GÖRÜNTÜLÜ

Ağaç kesimi bitti, yasak sonradan geldi: Ormanlık alanın yüzde 40’ı yok oldu!

"Güvenlik" gerekçesiyle ağaç kesimlerinin sistematik bir hal aldığı Bedlîs'te ormanların yüzde 40'ı yok edildi. Köylüler, kesimlerin önce devletin izniyle yapıldığını ancak şirketlerin araya girmesi ile yasağa rağmen kesimlerin durmadığını aktardı.

AĞAÇ KESİMLERİ

Kürdistan'da son yıllarda "güvenlik" adı atında birçok kentte ağaç kesimleri ve orman yangınları yaşanıyor. Bu kentlerin başında ise Şirnex, Colemêrg ve Bedlîs geliyor.

İlk yıllarda "güvenlik" gerekçesiyle başlayan, ardından ise bir ticarete dönüşen kesimler nedeniyle yeşil alanın giderek azaldığı Kürdistan'da, yaşanan talan uydu görüntülerinden de net bir şekilde görülebiliyor. Yaklaşık yedi yıldır kesintisiz süren ağaç kesimlerinin devam ettiği Bedlîs'te, ağaçlar bir daha yeşermesin diye kepçelerle kökünden sökülüyor.


Kentte, Xîzan (Hizan), Tûx (Tatvan) ve Oleka Jor bölgelerinde yaşanan kesimler nedeniyle orman varlıklarının yüzde 40'ı yok oldu. Duruma tepki gösteren köylüler, kesimlerin önce devlet tarafından başlatıldığını, ancak şirketlerin devreye girmesiyle, valiliğin yasaklama kararına rağmen devam ettiğine dikkat çekti.

'TERÖR' GEREKÇESİYLE BİNLERCE AĞAÇ KESİLDİ!

Kentte 2018 yılından bu yana devam eden kesimler ilk olarak Xîzan'da başladı. Daha sonra Şêx Cûma, Oleka Jor ve Oleka Jêr köylerinde devam eden kesimler nedeniyle birçok alan traşlandı. Dağ etekleri tamamen çıplak hale gelirken, kepçeler için yollar açıldı.

İlk yıllarda jandarma eşliğinde yapılan kesimler için bugüne kadar onlarca ihale yapıldı. "Terör bölgesi" adı altında yapılan kesimlerde, şirketler kiraladıkları kepçe ve traktörlerle ormanlık bölgeye giriş yaptı. Kesilen ağaçlar kamyonlara yüklenerek satışa gönderildi. Bölgede faaliyet gösteren şirketlerin, köylülere "Siz ne kadar çok keserseniz, o kadar çok para alırsınız" diyerek ağaç kesimine teşvik ettiği belirtildi.

ÖNCE İZİN VERDİLER, ŞİMDİ DURDURAMIYORLAR!

Kesim yapılan birçok alanda ağaçlar kökünden sökülürken, bölgedeki köylüler ise yıllardır motor sesleriyle uyuyup uyanıyor. Bölgeden çekilen fotoğraflar, talanın boyutunu gözler önüne seriyor.

DEM partili milletvekillerinin konuyu Meclis’e taşımasının ardından, İl Orman Müdürlüğü tıraşlanan birkaç bölgede ağaç kesimini yasakladı. Ancak daha önce izin veren, ardından yasaklayan müdürlük, alana giren şirketlerin kesimlerini durduramazken, bölgede birçok korucunun da yasağa rağmen traktörleriyle ağaç kesmeye devam ettiği öğrenildi.

Hem meyve bahçelerinin hem de ağaçlarının yok olduğunu belirten bölge halkı, ağaçsız kalan yabani hayvanların da yiyecek bulamadığı için köylere inerek tarlalarına zarar verdiğini aktardı.

Şêx Cûma köyünde yaşayan İdris Turgut, çözüm sürecinin sona ermesinden sonra ağaç kesimlerinin sistematik bir hal aldığını ifade etti. Turgut, “Çözüm süreci bittikten sonra bu kesim olayları başladı. Doğayı talan ettiler, ağaç kalmadı. Bu yüzden yaban hayvanları köylere inmeye başladı. Biz de tarlalarımızı korumak için etrafını çevirmek zorunda kaldık” dedi.

'ŞİRKET VE KORUCULAR AĞAÇ BIRAKMADI'

Turgut, devletin ve büyük şirketlerin bölgeye müdahalesini eleştirerek şöyle devam etti: “Önce valilik, ardından şirketler devreye girdi. Korucuları para bile almadan buraya yerleştirdiler. Şimdi ise kesimleri durdurmaya çalışıyorlar ama şirketler buna karşı geliyor. Ceza tehdidine rağmen hala ağaç kesiliyor. Motor sesleri sabah akşam susmuyor. Şirketler köylüleri de bu işe dahil etmeye çalışıyor. Eskiden kimse bu işle uğraşmazdı. Hayvanların otlayacağı alan kalmadı. Bazı yerlerde ise ağaçları kepçelerle kökünden kesiyorlar.”

'TALAN KÜRDİSTAN'DA OLUNCA SESSİZ KALIYORLAR'

İdris Turgut, doğaya yapılan bu müdahalenin Kürt bölgelerinde görmezden gelindiğine dikkat çekerek şunları söyledi:  “İzmir’de bir ağaç kesilince herkes ayaklanıyor, mesele Kürdistan olunca kimsenin sesi çıkmıyor. Biz, ses çıkarınca baskı uygulanıyor. Herkes bu kesimlere karşı ses çıkarmalı.”


         


        

'MEYVE BAHÇELERİMİZİ KESTİLER'

Saime Elmas ise yaşananları şöyle anlattı: “Ağaçlarımıza çok zarar verdiler, meyve bahçelerimizi kestiler. Yaban hayvanları artık tarlalarımıza iniyor. Şirketler ve korucular kazanıyor ama biz geçim kaynaklarımızı kaybediyoruz. Üstelik zarar vermekle kalmıyor, bize hakaret de ediyorlar.”

Saime Elmas, barış söylemlerine de değinerek, “Barış ağaç keserek mi gelecek? Köylerimizi ve doğamızı rahat bıraksınlar. Bu insanlara ve ağaçlara zarar vermeyi bıraksınlar” çağrısında bulundu.