PYD Eşbaşkanlık Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl ve YPJ Genel Komutanlığı Üyesi Sozdar Dêrik, 6 Nisan 2021 yılında Türk devleti tarafından düzenlenen hava saldırısında şehit düşen Rojava Devrimi’nin öncü komutanlarından Nûreddîn Sofî’yi anlattı.
Şehit Nûreddîn Sofî’nin toplumsal çalışmalardan askeri çalışmalara kadar birçok alanda Rojava Devrimi’ne çok büyük bir hizmet ettiğini vurgulayan Aldar Xelîl, Rojava’da direniş kültürünün bu düzeye ulaşmasında rolünün belirleyici olduğunu ifade etti.
PYD Eşbaşkanlık Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl’in konuşması şöyle:
“Fedakar, çalışkan, yoldaşlığa bağlı ve güçlü bir yoldaştı; onu anlatmak bazen kelimelerle zor olur. Ailesi yurtsever, ahlaki değerlere sahip ve din konusunda inançlıdır; inançlarına sıkı sıkıya bağlı bir ailedir. Toplumda tanınan ve sevilen bir aile olan bu ailede özellikle Nakşibendi tarikatının etkisi görülür.
Aile, yurtsever olduğu kadar diğer uluslarla da iyi ilişkiler kurar. Örneğin Araplar arasında oldukça sevilirler ve Araplarla, Kürtlerle, Süryanilerle dostane ilişkiler geliştirmişlerdir; dost ve arkadaş çevreleri geniştir. Toplumsal olarak kabul gören ve saygı duyulan bir ailedir.
Ancak dini inançları, ulusal meselelerde, özellikle Kürt-Kürdistan özgürlük davasında geri adım atmalarına engel olmamıştır. Aksine, inançları, ahlaki ve toplumsal değerleri, yurtseverlik anlayışlarını daha da güçlendirmiştir.
HESAPSIZ BİR ŞEKİLDE YOLDAŞLARINA HİZMET EDERDİ
Heval Sofî de böyle bir ortamda büyüdü; bu, onun karakterinde sağlam bir temel oluşturdu. Her ne kadar ideolojik ve felsefi bilinci partiden ve Önderlikten gelmiş olsa da, ailede de güçlü bir temel oluşmuştu. Heval Sofî, partide devrimci militan ölçülerine göre yaşıyordu; çünkü bu yaşam tarzının temeli ailede atılmıştı.
Dürüstlüğü, fedakârlığı, sözüne sahip çıkması, yoldaşlığı — ki bunlar hem İslam’da hem de toplumsal değerlerde vardır — devrimcilik kültürüyle birleştiğinde çok daha güçlü hale gelmişti. Bu nedenle Heval Sofî’ye baktığınızda, 24 saat boyunca tereddütsüz ve hesapsız bir şekilde yoldaşlarına hizmet ettiğini görürdünüz. Yanındakinin bir ihtiyacı olduğunda, kim olursa olsun, elinden geleni yapardı. “Ben sorumluyum, komutanım” gibi sözler söylemez; tam tersine, büyük bir tevazu gösterirdi. O kadar çalışkan, güçlü ve etkili olmasına rağmen son derece mütevazıydı.
Sürekli hareket halindeydi; yerinde durmaz, eylemciydi. Rahat bir yaşam onun için yoktu; her zaman yoldaşlarına, yanındaki arkadaşlarına nasıl hizmet edebileceğini düşünürdü. Hangi çalışma olursa olsun, neye ihtiyaç duyulursa duyulsun, herkesten önce “Ben yaparım” derdi. Bu özellikler sıradan bir insanda kolay kolay bulunmaz.
Heval Sofî, hem üniversite eğitimi almış hem de bilinçli bir devrimciydi. Toplumdan aldığı değerleri, devrimci düşünceleri ve Önderlik felsefesiyle birleştirerek büyük bir komutan, militan ve öncü haline gelmişti. Heval Sofî’de tüm devrimci özellikleri görebilirdiniz. Bir devrimciyi anlatmanız gerekseydi, size Heval Sofî’yi anlatırdım. Bunu şehadetinden dolayı söylemiyorum; birlikte çalıştığımız zaman da bunu sık sık dile getirirdik.
2013 YILINDA ROJAVA’YA GELDİ
2013 yılında Rojava’ya geldiğinde, o dönem Amûdê’de bazı olaylar yaşanmıştı. YPG’li bir grup, Hesekê’den Qamişlo’ya geçmek için Amûdê’den geçmek zorundaydı. O süreçte El Nusra ile de çatışıyorduk. Qamişlo’ya giden güzergâhta hâlâ rejim güçleri bulunuyordu; bu nedenle askerî güçlerimiz Amûdê’den geçiyordu ve yol elimizde açıktı.
Ancak o yol üzerindeki bir grup, devrime karşı bir eylem bahanesiyle askeri aracın arkasındaki bir arkadaşımızı şehit etti. YPG, buna cevap verdi; fakat olay sırasında Amûdêli bazı yurttaşlar da yaşamını yitirdi. Bu olay, yanılmıyorsam 27 Haziran 2013’te yaşandı.
O dönemde Heval Sofî, Genel Komutanlık adına bir mektup getirerek sorunun çözümü için görevlendirildi. Yanına bir arkadaşını alarak yaşamını yitirenlerin aileleriyle tek tek görüştü. Misafir olarak gelmesine rağmen, “Kürtlerin birbiriyle çatışmaması gerekir. Devrime karşı olanların halkımızla aramızı bozmasına geçit vermemeliyiz. Kurşun sıkan YPG’li bir savaşçıyı şehit etti; fakat kurban kim oldu? Amûdêli yurttaşlar. Bu nedenle sorun çözülmelidir” dedi. “Birileri gitsin, çözsün” demedi; kendisi gitti ve tüm çabasını sorunu çözmeye adadı. Ailelerle görüşmesi, şüphesiz etkili oldu ve hatırlanıyordur.
Daha sonra burada kalarak toplumsal çalışmalarda görev aldı. “Topluma hizmet etmek istiyorum” dedi. Geldiği dönemde Özerk Yönetim henüz kurulmamıştı; çalışmalar meclisler, komünler ve komiteler üzerinden yürütülüyordu. Heval Sofî, toplumsal örgütlenmede yer almak istedi ve halkın evine, komünlere, meclislere girerek 24 saat boyunca halkın arasındaydı. Halkı çok seviyordu ve derdi hep şuydu: toplumu nasıl örgütleyebilir, eğitebilir ve toplumla bütünleşebiliriz?
Heval Sofî, her işi kendisi yapmak isterdi ve komünlere büyük önem verirdi. 2013-2014 yıllarında “Özellikle komünleri geliştirmeliyiz” derdi. Gittiği her şehirde Malên Gel kurumlarını ve meclisleri mutlaka ziyaret ederdi; toplantı yapmadığı meclis neredeyse yoktu. 2016 yılına kadar toplumsal çalışmalardan kopmadı. Derdi her zaman şuydu: “Toplum irade sahibi olmalı. Eğer kendi kendini örgütleyemez ve kararlarını kendi veremezse, devrimimizin ne anlamı kalır? Toplum kendi kendini yönetmelidir ki başarıdan söz edebilelim.”
HEVAL SOFÎ’YE HER ZAMAN GÜVENİRDİK
Heval Sofî, halkın taleplerini ciddiye alırdı, gözden geçirirdi ve her zaman arkadaşlara “Neden halkın bu şikâyetleri var, neden eleştiriliyorsunuz, neden bu eksiklikler yaşanıyor?” diye kızardı. Çünkü Rojava Devrimi’nin toplumsal bir devrim olduğunu biliyordu. Heval Sofî, Önderliğe, Önderliğin fikirlerine, felsefesine çok bağlıydı. Mesela kadın özgürlük çizgisinde her zaman Önderliğin fikirlerini, görüşlerini esas alırdı ve Demokratik Ulus konusunda da çok netti. Demokratik Ulus meselesini temel stratejimiz olarak görürdü, buna da inanıyordu. Rojava’da genel sorumlu olduğunda Demokratik Özerklik ilan edildi, MSD kuruldu, tüm toplumsal kurumlarımız kongrelerini, örgütlenmelerini, çalışmalarını yürüttü. Bütün bunları her zaman destekledi. Toplumsal çalışmalarda olduğu zaman, 24 saat boyunca toplumsal kurumları geliştirmek için çabalardı.
Bir süre sonra Rojava’ya yönelik tehditler ve saldırılar artmaya başladı. Bu yüzden Heval Sofî’nin toplumsal alandan savunma alanına geçmesine ihtiyaç duyuldu. Çünkü geçmişte gerillada genel komutanlık yapmıştı; askeri çalışmalarda, komutanlıkta, savaşı yürütmede, askeri gücü hazırlamada hepimizden daha fazla tecrübeleri vardı.
Bilindiği gibi o dönem DAİŞ zirveye ulaşmıştı; DAİŞ ile aramızda çok çetin bir süreç yaşanıyordu. Kobanê direnişinden tutun da özgürleştirilen diğer bölgelere kadar… O dönemde ihtiyaçtan kaynaklı olarak Heval Sofî, toplumsal çalışmalardan askeri çalışmalara geçti. Fakat toplumsal ve askeri çalışmaları asla birbirinden ayırmazdı; 24 saat savaşçıların arasındaydı, onları savaşa hazırlıyordu, eğitiyordu, ihtiyaçlarını karşılıyordu.
Tüm bunların yanı sıra toplumsal çalışmalarda da hepimize yardımcı oluyordu. Birçok kez gidip ondan öneriler alıyorduk. Heval Sofî’ye her zaman güvenirdik. Eğer bugün QSD, YPG-YPJ bu kadar büyümüşse, güçlenmişse, unutmayalım ki bunun temelinde Heval Sofî’nin çok büyük emekleri vardır. Yine Rojava’da direniş kültürünün en üst aşamaya gelmesinde de çok büyük emeği vardır. O dönem gerçekleşen başarılarda, atılan adımlarda Heval Sofî’nin çok büyük bir rolü vardır. Onun döneminde çok zorlu süreçler de yaşandı, çok ağır saldırılar oldu; kendisi de birçok yerde bu savaşın yükünü alıyordu. 300-400 km uzakta bir olay yaşandığında bile kendisini sorumlu görüyordu. Vicdani duyguları çok gelişmişti. Bizim için bir mamosteydi, yoldaşlığı da çok güzeldi. Çok zeki bir yoldaştı; yaşanabilecek bir olayı, atılacak bir adımı önceden bize söylüyordu ve ona göre tedbirlerini alıyordu.
MUTLAKA BİR ÇÖZÜM YOLU BULURDU
YPJ Genel Komutanlığı Üyesi Sozdar Dêrik de Rojava Devrimi’nin büyük komutanı Nûreddîn Sofî’nin devrim için çok büyük emek verdiğinden bahsetti. Şehit Nûreddîn Sofî’nin devrime hizmet etmek için her şeyi yaptığını vurgulayan Dêrik, “Eşsiz bir yoldaştı; böyle değerli komutanımız gibi örnekler çok azdır. Her zaman Egîdlerin, Mazlumların, Kemallerin izinden yürüdü” diye konuştu.
Sozdar Dêrik, şehit Nûreddîn Sofî’yi şu sözlerle anlattı:
“Şehitlere ve şehadetlere ilişkin konuşmak bizim için en zor görevdir. Bu yüzden şehit yoldaşları anlatmak, hedeflerini, hayallerini yerine getirmek bize ağır gelen bir sorumluluktur. Bizler her zaman onların izinden gideceğiz ve hayallerini gerçekleştirmek için mücadele edeceğiz. Bu temelde bütün devrim şehit ailelerine başsağlığı diliyor ve anıları önünde saygıyla eğiliyorum.
Heval Sofî, bizim için büyük bir komutan, değerli bir yoldaştı. Savaşta, hamlelerde, eğitimlerde birlikte birçok çalışma yürüttük. Zorlandığımız, daraldığımız, sıkıştığımız yerde — bilinçten tutun tekniğe, silahtan tutun bir yoldaşa yaklaşıma kadar — her zaman çözüm yolu bulurdu. Başarısızlığı kabul etmezdi, her zaman moralli olurdu. Askeri açıdan bahsediyorum; fakat yaşamda da böyleydi. Zaten bir insanın yaşamı nasılsa, savaşına da, yoldaşlığına da etkisi oluyor. Heval Sofî de böyle bir yoldaştı. Her zaman çözüm üreten, başarıya inanan biriydi. Devrimle bütünleşmişti ve devrime hizmet etmek için her şeyi yapıyordu. Heval Sofî, yanında olan tüm arkadaşları bu anlamda çok etkilerdi.
HALKIN VE SAVAŞÇILARININ YÜREĞİNDE PAHA BİÇİLMEZ BİR YER EDİNDİ
Heval Sofî, hem konuşmada hem de pratikte her zaman kadın yoldaşlarının yanında olmuştur. Kadınların gücüne çok inanırdı. Kadın arkadaşlara doğru bir yoldaş olurdu. Yine Kürtlerle Kürt, Araplarla Arap, Süryanilerle Süryani, gençlerle genç olurdu; kadınlarla nasıl iletişim kuracağını bilirdi, herkese yardımcı olurdu. Ayrıca her zaman çok keyifliydi. Bu özellikleri yaşamını da çok etkiliyordu. Mesela bazı komutanlar öyle küçük işlerle uğraşmaya tenezzül etmezler; ama Heval Sofî için büyük-küçük iş yoktu. Bir masanın sallandığını gördüğünde hemen ayaklarını düzeltirdi; televizyonunda sorun varsa kanallarını ayarlardı. Yani her zaman elinde bir tornavida olurdu; bozuk bir şeyi gördüğünde hemen tamir ederdi. “Ben neden böyle işleri yapayım?” demezdi mesela.
Yine bir merasim olduğunda, bir anma olduğunda hazır bulunurdu, düzenlemesini yapardı. Her şeyle ilgilenirdi; kendisini her şeyden sorumlu tutardı. Onun için büyük, küçük diye bir görev yoktu. Çünkü her şeyi gönüllü bir şekilde yapıyordu. Sofî yoldaş çok yönlü bir yoldaştı; kuantumdan tutun doğal topluma, insan anatomisinden tutun doğaya, tarihten tutun sosyolojiye kadar birçok konuda bilinçliydi. Bu yüzden gerçekten Heval Sofî’yi anlatmak çok zor; yıllar alır, aylar alır. Eşsiz bir yoldaştı, böyle değerli komutanımız gibi örnekler çok azdır. Egîdlerin, Mazlumların, Kemallerin izinden yürüdü. Rêber Apo’nun fikirleri ve düşünceleriyle bütünleşmişti. Bu fikirlere doğru cevap olmayı esas alırdı. Heval Sofî, devrimin inşasında, toplumun inşasında, kurumların oluşmasında da yer aldı.
Bu devrimin esas kurucularından biridir. Devrimin çok fazla öne çıkmayan kahramanlarından biriydi. Belki her yerde adı yoktu ama toplumun, savaşçılarının, komutanların yüreğinde paha biçilmez bir yer edindi. Heval Sofî’nin bir kadın yoldaşı olarak ondan çok etkilendim. Başarılı olabileceğime, öncülük yapabileceğime olan inancımı ve umudumu, büyük komutanım Heval Sofî’den aldım. Bundan sonra da Heval Sofî’nin ve onun gibi yoldaşlarımın izinden gideceğim. Bize bıraktığı mücadeleyi başarıya ulaştıracağız. Tüm şehit yoldaşlarımıza sözümüz budur: Mutlaka intikamlarını alacağız ve bayraklarını yerde bırakmayacağız. Kanla, emekle inşa edilen bu devrimi savunacağız, mücadelemizi sürdüreceğiz.”