GÖRÜNTÜLÜ

Madene karşı elinde sopasıyla direniyor: Topraklarımızı kimseye bırakmayacağız!

Lice'nin Mizag köyünde yaşayan Azize Alan ve diğer kadınlar, köylerindeki maden çalışmasına karşı direniş başlattı. Azize Alan, "Onlar buradan gidecek biz kalacağız. Bu topraklarımızı kimseye vermeyeceğiz" dedi.

LICE MADEN

Amed'in Lice ilçesinde Dimin Madencilik şirketi tarafından başlatılan bakır madeni çalışması bölgede yaşam bırakmadı. Maden çalışması kapsamında aldıkları ÇED raporu ile beraber Lice'nin Mizag(Kılıçlı) köyünde bulunan bir dağı delik deşik eden şirket, ruhsat aldıkları bir başka alana daha sondaj vurdu. Sondaj açılmasından önce bölgede onlarca ağacı kesen şirket, köylülerin hayvanlarını beslediği dereyi de kuruttu. Maden çalışması nedeniyle köylerinde ne kendileri ne de hayvanları için canlı yaşamının kalmadığını belirten kadınlar, neredeyse her gün maden sahasına gidip çalışma yapılan alanda kepçelerin öönünü kesip sondaj kuyularını elleriyle kapatmaya çalışıyor. Yaşam alanları için mücadele eden kadınlar, topraklarını terk etmeyeceklerini sık sık belirtirken şirket çalışanlarına ise açık bir dille; "Topraklarımızdan defolun" sözünü söylüyor.

BİLİRKİŞİ RAPORU NE SUYU NE AĞACI NE DE KÖYLÜYÜ GÖRMEDİ!

Lice’nin Akçabudak, Kılıçlı, Bayırlı, Ulucak, Baharlar, Güldiken, Yorulmaz ve Saydamlı mahallelerini kapsayan maden çalışması hem ekolojik hem de sağlık anlamda ciddi zararlara neden oluyor. Bölgede 700 hektarlık ruhsat alanına sahip şirket, ÇED gerekli değildir kararı alabilmek için faaliyet alanını 24,87 hektarla sınırlı tuttu. Projeye Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2020 yılında ÇED gerekli değildir kararı verildi. Geçtiğimiz sene maden çalışmalarının durması için köylüler Diyarbakır 4'ncü idare Mahkemesine dava açtı. Dimin Madencilik’in bakır madeni ve kırma-eleme tesisi projesine karşı “yürütmeyi durdurma” talebiyle açılan davada mahkeme yeniden bilir kişi keşfi istedi. Mahkeme kararının ardından keşif geçtiğimiz ay yapıldı. Keşfin ardından hazırlanan raporda şirket lehine kararlar alınırken, bölgedeki köylülerin geçim kaynaklarına ve su kaynaklarına ise yer verilmedi.

Öte yandan raporda yeraltı su seviyesi, yüzeysel su varlığı ve hidrolojik yapı hakkında da analiz yapılmadı. ÇED dosyasında bölgede bir su kaynağının olmadığı belirtilirken, köyün geçimini sağladığı dere yatağının maden tarafından kuruması ise görmezden gelindi. Köylüler yaşanan sürece tepki gösterirken, yaşam alanlarının tehdit edilmesini istemeyen kadınlar neredeyse her gün maden sahasına giderek çalışmaları durduruyor. Mizag köyü sakini kadınlar, maden şirketinin köylerini terk etmesi talebini her eylemde dile getirirken özellikle köyün geçmişte maruz kaldığı politikalara da dikkat çekiyor.

HER GÜN MADEN SAHASINA ÇIKIYORLAR!


Yaklaşık 2 kilometre yol yürüyerek dağ çıkan ve elinde sopası ile bu kepçelerin önünde duran isimlerden biri de 56 yaşında ki Azize Alan. 1994 yılında koruculuk dayatmasını kabul etmedikleri için köyleri yakılan Mizag'lı yurttaşlar, aradan yıllar geçmesinin ardından kısıtlı imkânlara rağmen yeniden köylerine döndü. Burada kendilerine ve hayvanlarına tek katlı evler yaparak topraklarında yaşamaya başlayan yurttaşlar, geçimlerini hayvancılık ve arıcılık ile sağlıyor. Bostan eken, hayvanlarının sütleri ve ballar ile üretim yapıp yaşam sürdüren köylülerin yaşamı maden şirketinin köylerine girmesi ile beraber tamamen değişti. Madenin hayata geçmesinin ardından köylerinde ki dereleri kuruyan, bostanları sebze vermeyen ve hayvanları otlanacak alan bulamayan köylüler, maden şirketi kazanırken kıt kanaat inşa ettikleri yaşamları da yok oluyor. Köyde ağaçları kesilen, dağları delik deşik edilen köylüler son olarak dağ tepelerine atılan sondaj kuyuları ile karşılaştı. Kuyunun açıldığı alanda ağaçlar kesilirken, köylüler bölgede heyelan riskinin oluşturulduğu gerekçesiyle ellerinde bastonları ile sondaj alanını bastı.

Burada işçilerle konuşan ve onlara tepki gösteren kadınlar, yaşam alanlarını korumak için mücadele ederken şirket çalışanları ise etraflarında bulunan ağaç kesimlerine ve maden yollarına gözlerini kapatarak laubali bir ifadeyle köylülere, "Biz burada sizin için iyi şeyler yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Ben toprağımın bir taşını altınlara değişmem" sözleri ile köylüler olarak verdikleri mücadeleyi anlatan Azize Alan, bu mücadelede ne yürüdükleri yolun ne de maruz kaldıkları baskıların kendilerine boyun eğdiremeyeceğini söyledi.

“Bu madenden her zararı görüyoruz, başımıza gelmeyen kalmadı. Ağaçlarımızı kestiler, sularımızı kuruttular, dağlarımıza zarar verdiler. Ne hayvanlara, ne kuşlara, ne de insanlara su kaldı. Eskiden sebzelerimiz dal dal çıkardı ama artık ne biber ne domates alabiliyoruz. Bütün bahçemiz kurudu. Bugüne kadar hiçbirinin bize bir faydası olmadı. Biz köylüyüz, bizim için önemli olan bahçemiz ve hayvanlarımız” diyerek köylülerin yaşadığı kayıpları dile getirdi.

'BİZİ TEHDİT EDEREK SUSTURMAK İSTEDİLER'

Maden şirketlerinin, doğayı tahrip ederek zenginleştiğini ancak köy halkının aç ve susuz kaldığını belirten Alan, tepkilerinin baskı ve tehditlerle bastırılmaya çalışıldığını söyledi: “Bu köyü susuz bırakıp, sonra gidip kendileri zengin oluyorlar. Bu sudan, bu meyveden herkes faydalanıyordu ama şimdi kimse bir şey yiyemiyor. Biz tepki gösterdiğimizde gelip bizi tehdit ediyor, baskı kuruyorlar. Biz de diyoruz ki: 'Köyümüzden gidin. Sizin burada ne işiniz var?' Bu topraklara yazık, bu insanlara yazık. Biz defalarca 'Defolun gidin!' dedik. Ama ne laftan ne sözden anlıyorlar.”

'KEPÇELERE KARŞI DİRENİŞİMİZ SÜRECEK'

Köylüler olarak her gün kepçelerin önünde durduklarını belirten Alan, direnişten vazgeçmeyeceklerini şöyle anlattı: “Dereyi kurutup ardından şebeke suyunu da kirlettiler. Biz bunlardan sonuna kadar şikâyetçiyiz. Her gün kepçelerin önüne gidiyoruz, 'Burayı size bırakmayız' diyoruz. Son bir taş kalana kadar biz buradan gitmeyeceğiz. Burası bizim yerimiz ama onların değil. Kendi topraklarımızın, kendi köyümüzün peşinde olacağız.”

 

'KÖYÜ ÖNCE BOMBALADILAR ŞİMDİ DE MADENLE YOK ETMEK İSTİYORLAR'

Azize Alan, geçmişte köyün yakılıp bombalanmasına rağmen ayrılmadıklarını ve yine gitmeyeceklerini vurguladı. “Bu köyü yaktılar, bombaladılar ama biz buradan gitmedik, geri döndük. Buraya keşfe geldiklerinde bize 'Buradan gidin, burada ne yapıyorsunuz?' dediler. Ben de onlara 'Siz gidin' dedim. Ben neden kendi topraklarımdan gideyim? Ben burada doğdum, büyüdüm; benim çocuklarım da burada büyüyecek. Ne olursa olsun buradayız. Bu memleketi, bu toprakları yok etmek istiyorlar. Evimi altınla doldursalar da tek bir taşa değişmem. Burası benim geleceğim, her şeyim. Buranın değerini parayla ölçmem” diyerek toprağına sahip çıkma kararlılığını ifade etti.

'ONLAR GİDECEK BİZ KALACAĞIZ'

Sözlerini “Buradan çıkmıyoruz. Onlar gidecek, biz kalacağız. Ya bizi öldürsünler ya da öldürsünler ama burayı bırakıp gitmiyoruz. Herkes sesimizi duysun. O maden patronları ve zenginlerin hepsi bu sözümüzü duysun. Bu mücadele herkese örnek olsun. Biz o kepçelerin önünde durmaya devam edeceğiz” diyerek tamamladı.