GÖRÜNTÜLÜ

Dayanışma için İstanbul'dan Besta'ya geldi: Ortak mücadele şart

Besta'da ekolojik talana karşı nöbet eylemine katılan İklim Adalet Koalisyonu Aktivisti Çiğdem Özbaş, " Barış, sadece silahların susması değildir. Toprakla, havayla, suyla barışın sağlanması gerekir. Bunun takipçisi olacağız” dedi.

Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde Şirnex’te yaşanan sistematik doğa talanına karşı ağaç kesiminin devam ettiği Besta bölgesinde bir günlük nöbet eylemi tutuldu. Kent merkezinde yapılan yürüyüşün ardından Besta bölgesinde ağaç yığınlarının olduğu alana giden yüzlerce kişi, burada kurdukları çadırlarda kaldı.

Dayanışma içerisinde yemek yedikten sonra serbest kürsüde buluşan ve ardından halaylar çeken kitle, gece boyu uyumadı. Sabah ise kahvaltı yaptıktan sonra yığın haline getirilen ağaçları satılmasını engellemek amacıyla vadiye ve ormanlık alana kitle, ağaç kesimlerine dikkat çekmek ve tahribatı azaltmak için ağaç dikme kampanyası başlattığını duyurdu.

Dayanışma içerisinde başlayan ve sonlanan nöbet eylemine İstanbul'dan katılan İklim Adalet Koalisyonu ve Toprağımızı Vermiyoruz Kampanyası Aktivisti Çiğdem Özbaş, yaşanan ekolojik talanın korkunç bir boyuta vardığına dikkat çekti.

Sermaye ve devlet talanına dur demek için ülkedeki bütün kesimlerin dayanışma içerisinde olması gerektiği çağrısında bulunan Çiğdem Özbaş, ekolojik anlamda ortak mücadele ve dayanışmanın da önemine vurgu yaptı. Çiğdem Özbaş, "Kimse kendini yalnız hissetmesin" dedi.

Şirnex’teki eylemlere katılan Çiğdem Özbaş, ekoloji hareketlerinin halkla birlikte orman kesimleri ve yaşam alanlarının yok edilmesine karşı yürüttükleri direnişi anlattı.

'ORMANLAR YOK EDİLİYOR'

Kürdistan’da yıllardır devam eden kesim sürecine karşı halkın direndiğini hatırlatan Çiğdem Özbaş, şunları söyledi: “Nöbetler tutulduğunu biliyoruz ve genel olarak halkın imza kampanyalarıyla ağaç kesimlerini durdurmaya çalıştığını da biliyoruz. Türk bölgelerinden ekoloji hareketleriyle birlikte ‘Toprağımızı vermiyoruz’ diyerek kampanya başlattık. Son çıkan Torba Yasa’nın getirdiği işgal düzenlemelerine karşı ortak eylem çağrılarına ses verdik.”

'GÜVENLİK, TALANA BAHANE OLUYOR'

Şirnex’teki yürüyüşe katıldıklarını ve şu anda nöbette olduklarını belirten Çiğdem Özbaş, “güvenlik” adı altında yapılan ağaç kırımına şu ifadelerle dikkat çekti: “Her tarafta tel örgü olduğunu görmek gerçekten çok can acıtıcı. Güvenlik bahanesiyle kesilen ağaçlar, barış yolunun nasıl engellendiğini çok iyi anlatıyor. Hem doğayla barışın sağlanabilmesi hem de toplumdaki tüm hakların yerelde, birlikte yaşama olanaklarını geliştirebilmek çok değerli.”

'İNSANLARIN GEÇİM KAYNAKLARI YOK EDİLİYOR'

Çiğdem Özbaş, ekonomik kalkınma bahanesiyle yaşam alanlarının yok edildiğini, halkın ciddi bir yalnızlığa itildiğini, “Meralar, tarım alanları, küçük yerleşimler ve hayvancılıkla geçinen topluluklar kıstırılmış durumda. Köylere ve kasabalara gittiğimizde daha çok yaşlıların kaldığını, gençlerin iş bulmak için şehirlere göç etmek zorunda olduğunu görüyoruz. Bu durum güvenli gıdaya ulaşımımızı engelliyor, enflasyonu artırıyor. Hayvancılık ve ulaşım da çok zorlaştı, yalnızlık duygusu çok yoğun” sözleriyle vurguladı.

'ORTAK MÜCADELE GÜÇLENMELİ'

Şirketlerin devlet güvenlik güçleriyle birlikte hareket ettiğini söyleyen Çiğdem Özbaş, şöyle devam etti: “Asker, polis, jandarma şirketlerin arkasında duruyor. Açılan yollar, kesilen ağaçlar, halkın mera diye kullandığı alanların şirketlere peşkeş çekilmesi büyük bir isyana dönüşüyor. Bu çığlıkla buluşabilmek için ekoloji hareketleri uzun süredir örgütleniyor. Son 6-7 yıldır birlikler oluşturuyor, Kürdistan’daki ekoloji hareketleriyle buluşmaya çalışıyoruz. Daha önce Cûdî Dağı eteklerinde ortak eylem yaptık, müdahaleye maruz kaldık.”

'DOĞAYLA BARIŞ OLMADAN GERÇEK BARIŞ İNŞA EDİLEMEZ'

1 Eylül’de yayımlanan “Doğayla Barış Deklarasyonu”na işaret eden Çiğdem Özbaş, “Herhangi bir yerden yükselen çığlığı ortaklaştırmak, daha büyük bir ses haline getirmek için ciddi bir örgütlenme geçmişi yarattık. 70’ten fazla kurumun imzasıyla ‘Doğayla Barış Deklarasyonu’ yayınladık. Barış, sadece silahların susması değildir. Toprakla, havayla, suyla barışın sağlanması gerekir. Halkın gelecekte yaşamını sürdürebilmesi için tüm iyileştirmelerin yapılması şarttır. Bunun takipçisi olacağız” dedi.

Çiğdem Özbaş, özellikle kadınların bu süreçteki mücadelesine de dikkat çekerek, şunları belirtti: “Barış süreci söylemi altında ekolojik yıkıma izin vermeyeceğiz. Kadınların yaşam alanlarında çok büyük bir cefayla çaba gösterdiğini, çığlık attıklarını duyuyoruz ve her türlü dayanışma içinde oluyoruz.”