“Kendimizi siper ederiz ama orada maden çalışmasına izin vermeyiz"

Hesandin Yaylası’ndaki maden çalışmasına karşı çadır eylemi devam ediyor. Bölgede yaşayanlar, madene kesinlikle müsaade etmeyecekleri konusunda kararlılıklarını ifade ediyor.

HESANDIN YAYLASI

Amed’in Pasur (Kulp) ilçesindeki Hesandin Yaylası’nda köylülerin ve ekoloji mücadelesi verenlerin çadır eylemi devam ediyor. 2008’den bu yana devam eden ve Kulp Madencilik ve Dış Ticaret A.Ş. tarafından yürütülen maden çalışması, “ÇED gerekli değildir” raporu olmamasına rağmen devam ediyor.

Amed Barosu’nun, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden aldığı “ÇED raporu geçersiz” yazısı, şirketin başvurusu üzerine değiştirilmiş; şirket, yasalara aykırı bir şekilde “ÇED gerekli değildir” raporu alarak faaliyetlerine başlamıştı. Bunun üzerine Amed Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu, Diyarbakır İkinci İdare Mahkemesi'ne konuyla ilgili dava açtı. Mahkeme, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü'nden ÇED raporunu talep etti ve böylece raporun 2020’de sel baskınında yok olduğu ortaya çıktı. Tüm bunlara rağmen şirket maden aramaya devam ediyor; köylüler ise yaklaşık 15 gündür devam eden çadır eylemiyle şirkete karşı direniyor.

‘BİZİMLE RESMEN DALGA GEÇİLİYOR’

2008’den bu yana maden şirketine karşı direnişte olanlardan biri, Hêlîn (Yuvacık) köyünden Mehmet Baran, verdikleri mücadeleyi şöyle anlattı:

“Biz bu mücadeleyi 2008'den beri veriyoruz. Bizim, altı köyü ve onlarca mezrayı bağlayan ortak bir yaylamız var. 2008'den beri bu yaylada bir maden arama çalışması sürüyor. 2008'de bir ÇED raporu beş yıllığına alınmış; ama bu beş yıl içinde kesinlikle bir gram bile maden bu topraktan çıkarılmamış ve beş yıl içinde bu ÇED raporu tamamen yok olmuş, ortada yok. ÇED raporunun 2020 yılında sel baskınında kaybolduğu ortaya çıktı zaten. Ama ona rağmen şirket hiçbir şey olmamış gibi maden aramaya devam ediyor. Bizimle resmen dalga geçiliyor.

Şirket şu anda da yol çalışması başlattı maden için. Biz de 15 gündür çadır eylemine başladık. İlk gittiğimizde beş kişiydik. Ama şu anda, sağ olsun belediyemiz, ilçe örgütlerimiz, ekoloji dernekleri hepsi bize desteğe geldi. Biz buna kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Zaten halkımız da buna izin vermez. Kendimizi siper ederiz ama orada maden çalışmasına izin vermeyiz.”

‘YAŞAMA İMKANIMIZ KALMAZ’

Madenin o bölgede yol açacağı eko kırımı da anlatan Baran şunları söyledi:  “Altı köy ve onlarca mezra var o bölgede ve eğer maden açılırsa, bu yerlerden hiçbiri kalmaz. Hiçbir şekilde orada yaşama imkânımız kalmaz. İnsana bu dünyada nefesten önce su gerekir derler ya, bütün suyumuz o yayladan geliyor. Şimdi orada bir maden çalışması olursa, hiçbir şekilde suyumuz da kalmaz; kirlenir ve havamız da bozulur. Zaten yaylamız, bizim köylerin hemen yukarısında. En ufak bir yağmurda sel felaketi olur. Ayrıca bütün geçim kaynağımız zaten bu yaylada. İpek böcekçiliği, arıcılık, hayvancılık… Bütün geçim kaynağımız bu yayladan geliyor. Burası yok olursa, biz de gideceğiz mecbur. Ya şehir dışına çıkacağız ya da burada asla böyle bir şeye müsaade etmeyeceğiz.”