımladığı raporlar, bölgede zorla yerinden etme, keyfi tutuklamalar, kaçırma vakaları ve mülkiyet gasplarının sürdüğünü ortaya koyuyor. Evlerine dönmek isteyen birçok kişi ya güvenlik gerekçesiyle engelleniyor ya da haraç verme talebiyle karşı karşıya kalıyor. Bazı tanıklıklar, geri dönmek isteyen yurttaşlardan para talep edildiğini ve aksi halde evlerinin tamamen yıkılacağı yönünde tehditlerle karşılaştıklarını gösteriyor.
Öte yandan, “Ehrar El Şerqiye” ve “Ceyş El İslam” gibi bazı çete gruplarının Serêkaniyê’den çekildiği belirtilse de Türk ordusuna ait askeri noktaların ve üslerin halen bölgede bulunduğu biliniyor. Bazı çete gruplarının da yalnızca kıyafet değiştirerek HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) güçleri içinde konumlandığı ifade ediliyor.
Serêkaniyê’ye yakın konumda bulunan, Hesekê ile Halep’i birbirine bağlayan uluslararası M4 karayolu, Özerk Yönetim ile Şam hükümetinin koordinasyonuyla 10 Mart’ta yeniden ulaşıma açıldı. Karayolunun açılmasının ardından ortak güvenlik önlemleri de devreye alındı. Bu adım, olası geri dönüşlerin altyapısının hazırlanması açısından kritik bir eşik olarak görülüyor.
Aynı süreçte, göçmenlerin dönüşünü organize etmek amacıyla Şam tarafından bir komite kurulması da diplomatik temasların yoğunlaştığını gösteriyor. En son 21 Nisan 2026’da Hesekê’de Vali Nureddîn Ehmed’in de katılımıyla gerçekleşen görüşmede, göçmenlerin güvenli dönüşü, güvenlik, sağlık, eğitim ve geçim kaynakları gibi kritik başlıklar ele alındı.
Ancak geri dönüş sürecinin önünde ciddi engeller bulunuyor. Mayınlı araziler, yıkılmış altyapı, güvenlik boşlukları ve mülkiyet sorunları bu engellerin başında geliyor. Özerk Yönetim’e bağlı Serêkaniyê Göçmen Komitesi, özellikle yolların güvenli hale getirilmesi ve mayınların temizlenmesinin acil öncelik olduğunu vurguluyor.
Serêkaniyê Göçmenler Komitesi üyeleri, yürütülen görüşmelerde yalnızca fiziksel dönüşün değil, aynı zamanda yaşamın yeniden kurulmasının da ele alındığını belirtiyor. Eğitim, sağlık, barınma ve istihdam gibi temel başlıklar, geri dönüşün sürdürülebilirliği açısından belirleyici görülüyor.
Serêkaniyê’de Türk devleti destekli çetelerin, kent merkezindeki bazı resmi binalardan çekilmeye başladığı ancak kentte halen Türkiye’ye ait askeri noktaların bulunduğu belirtiliyor. Suriye Genel Güvenlik birimlerine bağlı bazı girişimler olsa da kentin hakimiyetinin henüz Şam yönetimine geçmediği ifade ediliyor.
Akrabalarını veya topraklarını ziyaret etmek isteyen yurttaşlar ya engelleniyor ya da gözaltına alınıyor. Daha önce Özerk Yönetim’in devreye girmesiyle serbest bırakılan bazı yurttaşlar oldu.
Gasp edilen ev ve arazilerin başka gruplara satıldığı, evlerine dönmek isteyen mülk sahiplerine ise “Bu evinizi tamamen yıkmamızı istemiyorsanız bize 5-6 bin dolar ödeyeceksiniz” yönünde tehditlerle para talep edildiği belirtiliyor.
ANF’ye konuşan Serêkaniyê Göçmenler Komitesi üyesi Zehra Semo, Serêkaniyê’ye yönelik işgal saldırılarının ardından kentin çevresi ve kırsal alanlarının (Zirgan ve Til Temir hattına kadar) üç taraftan mayınlarla döşendiğini hatırlattı.
Zehra Semo, son görüşmede mayınların bir an önce temizlenmesi, Dirbesiyê-Serekaniyê ve Til Temir-Serekaniyê karayollarının açılması, işgal altındaki kentte bulunan ‘yerli olmayan yabancı kişilerin’ derhal çıkarılması ve kentin asıl sahiplerine bırakılması gerektiğinin vurgulandığını ifade etti.
Zehra Semo, göçmenlerin dönüşünün ardından eğitim, sağlık, iş ve güvenlik gibi konuların da görüşüldüğünü dile getirdi. Zehra Semo, “Göçmen halkın güvenli geri dönüşü için uzun süredir çalışmalar yürütüyoruz. Özellikle son süreçte Hesekê Valisi aracılığıyla Şam’a bağlı heyetle görüşmelerimiz yoğunlaştı. Bu görüşmelerde güvenlikten sağlığa, eğitime kadar birçok konuyu ele alıyoruz” dedi.
Suriye’nin farklı kentlerinden ailelerin de Serêkaniyê’de kaldığını hatırlatan Zehra Semo, Suriye Geçici Hükümeti’nin ‘Tüm göçmenler kendi topraklarına dönmeli’ kararına dikkat çekerek, “Kentten artık yabancılar çıkmalı. Asıl halk kentine ve topraklarına dönmeli. Tarım ve ziraat açısından ünlü bir kent. Coğrafyası güzel. Her renkten ve kültürden toplum bulunuyor orada” diye konuştu.
Halkın bir an önce güvenli dönüş istediğini vurgulayan Zehra Semo, özellikle Waşokanî ve Serêkaniyê kamplarında kalan göçmenlerin büyük zorluklar yaşadığını belirtti. Kış koşullarının yanı sıra son yoğun yağışlarda kampın yarısından fazlasında çadırların sele kapıldığını, yırtıldığını veya su altında kaldığını; eskiyen çadırlar nedeniyle hastalıkların arttığını kaydetti.
Zehro Şemo, şöyle devam etti: “Bu sorunu çözmek için hep çaba içinde olduk, halkın dönüşü için insan hakları kurumlarına çağrılarımız oldu. Savaş sırasında ve sonrasında kent ve ona bağlı köylerin çoğu yıkıma uğradı. Birçok köy tamamen yıkılmış durumda. Halkın dönüşü için fazlasıyla hizmet gerekiyor. Serêkaniyê halkı bir an önce geri dönmek istiyor. Toplu ve güvenli bir dönüş sağlanmalı.”
Zehra Semo, “Serêkaniyê halkı sadece Hesekê’de kalmıyor. Rojava, Suriye’nin iç kesimleri hatta Başûrê Kürdistan’a kadar giden aileler var. Başûr’a gidip şu an Serêkaniyê’ye dönmek isteyen aileler de var. Komite olarak göçmen konusunu bir an önce sonuçlandırmak istiyoruz” diye vurguladı.
Zehra Semo, savaş sırasında ve sonrasında kent ile bağlı köylerin büyük bölümünün yıkıldığını, birçok köyün tamamen harap olduğunu da dile getirdi.
Kamplarda yaşayan yurttaşlar ise bireysel değil, toplu ve güvenli bir geri dönüş talep ediyor.
İşgalden bu yana yedi yıldır Waşukani Kampı’nda yaşayan Kurdistan Xetip Silêman, “Korkusuz dönmek istiyoruz. Tek tek değil, hep birlikte bir dönüş istiyoruz” diyerek beklentilerine işaret etti.
14 BİN AİLE DÖNÜŞ İÇİN KAYIT YAPTIRDI
Serêkaniyê Göçmenler Komitesi’ne göre şu ana kadar yaklaşık 14 bin aile geri dönüş için kayıt yaptırdı. Ancak bu ailelerin ne zaman ve hangi koşullarda döneceği belirsizliğini koruyor. Dönüş sonrası güvenlik, istihdam, eğitim ve sağlık hizmetlerinin nasıl sağlanacağı ise çözüm bekleyen başlıca sorunlar arasında yer alıyor.