15-18 Kasım’daki Halkların İklim Zirvesi'ne çağrı

Halkların İklim Zirvesi Meclisi, 2026 yılında Türkiye ve Avustralya ortaklığında Antalya’da düzenlenecek COP31 Ekoloji Zirvesi’ne karşı, 15-18 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek Halkların İklim Zirvesi’ne katılım çağrısı yaptı.

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası üyesi Kübra Ayçiçek, Birleşmiş Milletler çatısı altındaki COP süreçlerinin küresel iklim krizine çözüm üretmekten çok devletler ve şirketler arasında pazarlık alanına dönüştüğünü belirtti. 

Kübra Ayçiçek, resmi zirvelerin fosil yakıtlardan çıkış konusunda bağlayıcı kararlar alamadığını belirterek, iklim krizinin yükünün halkların omuzlarına bırakıldığını ifade etti.

‘SAVAŞLAR BİR EKO-KIRIM PRATİĞİDİR’

Nükleer enerjinin ekolojik dönüşümün parçası olarak sunulamayacağını söyleyen Kübra Ayçiçek, savaşların yalnızca insan yaşamını değil doğayı da hedef aldığını belirtti. 

“Savaşlar yalnızca insan yaşamını değil; toprağı, suyu ve havayı hedef alan bir eko-kırım pratiğidir” diyen Kübra Ayçiçek, iklim adaleti mücadelesinin militarizme karşı barışı da savunması gerektiğini vurguladı.

Halkların İklim Zirvesi Meclisi’nin Türkiye’deki çeşitli toplumsal mücadele alanlarından örgütlerle kurulduğunu belirten Kübra Ayçiçek, Pasifik ve Akdeniz havzası halkları başta olmak üzere küresel dayanışma çağrısı yaptı ve 15-18 Kasım’daki zirveye katılım davetinde bulundu.

‘KAMUCU TARIM, KADINLARI VE KIRSALI KORUR’

Toplantıda söz alan Tarım Orkam-Sen Genel Başkanı Serap Baysal ise kamusal alanların piyasaya açılmasının yaşam alanlarını tehdit ettiğini söyledi. 

Bu sürecin en fazla kadınları etkilediğini belirten Serap Baysal, tarımda kamusal güvencenin artırılması gerektiğini ifade etti.

Serap Baysal, “Küçük çiftçinin, yerel topluluğun varlığı korunmalı, sermayenin denetimi artmalıdır. Bu tüketicinin sağlıklı gıdaya ulaşabilmesini güvence altına alır. Kamucu tarım devreye girmelidir” dedi.

Serap Baysal, “Kadın emeğinin görünmesi üreticinin toprağında kalması kamucu ekolojik tarım politikaları olmalıdır” vurgusunda bulundu. 

Basın açıklaması forum şeklinde devam etti.