İklim yükümlülüğünü yerine getirmeyen devletler tazminat ödeyebilir

Uluslararası Adalet Divanı, iklim değişikliğiyle mücadelede yetersiz kalan devletlerin uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve zarar gören ülkelere tazminat ödenmesinin mümkün olduğunu açıkladı.

İKLİM KORUMA

Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı (UAD), devletlerin iklim değişikliğiyle mücadele taahhütlerini yerine getirmemelerini “uluslararası hukuka aykırı bir eylem” olarak tanımladı. Mahkeme Başkanı Yuji Iwasawa, belirli koşullarda bunun, mağdur devletlere tazminat ödenmesi gibi yasal sonuçlara yol açabileceğini vurguladı.

TEMEL HAKLAR TEHDİT ALTINDA

Mahkeme, iklim değişikliğinin etkilerini temel insan haklarına yönelik potansiyel bir tehdit olarak sınıflandırdı. Iwasawa, iklim krizinin “bazı insan haklarından yararlanmayı önemli ölçüde olumsuz etkileyebileceğini” belirtti. Sağlık hakkı, yeterli yaşam standardı hakkı ve temiz, sağlıklı, sürdürülebilir bir çevre bu kapsamda örnek olarak gösterildi.

MAHKEME: HER VAKA AYRI DEĞERLENDİRİLMELİ

UAD’nin yaklaşık 500 sayfalık görüşü, ülkelerin iklim yükümlülüklerini netleştirmeyi ve uyumsuzluk durumlarında doğabilecek sonuçları açıklamayı amaçlıyor. Mahkeme, “önemli çevresel hasarı önleme” yükümlülüğüne dikkat çekerek, bunun şimdiki ve gelecek nesiller için korunması gereken iklim sistemi için de geçerli olduğunu belirtti.

Zarar gören ülkelerin tazminat alma hakkı bulunduğu ifade edilirken, bunun genel bir kural olarak belirlenemeyeceği, her davanın ayrı ayrı ele alınması gerektiği vurgulandı. Tazminat, maddi ödeme dışında altyapı hasarının onarımı gibi çözümleri de içerebilir. 

KÜÇÜK ADA DEVLETLERİ HUKUKİ MÜCADELE BAŞLATTI

İklim krizinden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alan Vanuatu, UAD’ye başvurarak devletlerin sera gazı emisyonlarını azaltma yükümlülüğü hakkında görüş bildirmesini talep etti.

Buna ek olarak, Afrika, Karayip ve Pasifik Devletleri Örgütü temsilcileri de UAD’ye başvurarak, iklim koruma yükümlülüğünün uluslararası hukuk çerçevesinde tanınmasını istedi. Bu devletler, iklim krizinin varoluşsal bir tehdit haline geldiğini ifade etti.

KARARLAR BAĞLAYICI DEĞİL, ANCAK AĞIRLIĞI YÜKSEK

Her ne kadar UAD kararları çoğu zaman bağlayıcı olmasa da, uzmanlara göre bu tür hukuki görüşler devletler üzerinde ciddi siyasi ve diplomatik baskı oluşturuyor. İklim eylemsizliği artık yalnızca etik değil, hukuki bir sorumluluk haline geliyor.

Artan farkındalık ve yıkıcı etkiler karşısında, daha fazla kişi, kurum ve devlet yargı yoluna başvuruyor. UAD’nin kararı, iklim adaleti için yasal bir temel oluşturması açısından büyük önem taşıyor.