Colemêrg ve Erdexan’da başlayan ve kısa sürede diğer bölgelere yayılan hastalık, özelikle Serhed yöresinde çok sayıda hayvanın ölümüne yol açtı, köylerde hayvancılığı ciddi şekilde etkiledi. Veteriner hekimler, personel eksikliği ve aşı yetersizliği nedeniyle salgının hala kontrol altına alınamadığını belirtiyor. Hastalık o kadar hızlı yayılıyor ki, bir köyün tamamını 72 saat içinde yutabilecek kadar gelişkin ve bu, müdahalelerin ne kadar geç kaldığını kanıtlıyor. Hayvan kayıpları ve yükselen yem fiyatları, köylülerin çaresiz kalmasına neden olurken, süt ve süt üretimindeki düşüş piyasayı da sarstı; hem köylü hem de tüketici ciddi şekilde mağdur durumda.
Veterinerlerin eleştirileri, devletin salgına karşı neden yetersiz kaldığını açıkça ortaya koyuyor. Salgın bölgesinde çalışan bir veteriner, “1 milyon hayvanın olduğu bir yerde 10-15 veteriner hekimle ne yapabilirsiniz ki? Bu yangına su damlatmak gibi” diyerek olayın vahametini gözler önüne seriyor. Yine veterinerlerin verdiği bilgiye göre, hastalık o kadar hızlı yayılıyor ki, bir köyün tamamını 72 saat içinde yutabilecek kadar gelişkin ve bu, müdahalelerin ne kadar geç kaldığını kanıtlıyor.
AŞI SORUNU VE ÇİFTÇİNİN İSYANI
Salgınla mücadelede en büyük silah olan aşılar da yetersiz kalınca işler iyice sarpa sarıyor. Kullanılan aşılarda Türkiye’de 1960’lardan beri görülmeyen SAT1 serotipi bulunmuyor. Bu durum, zaten zor olan mücadeleyi daha da zorlaştırıyor. Hastalık teşhisi ve tedavisindeki gecikmeler, köylüler kendi başlarının çaresine bakmaya zorlarken, Tarım İl Müdürlüklerinin de bu konularda yetersiz kalması soru işaretlerini artırıyor. En büyük eleştiri, hayvanlarını kaybeden köylülerden. Devletin hemen bir tazminat programı başlatması gerektiği belirtiliyor. Aksi takdirde, köylüler ekonomik olarak çökecek ve hayvan varlığı ciddi anlamda tehlikeye girecek.
HAYVANCILIK SEKTÖRÜ ÇÖKÜŞTE
Şap hastalığı, sadece hayvan sağlığı sorun değil, aynı zamanda hayvancılık sektörünün temelini sarsan bir domino etkisi yaratıyor. Salgın nedeniyle hayvanlarını kesimhaneye gönderilmesi ve süt verimindeki ani düşüşler, zaten yüksek olan et ve süt fiyatlarını daha da yükseltiyor. Piyasada yaşanan bu dengesizlik, dar gelirli ailelerin temel gıdalara ulaşmasını zorlaştırırken, maliyetleri artırıyor. Üretimdeki keskin düşüş, market raflarında fiyat etiketlerinin sürekli değişmesine yol açarak, tüketiciyi de doğrudan etkiliyor.
YEM FİYATLARI SÜREKLİ ARTIYOR
Sektördeki krizi derinleştiren bir diğer unsur ise, sürekli artan yem fiyatları. İthalata bağımlı yem sanayi, döviz kurlarındaki dalgalanmalarla boğuşurken, iç üretimdeki yetersizlik de köylülerin belini büküyor. Hayvanlarını beslemek için artan maliyetlere katlanmak zorunda kalan köylüler, şap hastalığı gibi bir salgınla karşılaştıklarında tamamen çaresiz kalıyor. Yüksek yem fiyatları yüzünden hayvanlarını besleyemeyen köylüler, zorunlu olarak hayvanlarını kesime göndermek zorunda kalıyor. bu da zaten azalan hayvan varlığını daha da eritiyor. Şap hastalığı, bu yapısal sorunlarla birleşince, hayvancılık sektörünü adeta bir uçurumun kenarına sürüklüyor.
RAKAMLARLA EKONOMİK ETKİLERİ
Şap hastalığı nedeniyle et üretim kaybının 2,3 milyar dolar, süt üretim kaybının ise 875 milyon dolar seviyesinde olduğu Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi (TARPOL) tarafından yayımlanan 2025 tarihli raporda belirtiliyor. Bu durum köylüleri ekonomik olarak zora sokarken, ülkenin hayvan varlığı ve gıda güvenliği açısından da büyük risk oluşturuyor. Büyükbaş hayvan varlığının yüzde 30’nün etkilenmesi durumunda toplam ekonomik kaybın 4,1 milyar dolara ulaşabileceği öngörülüyor.