COP30’da ‘yerli’ protestosu: Topraklarımız satılık değil!

Amazon’un kapısı Belem’de düzenlenen COP30 zirvesi, sıkı güvenlik önlemleri ve çevreci ile yerli grupların protestoları eşliğinde sürüyor.

Brezilya’nın kuzeyinde, Amazon Ormanları’nın giriş kapısı olarak bilinen Belem kentinde pazartesi günü başlayan Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı (COP30), yoğun güvenlik önlemleri ve çeşitli çevre hareketleri ve yerli hakların protestoları eşliğinde devam ediyor.

Yaklaşık 170 ülkenin temsilcileri, devlet ve hükümet başkanları, çevre bakanları, bilim insanları, yerli halk liderleri ve sivil toplum kuruluşlarının katıldığı konferans, iklim değişikliğiyle mücadelede küresel ölçekte atılacak yeni adımları tartışmayı hedefliyor. Bu yılki zirveye, Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva’nın yanı sıra, BM Genel Sekreteri António Guterres, Avrupa Birliği temsilcileri ve birçok Latin Amerika ülkesinden üst düzey katılımcılar da yer alıyor. Dünyanın en büyük ekonomisi ve ikinci en büyük sera gazı yayıcısı olan Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Hindistan konferansa katılmayan ülkeler arasında. 

Temel amacı iklim değişikliğiyle mücadele olan konferansın bu yılki ana gündem maddeleri arasında, küresel karbon emisyonlarının azaltılması, fosil yakıtlardan kademeli çıkış planları, yeşil finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi ve iklim krizinden en çok etkilenen gelişmekte olan ülkelere destek yolları bulunuyor. Ayrıca, Amazon yağmur ormanlarının korunması ve biyoçeşitliliğin sürdürülmesi de COP30’un öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor.

COP30, 1995 yılında Berlin’de düzenlenen ilk konferanstan bu yana süregelen küresel iklim diplomasisinin 30. yılına denk geliyor. 2015’te imzalanan Paris Anlaşması, bu süreçte en önemli dönüm noktalarından biri olmuştu. Ancak, aradan geçen on yılda küresel sıcaklık artışının 1,5°C sınırına yaklaşması, birçok uzmana göre “zamanın daraldığını” gösteriyor.

Bu nedenle Belem’deki zirve, sadece yeni taahhütlerin açıklanacağı bir toplantı olmanın ötesinde, iklim eylemi açısından kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor. Uzmanlar, COP30’un “Amazon’un kalbinde düzenleniyor olmasının” da sembolik bir önem taşıdığına dikkat çekiyor; çünkü bölge, hem gezegenin en büyük karbon yutak alanı hem de ormansızlaşma baskısı altındaki en hassas ekosistemlerden biri. 

EYLEMLERİN GÖLGESİNDE DEVAM EDİYOR

Konferansın düzenlendiği Belem sokaklarında ise yüzlerce çevreci, yerli halk temsilcisi ve gençlik hareketi aktivisti, “Daha fazla söz değil, gerçek eylem” sloganlarıyla hükümetleri somut adımlar atmaya çağırıyor. Protestocular, özellikle gelişmiş ülkelerin tarihsel sorumluluğunu hatırlatarak, iklim adaleti ve finansal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi taleplerini dile getiriyor. Konferansın ikinci gününde kentte akşam saatlerinde yerli halk ve destekçileri tarafından iklim ve sağlık için bir yürüyüş düzenledi. Yürüyüşün ardından “Topraklarımız satılık değil” sloganı eşliğinde konferansın yapıldığı salona girmek isteyen yerli halklardan oluşan eylemciler ile güvenlik görevlileri arasında kısa süreli çatışmalar yaşandı. Yerli halk eylemcilerin temel talepleri arasında, yerli halkların karar alma süreçlerine dahil edilmesi, topraklarının tarım endüstrisinden, petrol aramalarından, yasa dışı madencilerden ve kaçak ağaç kesimlerinden arındırılması yer alıyor.  

Uzmanlara göre, COP30’dan çıkacak sonuçlar yalnızca diplomatik metinlerde kalmayacak; aynı zamanda önümüzdeki on yılda küresel enerji politikalarının ve ekonomik önceliklerin yönünü de belirleyecek.