GÖRÜNTÜLÜ

Koçerler, kuraklık ve ekonomik krizle boğuşuyor

Kuraklık ve artan ekonomik kriz nedeniyle hayvanlarından eski verimi alamayan koçerler, gelirlerinin giderlerini karşılamadığını belirterek “Bu mesleği bıraksak da bırakmasak da açız” sözleriyle yaşadıkları zorluğu dile getirdi.

KOÇERLER

Havaların ısınmasıyla birlikte koçerler, dağ eteklerindeki yaylalara akın etti. Bir gelenek ve geçim kaynağı haline gelen koçerlik, ekonomik zorluklara ve yayla yasaklarına rağmen Kürdistan’ın birçok kentinde yaşatılmaya devam ediyor.

Bahar aylarının başında yaylalara giderek çadırlarını kuran ve sonbahara kadar yaylalarda kalan koçerler, karşılaştıkları birçok zorluğa rağmen yaşam mücadelesi veriyor. Ekonomik kriz nedeniyle gelir elde edemeyen ve sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen koçerler, durumlarını şöyle özetliyor: “Bundan başka bir işimiz yok; bıraksak da aç kalıyoruz, bırakmasak da!”


EMEK VAR, KARŞILIĞI YOK

Xarpet’in (Elazığ) Qovançiyan (Kovancılar) ilçesinde yaşayan koçerler, her yaz, soluğu Çewlîg (Bingöl) dağlarındaki yaylalarda alıyor. Hayvanlarıyla birlikte araçlarla yaylalara gelen Koçerler, burada kurdukları çadırlarda yaşamlarını sürdürüyor.

Çadırların yanı sıra kendi alanlarında tandır ve ocak da inşa eden koçerler, bütün ihtiyaçlarını buradan karşılıyor. İçme suyunu dağ eteğindeki çeşmeden sağlayan koçerler, çocuklarıyla birlikte hem soğuk havaya hem de kızgın güneşe karşı gün boyu durmadan çalışmak zorunda kalıyor.

Bu zorluğun en ağır yükünü ise kadınlar taşıyor. Sabahın erken saatlerinde kalkarak hayvanları sağan, ardından ekmek pişiren ve elbiseleri elde yıkayan kadınlar, gün boyunca ayakta kalmak zorunda kalıyor.

Verdikleri emeğin karşılığını alamadıklarını belirten kadınlar, yaşam koşullarının iyileştirilmesini istiyor.

KURAKLIK YAYLALARI DA VURDU

Mayıs ayında başlayan yayla hayatı, Eylül ayında sona eriyor.  Ancak son yıllarda artan ekonomik sıkıntılar ve yayla yasakları nedeniyle bu kadim meslek giderek zorlaşıyor.

Koçerlerden Sema Polat, bu göçebe yaşam tarzının ailelerinde kuşaklardır sürdüğünü belirterek şöyle konuştu: “Yaylalar ve hayvanlarımız tek geçim kaynağımız. Kışın evde, yazın yaylada hayvanlarla ilgileniyoruz. Artan sıcaklık nedeniyle artık çadırlarımızı daha yüksek yerlere kuruyoruz. Eskiden hayvanlarımız yürüyerek gelirdi; şimdi devletin yasakları yüzünden onları da araçla taşımak zorundayız ve paramızın yarısı benzine gidiyor.”

BÜTÜN YÜK KADINLARIN OMZUNDA

Yaylada hayatın büyük yükü kadınların omzunda. Sabah 5’te güne başladıklarını belirten Sema Polat, “Hayvan sağımından ekmek pişirmeye, çamaşır yıkamaktan çocuk bakımına kadar her şey biz kadınların işi. Elektrik yok, yollar yapılmıyor; her şeyi kendi imkanlarımızla yapmaya çalışıyoruz. Ama artık bu zorluklar dayanılmaz hale geldi” diye konuştu.

‘YEM ARTTI, HAYVAN UCUZLADI’

Yem fiyatlarının artması ve hayvanların para etmemesi nedeniyle gelirlerinin gideri karşılamadığını ifade eden Sema Polat, yaylacılığın artık bir anlamının olmadığına işaret etti:

“Eskiden hayvan para ederdi, yem ucuzdu. Şimdi tam tersi. Çoban parası, yem masrafı derken elimizde hiçbir şey kalmıyor. Bu kültürün artık bir anlamı kalmadı.”

‘BAŞKA GEÇİM KAYNAĞIMIZ YOK’

Bir diğer koçer, Muhteber Uçuk da yayladaki kuraklığa dikkat çekerek yaşadıkları çaresizliği şu sözlerle dile getirdi:

“Yağmur yağmadığı için ot da yok. Koyunlarımız ucuz, yem pahalı. Ne yapsak da verim alamıyoruz. Bu işi bırakmak istesek de geçim şansımız yok. Üç ay dağda, üç ay ovada çalışıyoruz ama kazandığımız yetmiyor. Ne hakkımızı alabiliyoruz ne de bir destek görüyoruz. Her türlü aç ve yorulduğumuzla kalıyoruz.”