ÇEVRE VE TOPRAK SAVUNUCULARINA SALDIRILAR
Global Witness’ın “Direnişin Kökleri” başlıklı raporuna göre, 2012’den bu yana dünya genelinde en az 2 bin 253 çevre ve toprak savunucusu öldürüldü. 2024 yılı için kaydedilen 146 ölüm ve kayıp vakası, bir önceki yılın (196) altında olsa da örgüt, bunun ilerleme değil; çatışma bölgelerindeki doğrulama zorlukları, düşük raporlama ve mağdur ailelerinin sessizliğinden kaynaklandığını belirtiyor.
LATİN AMERİKA’DA ÖLÜMCÜL TABLO
Vaka kayıtlarının yüzde 82’si Latin Amerika’da gerçekleşti. 48 cinayetle Kolombiya, dünyanın en tehlikeli ülkesi olmaya devam etti. Katledilenlerin çoğu, madencilik, tarım ve organize suçlara direnen yerel liderler, çiftçiler ve yerli halk savunucularıydı.
Guatemala’da ise cinayetler 2023’te 4 iken, 2024’te 20’ye yükseldi. Bu artış ülkeyi, savunucular için dünyada kişi başına düşen en yüksek cinayet oranına sahip ülke haline getirdi. Meksika’da 19, Brezilya’da ise 12 cinayet kaydedildi.
Global Witness uzmanı Laura Furones, Latin Amerika’nın zengin doğal kaynakları, güçlü sivil toplum hareketleri ve yaygın cezasızlık nedeniyle saldırıların odağı olduğunu vurguladı: “Cezasızlık bu şiddet döngüsünü besliyor. Fail ceza almayınca saldırılar tekrar ediyor.”
KİMLER HEDEF ALINIYOR?
2024’te öldürülen veya kaybolanların 45’i yerli halk savunucusu, 45’i küçük çiftçilerdi. Bu iki grup toplam vakaların üçte ikisini oluşturdu.
En ölümcül sektör 29 vakayla madencilik olurken, ormancılık 8, tarım 4 ölümle ilişkilendirildi. Vakaların üçte biri organize suçlarla bağlantılıydı. Devlet aktörleri (polis ve ordu) de 17 ölümden sorumlu tutuldu. Kolombiya’da 2002’den bu yana işlenen sosyal lider cinayetlerinin sadece yüzde 5’i mahkemeye taşınabildi.
SADECE CİNAYETLER DEĞİL, SUÇLAMA VE BASKILAR DA VAR
Rapor, ölümcül saldırıların buzdağının sadece görünen kısmı olduğunu belirtiyor. Savunucular; taciz, cinsel şiddet, karalama kampanyaları ve suçlaştırma gibi çok boyutlu tehditlerle karşı karşıya.
Son yıllarda birçok ülkede barışçıl protestoları suç haline getiren yasaların çıkarılması, baskıyı artırıyor. Furones, “Devletler hak savunucularını korumak yerine yasaları onlara karşı bir silaha dönüştürüyor” dedi.
Raporda öne çıkan bazı vakalar şunlar:
- Nijerya: Ekuri topluluğundan aktivist Odey Oyama, yağmur ormanlarını koruduğu için 2025’te “toplumsal çatışma kışkırtmak” suçlamasıyla tutuklandı.
- Şili: 72 yaşındaki Mapuche lider Julia Chufil, Kasım 2024’te kayboldu. Yıllardır baskı ve rüşvet girişimleriyle karşı karşıyaydı.
- Kolombiya: Campesino lideri Jani Silva, yıllardır devlet korumasında yaşasa da tehditlerin sona ermediğini, mevcut mekanizmaların yetersiz olduğunu söylüyor.
ACİL EYLEM ÇAĞRISI
Global Witness, devletlere toprak haklarını tanımaları, şirketlerin sorumluluklarını artırmaları ve etkili koruma mekanizmaları kurmaları çağrısında bulundu. Şirketlerin, “Önceden, Bilgilendirilmiş ve Özgür Onay” ilkesine uyması, insan hakları denetimlerini sıkılaştırması gerektiği belirtildi.
Özellikle yerli halkların savunmasız konumuna dikkat çekilen raporda, onların daha iyi çevre koruma sonuçlarına rağmen devlet desteğinden yoksun bırakıldığı vurgulandı. Furones, Peru’da dört Saweto liderinin öldürülmesiyle ilgili verilen mahkûmiyet kararını “gecikmiş ama umut verici bir adalet örneği” olarak gösterdi.
Rapor, çevre savunucularının iklim krizine karşı mücadelenin ön cephesinde olduğunu, ancak siyasi irade, güçlü hukuk sistemleri ve şirket sorumluluğu olmadan şiddetin süreceğini kaydetti. Furones, “Yerli halklar ve Afro-kökenli topluluklar ormanların en iyi koruyucularıdır. Onları korumak, sadece insan hakları değil, gezegenin geleceği için de hayati önemdedir” dedi.
Global Witness’a göre, hükümetler ve şirketler kaynaklardan kâr elde ederken, çevreyi koruyanlar hayatlarıyla bedel ödüyor. Dünya artık bir seçimle karşı karşıya: Ya savunucuları korumak için somut adımlar atacak ya da şiddet döngüsü sürecek.