Açlık sınır tanımıyor: Gıda krizi yeni göç dalgaları yaratacak

İklim kriziyle birlikte artan kuraklık, sel ve ürün kayıpları, milyonlarca insanı göçe zorluyor. Dünya Gıda Günü öncesi uzmanlar, gıda güvenliğinin artık yalnızca insani değil, küresel barışın da bir meselesi olduğunu vurguluyor.

AÇLIK SORUNU

Afrika’nın Sahel kuşağından Güney Asya’nın kurak bölgelerine, Güneydoğu Asya’nın kıyı tarım alanlarından Orta Amerika’nın “Kuru Koridor”una kadar uzanan geniş coğrafyalarda iklim şokları gıda üretimini tehdit ediyor. Kuraklık, sel ve ısı dalgaları tarımı zayıflatırken, milyonlarca aile yerinden ediliyor.

Sahel bölgesinde — Senegal’den Sudan’a uzanan yarı kurak kuşakta — uzun süren kuraklıklar ve kötü hasatlar, Nijer ve Mali üzerinden Kuzey Afrika’ya ve hatta Akdeniz’i aşarak Avrupa’ya yönelen göçü artırıyor. Güney Asya’da ise tekrarlayan seller ve sıcak hava dalgaları Hindistan ve Bangladeş’te milyonları evsiz bırakıyor. Güneydoğu Asya’da yükselen deniz seviyeleri kıyı çiftçilerini iç bölgelere göçe zorluyor.

Orta Amerika’nın Kuru Koridor bölgesinde de benzer bir tablo var: Yıllardır süren ürün kayıpları aileleri tarlalarını terk etmeye ve kuzeye, gıda ve güvenlik arayışına çıkmaya zorluyor.

NÜFUS ARTIŞI BASKIYI ARTIRIYOR

Özellikle Sahel bölgesinde nüfusun 2050’ye kadar iki katına çıkması bekleniyor. Bu da zaten sınırlı olan tarım arazileri üzerindeki baskıyı artırıyor. Uzmanlara göre, insanların kuşaklar boyunca yaşadıkları topraklarda kalabilmesi, her hektardan daha fazla verim alınmasına bağlı.

16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde uzmanlar gıda güvenliğini yalnızca bir insani kriz olarak değil, barış ve istikrar meselesi olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Yarı kurak bölgeler için ısıya ve kuraklığa dayanıklı tohumlar geliştiren Uluslararası Kurak Tropik Bölgeler için Tarımsal Araştırma Enstitüsü (ICRISAT), bu alanda umut verici sonuçlar elde ediyor.

Kuruma göre, iklime dayanıklı tarım uygulamalarına ve bilimsel yeniliklere yatırım yapmak, toplulukların kendi topraklarında kalabilmelerini sağlıyor.

Hindistan’ın Bundelkhand bölgesinde uygulanan bilim temelli su havzası projeleri sayesinde bir zamanlar kurak olan topraklar yeniden verimli hale geldi. Nijer’de kuraklığa dayanıklı sorgum ve darı türleri ile dijital tarım araçları, çiftçilerin verimliliğini artırıyor ve yerinden edilmeden geçimlerini sürdürmelerini sağlıyor.

YATIRIMIN GERİ DÖNÜŞÜ: 1’E 10

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’na (UNDP) göre, sürdürülebilir tarıma yapılan her 1 dolarlık yatırım, gelecekte 7 ila 10 dolar arasında insani yardım ve göç yönetimi harcamasını önlüyor. Dünya Bankası ise 2050 yılına kadar yalnızca Afrika ve Güney Asya’da 216 milyon insanın iklim kaynaklı göç riski altında olduğunu tahmin ediyor.

ICRISAT ve benzeri kurumların Güney-Güney işbirliği merkezleri aracılığıyla ülkeler arasında tohum, bilgi ve teknoloji paylaşımı giderek güçleniyor. Ancak uzmanlara göre, Kuzey ülkeleri de bu sürece dâhil olmalı. Raporda “Herhangi bir yerde açlık ve istikrarsızlık, her yerde refahı tehdit eder,” deniyor.

BARIŞ, EKİLEN TOPRAKLA BAŞLAR

FAO’nun 2025 Dünya Gıda Günü teması olan “El Ele: Daha İyi Gıda, Daha İyi Bir Gelecek İçin”, bu çağrıyı özetliyor. Dünyanın dört bir yanında, özellikle Küresel Güney’de, daha dayanıklı tarım sistemlerine yapılacak yatırımlar yalnızca gıda güvenliğini değil, küresel barışı da güçlendirecek.